Ebru sanatı nedir ?tüm yorumlar;
EBRU
Ebru Kelimesi :
Ebru kelimesinin anlamı hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Kanaatimizce en çok benimsenen görüşe göre ebru kelimesi, bulut anlamına gelen ebri kelimesinin galat olarak ebru şeklinde kullanılmasıdır. Gerçekten de su yüzeyine atılan boyalar zaman zaman gökyüzündeki bulut kümelerini andırmaktadır. Ayrıca; yine Farsça kökenli olan âbı-ray yani su yüzeyi kelimesinin ebru şeklinde kullanıldığı da bir görüş olarak söylenmektedir.
Uğur Derman hocamızın “ Türk Sanatında Ebru” adlı kitabında bu konuyla ilgili yapılan açıklama şöyledir: Kelimenin kaynağı bulut gibi, bulutumsu veya kuş anlamlarına gelebildiğini söyledikten sonra Şemsettin Sami’ nin Kamus-ı Türkî isimli kitabını kaynak gösterir (sayfa 65) burada yapılan izaha göre Ebru kelimesinin aslı Farsça Ebrî ( Bulut renginde,bulutumsu) veya Çağatayca Ebre (roba,elbise yüzü,kürk kabı, hare gibi dalgalı ve dumanlı kumaş) olduğunu söyler. Kökeni nereden gelirse gelsin, günümüzde ebru kelimesine çok özel bir anlam yüklenmiş buna göre kağıda,kumaşa, ağaca ve hatta çiniye dahi uygulanabilen büyülü ve alımlı bir sanatın ismi olmuştur.
Tarihçesi :
Ebru sanatının ne zaman başladığını kesin olarak söylemek mümkün değildir. Ama bütün sanatkarların ortak görüşü bu sanatın bir Türk sanatı olduğudur. Kelimenin kullanılışında Çağatay Türkçesine kadar inilmesi de bu görüşü desteklemektedir. VIII.asırda Çin’ de Liu Shaa Shien isimli benzer bir sanatın 12. asırda da Japonya da ortaya çıkan Suinaqashi adıyla yine ebruya benzeyen bir sanatın varlığı bilinmektedir.

Ne var ki; Türkistan da ortaya çıkan ve daha sonra ipek yolunu takiben İran üzerinden Anadolu’ya gelen ebru sanatı yukarıdaki bahsedilen sanatlardan tamamen farklıdır.
Ebru sanatının VIII. YY’ da orta Asya da Türkistan da ortaya çıktığı XVI. YY’ da da Anadolu’ya İstanbul’ a geldiği kabul edilir. Elimizde en eski ebrular arasında Topkapı Sarayında bulunan Arifi’ nin 1539 tarihli Gul-i Çevgan , Heratlı Mir Ali’ nin İstanbul Üniversitesi kütüphanesinde bulunan 1539 tarihli iki kıtasının bulunduğu ebrular, Uğur Derman koleksiyonunda bulunan Maliki Deylemiye ait bir kıtanın yazıldığı 1554 tarihli ebru ve Fuzuli’ nin “ Had-i Kât üs Sueda” ( Mutluluklar Bahçesi) isimli eserinin bir kopyasında kullanılmış olan ebrular bulunmaktadır.
Ebru Çeşitleri :
Battal Ebru :
Tarz-ı Kadim’de denilen bu ebru çeşidi boyaların sırasıyla az açılandan başlayarak çok açılanına varıncaya kadar tekneye fırça yardımıyla serpilmesi suretiyle elde edilen ebrûdur.
Yapılan işlem bakımından en basit ebrû olmasına rağmen sonuç itibariyle yapılması en zor olan ebrû dur. Ebrûnun ilk mektebi sayılır. Battal ebrûyu başaramayan diğer ebru çeşitlerini yapamaz.Ebrûcunun ustalığı yapmış olduğu battal ebrûdan belli olur. Zira peş peşe atılan boyaların öd ayarları doğru yapılmazsa kitre yüzeyinde boyalar arasında boş kalan renksiz damarlar mermer damarından daha büyük olur.
Ebru dilinde buna “falso” denir. Ya da boyalarda fazla öd bulunursa ebru damarları birbirine çok sıkışır, kağıt tekneden sıyrılırken boyalar akar yada birbirine karışır. Battal ebrû yan kağıdı olarak kullanıldığı gibi aharlanıp eskiden kitap kabı olarak da kullanılırdı. Ayrıca levha kenarlarında dış pervaz olarak ta kullanılır. Son zamanlarda soyut resimden hoşlanan sanatseverler levha olarak ta evlerine asmaktadırlar.
Gel git Ebrûsu :
Battal ebrû yapıldıktan sonra kalın bir biz ile teknenin önce bir kenarına sonra diğer kenarına paralel bir ileri bir geri karıştırılarak yapılan ebrûdur.



Üzerine serpme yapılırsa daha güzel olur. Levha kenarlarında ara pervaz olarak kullanılır.
Şal Ebrû :
Gel git ebrûsu yapıldıktan sonra serpme yapmadan önce bizle teknenin üzerinde kavisli şekiller vermek suretiyle yapılan ebrûdur.


Yan kağıdı olarak veya levha kağıtlarında dış pervaz ara pervaz olarak kullanılır.
Serpmeli Battal :
Battal ebrû yapıldıktan sonra kitresi fazla olan boyalardan herhangi birisi fırçadaki boya kavanozuna iyice sıkıldıktan sonra tekneye serpilmesiyle elde edilir.
Yan kağıdı olarak ve levha kenarlarında dış pervaz olarak kullanılır.
Zemin Ebrûsu :
Aynı boyadan az ödlü, çok ödlü ve neftli olarak 3 kavanoz boya hazırlanır. Bunlar tekneye serpilerek battal ebrû yapılır. Neftli boya yerine açık renkli bir boyada serpilebilir.Zemin ebrûsu çiçekli ebrû yapmak için alt fon oluşturur. Öylece alındığı zaman ise aharlanıp hat sanatı için kullanılır.
Çiçekli Ebru :
Ebrûda papatya çiçeğini ilk defa stilize eden Mustafa Düzgünman’dır. Çiçekli ebrûnun çeşitleri fazladır. Lâle ebrusu, menekşe ebrusu,karanfil ebrûsu, gelincik ebrûsu,papatya ebrûsu,sümbül ebrûsu,efsun ebrûsu,gül ebrûsu gibi.


Akkase Ebrûsu :
Önce bir kağıda hafif ebrû yapılır. Kuruduktan sonra Zamk-ı Arabi ile üzerine yazı yazılır. Oda kuruduktan sonra kağıt tekrar ebrû teknesine batırılır. Çıkan ebru yazılı ebrûdur.
MALZEMELER :
1- Boyalar : Türk Ebrû sanatında suda erimeyen asit ve kazein içermeyen ışıktan etkilenmeyen doğal ve toprak asıllı boyalar kullanılır. Bazı renkler taş veya toprağın bizzat kendi rengidir. Bazı renkler oksit boyaların renkleridir. Bazı renkler ise pigment asıllıdır.
2- Oksit Boyalar : Sarı oksit, kırmızı oksit,yeşil oksit,kahverengi oksit,bunlardan oksit sarı inorganik bir pigmenttir. Oksit kırmızı,aşı boyası da denir inorganik bir pigmenttir.Oksit kahverengi çeşitli tonları vardır , inorganik pigmenttir. Ebruda kullanılan beyaz ince üstübeç boya yapmak için kullanılır ve yağsızdır. Yağlı olan litopon üstübeci neftli boya hazırlamada kullanılır. Siyah karbondur, isten yapılır çok hafif olduğu için yalnız kullanılmaz toprakla karıştırılır. Kırmızı rengin pigment olanı ise organiktir. Çiçek yapmakta kullanılır.Lahor çiviti, bir başka ismi bebe çivitidir, bebeklerin ağzında oluşan aft tedavisinde kullanılır. Gevrek taşı gibidir. Bitkisel ve çok güçlü bir boyadır. Taş gibidir. Dövülerek toz haline getirilir. Çamaşır çividi beyaz çamaşırlar için ağartıcı olarak kullanılır. Mavi bir tozdur. Sarı,mor,kırmızı,yeşil,mavi renklerin pigment olanları da vardır. Turuncu rengin hem oksit hem de pigment olanı bulunur. Yeşil boyanın da oksit olanı ve pigment olanı vardır. Ayrıca biz Kastamonu’da Küre İlçemizden yeşil boyanın toprak olanını elde ettik. 
Kastamonu’muzda merkez ve ilçelerinin çeşitli yerlerinde topraktan elde edebileceğimiz bir çok rengimiz mevcuttur. Beyaz rengi merkeze bağlı “Kayalı Köyü” nden pekmez toprağından elde ederiz. Şehir merkezinden “Gökdere Mahallesi”nden gri renkte boya elde ederiz. “Kızıl Bayır “ mahallemizden ve aynı zamanda eski kışlanın bulunduğu bölgeden (yeni alay bölgesinin bulunduğu yerden) kırmızı boyamızı elde ederiz. Sarı renkli topraklarımız yöremizin çeşitli yerlerinde bolca bulunur. Araç ilçesinin çevresinde çeşitli tonlarda kahverengi, Doğanyurt ilçemizin yolu üzerinde ise açık yeşil renkleri bulmak mümkündür. Bunların yanı sıra Tosya yolundan, Çatalzeytin yolundaki Yaralıgöz tepesinin çevresinden yine güzel renkler bulabiliriz. Topraktan elde edilen ebrû boyası teknede hiç sorun çıkarmaz. Buna karşı oksit veya pigment boyaları kıvamına getirmek oldukça zahmetlidir. Bu tür boyaların içine genellikle toprak boya koymak suretiyle terbiye etmek mümkündür. Aynı zamanda toprağın rengi göze hoş gelen ve gönül alıcı tatlılığa sahipken oksit veya pigment boyalar genellikle sert ve itici bir görüntü oluşturduklarından tek başlarına kullanılmaları hoş değildir. Bu türlü boyaların içine toprak katarak renklerini daha çekici hale getirmelidir. Ebrûcular genelde İstanbul’da bulunduklarından kitaplarda toprak olarak sadece çamlıca toprağı zikredilmiştir. Halbuki Anadolu muz Ebrûda kullanabileceğimiz zengin toprak çeşitleriyle doludur.
3- Boyaların Hazırlanışı : Oksit ve pigment boyalar toz olarak satılır. Alındığı gibi kullanılmaz. 60×60 düz bir mermer üzerinde desteseng (el taşı) yardımıyla krem kıvamına gelinceye kadar suyla inceltilerek ezilir. Ezilen her bir boya spatula yardımıyla ana kap dediğimiz kavanozlara konulur,içlerine bir miktar öd ve su ilave edilir ve kapakları kapatılır. Lahor çivitini ezmeye gerek yoktur, kavanozun içerisine sıcak su koyduğumuz zaman kendiliğinden erir. Tabiattan elde ettiğimiz toprak boyalar istenilirse mermerde ezilerek kullanılabileceği gibi toprağın renginin süzmek suretiyle alınmasıyla da kullanılabilir. Bunun için önce bir iki avuç toprak geniş bir kovaya konulup, kova tamamen suyla doldurulur., bir sopa yardımıyla güzelce karıştırılır ve iki üç dakika bekledikten sonra bir başka kovanın içine tülbentten süzerek sadece suyu aktarılır. Bir gün bekletilince suyun bulanığı dibe çöker. Üzerinde temiz su kalır, bu su hortum vasıtasıyla dipteki tortuyu harekete geçirmeden başka bir kovaya boşaltılır. Dipteki tortu ebrû boyası olarak kullanılır. Renklerin elde edilişinde oksit veya toprağın bizzat kendi rengi kullanılabileceği gibi başka renklerle karıştırmak suretiyle değişik renkler elde etmemiz de mümkündür. Bu işlem tamamen ebrû sanatçısının kendi tercihine göre şekillenir. Boyaların karıştırılarak yeni renkler elde edilme işlemi ana kaplardan ikinci ve üçüncü kavanozlara aktarılırken yapılır. İkinci kavanozlara konulan boyalar içine az öd katılarak daha az açılması sağlanır. Üçüncü kavanozlara konulan boyalara da az öd katarak çok açılması sağlanır.
4- Sığır Ödü : Boyaların tekne üzerinde batmadan yüzebilmelerini ve aynı zamanda istediğimiz büyüklükte açılmalarını sağlamak için sığır ödü kullanılır. Öd, boyaların tekne üzerinde birbirlerine karışmasını da önler. Sığır ödü yüzey aktif asitler içerir. Kitrenin üzerindeki yüzey gerilimini kırarak boyanın açılmasını sağlar. Mezbahadan alınan sığır ödü bir tülbent yardımıyla başka bir kaba süzülerek aktarılır. Böylece içerisinde bulunan köpük, yağ ve kan temizlenir. Bu kaptaki sığır ödü, ağzı güzelce kapatılarak muhafaza edilir. Lazım oldukça şırınga yardımıyla boyaların içerisine katılır. Boya kavanozlarımızı 3 bölüme ayırmıştık. Bu kavanozlardan 1. de ezmiş olduğumuz boyalar bulunmaktadır. Bunlara ana kap diyoruz. Ana kaptan bir kaşık yardımıyla 2. ve 3. kavanozlarımıza boya aktarırız. Aktardığımız bu kavanozlara su ve öd katarak onları karıştırırız. Genellikle az açılmasını istediğimiz boyalara az öd katarak, çok açılmasını istediğimiz boyalara da çok öd katarız. Tekneye boyaları serperken önce az açılan boyaları, daha sonra çok açılan boyaları kullanırız. Çiçek ve yaprak yapmakta kullandığımız boyalara da fazla öd koyarız. Ebrûculuğun en önemli kısımlarından birisi boyaların su ve öd ayarıdır. Bu zamanla deneme ve yanılma yöntemiyle öğrenilebilir. Boyanın su yüzeyinde ne kadar açıldığını öğrenebilmek için kavanoza batırdığımız bizi suyun üzerine damlatırız. Az açılan boya takriben 4-5 cm çapında çok açılan boya 7-8 cm çapında olur. Çok açılmalarını istediğimiz boya az açılıyorsa içine birkaç damla daha öd katmamız gerekmektedir. Koyun ödü kullanılmaz. Bazı sanatçılar ödü benmari yöntemi ile kaynatırlar ve o şekilde muhafaza ederler. Yani mezbahadan gelen ödü metal bir kap içine koyup içinde su kaynayan başka bir kabın içerisine oturturlar ve üzerinde oluşan yağ ve köpükler temizlenir ve böylece bir kavanoza doldurulur. Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, mezbahadan alınan öd süzüldükten sonra, ağzı kapalı bir kap içinde uzun yıllar muhafaza edilebilmektedir. Ödün kendisi asit olduğundan artık bozulacak yeril kalmamıştır.
5- Kitrenin Hazırlanışı : Özellikle Anadolu’muzda bulunan Geven ismiyle bilinen bir bitkinin özünden elde edilen bir sıvıdır. Kitre özellikle Temmuz- Ağustos aylarında geven bitkisinin kök kısmı bir karış kadar kazılmak suretiyle açılır, uygun bir bıçak yardımıyla bitkinin kökü yarılır. Yarılan bu kısımdan koyu kıvamda bitkinin özü akar. Güneş ile temas etmesi sonucunda sertleşir. 15 gün içerisinde toplanması gerekir. Kuruma esnasında şayet yağmur yağarsa kitre bozulur ve onunla ebru yapılmaz. Aktarlardan kitre alırken beyaz ve topraksız olanı bilhassa “fiyor kitre “ diye satılanı tercih edilir. İran’dan gelen kağıt beyazına yakın renkte olan kitre ebrû sanatında iyi sonuç vermez. Bizim kullanmış olduğumuz kitrenin rengi krem beyazı olmalıdır. Aynı zamanda o senenin ilk ürünü olmasına dikkat etmelidir. Batı dünyasında kitre yerine deniz kadayıfı kullanılmaktadır. 35×50 ebadındaki bir tekne için yaklaşık bir avuç (30-40 gr) kitre kovanın içerisine dökülür. Üzerine de 1-2 litre su konulur. Kullanacağımız suyun da önemi vardır. Her türlü su ebrûda kullanılmaz. Özellikle kireçsiz saf su tercih edilir. Şayet bu şekildi su bulunamazsa su kaynatılır ve o şekilde su soğuduktan sonra kullanılır. Kovanın içinde kitre kendiliğinden kabarmaya başlar. 1 gün sonra kitreyi yoğururuz. Yalnız kitreyi yoğurmadan evvel her seferinde ellerimizi yıkayıp üzerindeki yağlardan arındırmalıyız. Yeri gelmişken söyleyelim sağ zerrecikleri ve sabun zerrecikleri kitreyi bozar. Şayet kısa zaman içerisinde ebrû yapmak istiyorsak saat başı kitremizi yoğururuz birer litre su ilave ederiz. Şurasını unutmayalım biz ne yaparsak yapalım kitrenin kendine mahsus bir çözülme süresi vardır. Bu zaman dolmadan kitre tamamen çözülmez. Bazen aceleci davranır ve fazla su katarsak o zaman kitre olması gerekenden daha fazla cıvır, boyalar teknenin üzerinde uçuşur.Kitre yoğurma işlemini bir hafta içerisine yaymak güzel olur. Her gün birkaç defa yoğurup su kattıktan sonra çözülmesi için kendi haline bırakırız. Bir avuç kitre için yaklaşık 7-8 litre su ilave edilir. Elbette bunun ayarı zaman içerisinde tecrübeler sonucunda bilinebilir. Yeni öğreniyorsak aceleci davranmayıp kitremizi yavaş yavaş ayarına bakarak sulandırmamızda fayda vardır. Kitrenin ayarını anlatabilmek için içtiğimiz salep kıvamını veya koyu ayran kıvamını örnek gösterebiliriz. Hazırlamış olduğumuz kitremizi tekneye dökmeden önce kaput bezi, amerikan bezi, mermerşahi den yaptığımız kitre torbası ile en az üç defa süzmemiz gerekmektedir.
6- Kitrenin Ayarı : Tekneye boşalttığımız kitrenin ebrû yapacak kıvama gelip gelmediğini anlamak için üzerine biz vasıtasıyla bir damla boya damlatırız. Şayet zorla açılıyorsa ve dairenin kenarları kırık kırık oluyorsa kitremiz koyu demektir, yeniden su katıp karıştırmamız gerekmektedir. Damlattığımız boya hızla açılıp olduğu yerde kalması gerekir. Biz ile çektiğimiz zaman boya geri gitmemelidir. Çok sulu oluyorsa bu seferde boya alır başını gider.
7- Fırça Yapımı : Ebrû fırçasının çubuğu gül dalından olmalıdır. Çubuk düzgün sopalardan olmalı, uzunluğu dirsek boyunda olmalıdır. Kesmiş olduğumuz gül çubukları üzerindeki dikenler koparılır, çubuğun kabuğu soyulmaz. Çubuklar iyice kuruduktan sonra fırça yapımında kullanılır. Fırçada kullanacağımız bir diğer malzeme de at kuyruğudur. Özellikle yaşlı atların kuyruğu tercih edilmelidir. Ayrıca bağlamak için misina gerekmektedir. Çubuğumuzun uç kısmına 2,5 cm civarında bali yapıştırıcısı sürdükten sonra orantılı bir şekilde at kuyruğunu üzerine koyarız ve misina ile sararız. Daha sonra makasla fırçamızın ucunu düzeltiriz.Sağlam olması için misinanın üzerine de bali sürüp kurumaya bırakırız.
8- Tekne : Çelik, krom veya galvanizli saçtan tekne yapılır.Derinliği 5 cm boyutları 36×51 cm olmalıdır. Kağıdı çekeceğimiz tarafına kağıdı çizmemesi için 2-3 mm kalınlığında bir mil kaynattırılırsa daha iyi olur.
9- Taraklar : Taraklı ebrû yapmak için çeşitli aralıklarda taraklar yapmamız gerekmektedir. Normal tarakların aralıklarını yarım cm olmalıdır.Bunun dışında isteyen istediği aralıklarda taraklar yapabilir. Taraklar boncuk iğnesi denilen ince iğnelerin yada çatal iğnelerin düz bir tahta üzerine çakılarak veya yapıştırılarak tespit edilmesi şeklinde yapılır. Tarakların boyu teknenin boyundan bir miktar kısa olması gerekir. Teknenin dikey ve yatay boyutuna göre taraklar yapılabilir.
10- Bizler : Tekneye boya damlatmak teknenin yüzeyindeki boyalara şekil vermek aynı zamanda tekneyi karıştırmak için farklı kalınlıklarda bizler kullanılır. Bunun içinde çeşitli kalınlıklarda teller veya çiviler ağaç bir sapa yerleştirilmek suretiyle yapılır. Mümkün olduğu kadar paslanmaz metallerden tercih edilmelidir.
11- Neft : Eskiden Eğriboz adasından gelen çam nefti kullanılırdı. Ama şu anda bulmak mümkün değildir. Ebrû yapımında tabii neft kullanılır. Ayrı bir kaba ayrılan boyaya damla damla istenilen sonuç elde edilene kadar neft ilave edilir. Neftli boyaya batırılan fırça iyice temizlenmeden normal boya kavanozuna sokulmaz.
12- Kağıt : Birinci hamur kağıt tercih edilir. Normal olarak 90 gr olması iyi olur. Toptancıdan 70×100 ebadında alınan kağıt 4 parçaya bölünür. 35×50 olarak kullanılır. Şamua kağıt da kullanılabilir.
Teknenin üzerini temizlemek amacıyla 3. hamur kağıt tekne ebadında kestirilmelidir.Veyahut bunun için gazete kağıdı kullanılabilir.
EBRÛNUN YAPILIŞI :
Ebrû yapımında iki önemli bölüm vardır. Bunlardan birisi boyaların ayarı, bir diğeri de kitrenin ayarıdır. Bu iki ayrı malzemenin ayarları tam anlamıyla birbirini tutmazsa ebrû yapımı gerçekleşmez. Öncelikle boyalar güzel ezilmiş, çok güzel karıştırılmış olmalıdır. İçerisine katılan öd miktarı hassas bir ölçümde yapılmalıdır. Battal ebrû için ayrı kavında boyalar hazırlanır. Çiçekli ebrû için ise ayrı kıvamda boyalar hazırlanır. Özellikle çiçek yapımında kullanılan renkler hazırlanırken öd su ayarına daha fazla özen göstermelidir. Battal ebrûlar ve çiçekli ebrûlar fırça ile serpmek suretiyle yapılırken kumlu ve kılçıklı ebrûlar damlatmak suretiyle yapılır. Kitrenin yoğunluğu buharlaşmayla sürekli artar. Belli bir zaman sonra ise çürümeye başlar ve yoğunluğu sürekli azalır. Ebrûcu bunu dikkate almak zorundadır. Boyaların içine katılan öd zamanla kuvvetini kaybeder. Bu yüzden ebrûcu her gün teknesinin başında boyaların öd ve su ayarını yeniden kontrol eder. Teknik olarak her mevsimde ebrû yapılabilse de güzel sonuçlar elde etmek için sıcaklığın 18-20 derece, nemin %60 ‘ ın altında olması gerekmektedir. En güzel ebrûlar kış mevsiminde çıkar. Boyalar tekne üzerine serpilirken her tarafa dengeli olarak dağıtılmalıdır. Tekne içindeki kitrenin yoğunluğu teknenin her tarafında ayrı olmalıdır. Çiçek yaparken kitrenin üzerine değdirmiş olduğumuz bizi her seferinde temizlememiz gerekmektedir. Teknemizi kullanmadığımız zaman üzerini kaymak tutmaması için mutlaka kağıtla kapalı olarak tutmamız gerekmektedir.
Teknenin üzerine ebrû yaparken şayet üzerine toz düşerse veya bir hata yaparsak o bölümü küçük bir kağıt daldırmak suretiyle alabiliriz. Tekneye atmış olduğumuz boyalar yıldız şeklinde teknenin yüzeyinde kırılırsa o takdirde kitremizin üzerinde yağ veya sabun gibi yabancı bir madde olabilir. Bunun içinde teknenin yüzeyini birkaç defa 3. hamur kağıtla çekmemiz gerekmektedir. Şayet suyun içindeki kireç yüzünden oluyorsa kitremizi soğuk bir yerde bekletmemiz gerekir. Uzun süre kullanmış olduğumuz kitrede yıldızlanma olduysa kitre çürümüş demektir. Artık o teknede ebrû yapılmaz.
not ;internet içeriklidir
——————————————————————
Ebru sanatı nedir;
-Kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden biri… Bütün Osmanlı sanatlarında olduğu gibi usta-çırak usulü ile öğrenilen ve sanatçının iradesi dışında birçok değişkenden etkilenen bir sanattır.
Ebru; renklerin suyla dansının yarattığı bir ahenktir aslında. Bazı kaynaklar ebrunun, yüz suyu anlamına gelen “ab-ı ru” sözcüğünden, bazı kaynaklar ise Orta Asya dillerinden Çağatayca’da hareli görünüm, damarlı kumaş ya da kağıt anlamına gelen “ebre”den geldiğini söylese de en yaygın kanı, kelimenin kökeninin Farsça; bulutumsu, bulut gibi anlamına gelen “ebri” den gelmekte olduğudur. Her ne şekilde isimlendirilse isimlendirilsin insanlara da isim olan ebru, gizemli bir ahenk taşıyor.
Zorlu ve emek isteyen bir sanat olan ebru, geri dönüşü olmayan, tekrarı olmayan, çok değişkenli bir sanattır.
Birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılan ebru, geleneksel el sanatlarımızdan olmasına rağmen yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Dünya çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenmeye başlanmış, bazı ülkelerde ebru yapımı sırasında kullanılan malzemeleri üreten firmalar boy göstermişti.
Ebru sanatında son devrin piri merhum Mustafa Düzgünman gerek yetiştirdiği öğrencilerle gerek bu sanata kazandırdığı anlayışla manevi hazinelerimizden birinin payidar kalmasında büyük rol oynamıştır.
Ebru tarihi
Ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak bilinememektedir. Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bazı eserler vardır.
Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1595 yılına aittir. Şebek Mehmed Efendi imzasını taşır. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz
gerekir.
Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça’daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan’da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça’ya zamanın Türkçe’sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir. Osmanlı’nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı’nın inceliklerini öğrenmek için Buhara’ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı’nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır
Ebru Sanatı’nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık’ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru’yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir.
Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.
Osmanlı’da ise Şebek Mehmed Efendi’den sonraki en önemli Ebru Sanatçısı, Hatip Ebrusu’na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed Efendi’dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii’nde hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir..
· Kâğıt : Emici özelliği fazla ve mat olanları tercih edilir. Genellikle birinci hamur kâğıt kullanılır.
· Kitre : Kitre, Anadolu’da yetişen, geven türü dikenli bitkilerden elde edilen, yapışma özelliği az olan bir zamk çeşididir. Suyla birlikte karıştırılarak uygun kıvam elde edilir. İpek kitresi ise, toz halinde hazır olarak satılmaktadır. Piyasada aktarlarda bulunabilen kitrenin plaka halinde, beyaz ve topraksız olanları tercih edilmelidir.
· Tekne : Ebru yapımında tekne dediğimiz, içine kitre konan kaplar kullanılır.
· Fırça : Fırçanın sapı için, esnek olduğundan dolayı gül dalı kullanılır. Kıllar ise, at kuyruğundan elde edilir.
· Boyalar: Ebru yapımında genellikle oksit kırmızı, oksit sarı, oksit siyah, lahur çiviti kullanılır. Diğer renkler de bunların karışımından elde edilir. Güzel bir ebru için renkleri uyumlu kullanmak önemlidir. Bu nedenle koyu renklerden başlanarak renkler kullanılır. Tabandaki siyah boya, üzerindeki boyaları canlı ve aktif gösterir. Aralardaki beyazlar da renklere hareket getirir.
· Öd : Renklerin kitre üzerinde kalmasını sağlar. Boyanın içine atılarak kullanılır. İpek boyalar için kullanılmaz.
· Biz : Büyük, kalınca iğne olup, ebruya şekil vermekte kullanılır.
· Battal Ebru : Boyaların koyu renkten başlanarak, açık renge doğru fırça yardımıyla Kitreli su üzerine serpilmesiyle elde edilir. Boyalar daha sonra kağıda geçirilir. Basit bir ebru çeşidi gibi görünmekle birlikte, boyaların yüzeyde eşit miktarda ve büyüklükte dağılmasını sağlamak, özellikle ebru yapmaya yeni başlayanlar için pek de kolay olmamaktadır. Diğer ebru çeşitlerine geçebilmek için önce Battal Ebruyu doğru yapmak gerekir.
· Gel-Git Ebrusu : Battal Ebru yapıldıktan sonra ince bir çubuk yardımıyla üzerine paralel çizgiler çekilerek oluşturulur.
· Şal Ebrusu : Gel-Git Ebrusu yapıldıktan sonra yine ince bir çubuk yardımıyla enine üç adet, boyuna da iki adet ( S ) harfi, bunların aralarına da istenildiği gibi kavisler çizilerek hazırlanır.
· Somaki (Mermer)Ebrusu: Gel-Git veya şal Ebrusu üzerine fırça yardımıyla Battal Ebru yapılarak elde edilir.
· Taraklı Ebru : Ebru teknesinin eninden 5 mm. küçük tahtalarla, belli aralıklarla dizilmiş toplu iğne, tel veya ince çivi ile hazırlanan taraklar kullanılarak yapılır. Önce Gel-Git Ebrusu oluşturulur, daha sonra Gel-Git enine hazırlandıysa boyuna, boyuna hazırlandıysa enine tarak yardımıyla tarama yapılır. Eğer istenirse üzerine enine veya boyuna ” S ” harfleri çizilerek taraklı şal ebrusu oluşturulur.
· Hafif Ebru : Üzerine daha sonra yazı yazmak için oluşturulan, renkleri
· soluk ve cansız ebrulardır. Burada yazı ön plana çıkar. Hazırlanan kitreye su ilave etmek ve boyalara da damlalık yardımıyla öd ve su, ilave edilerek oluşturulan malzemeyle yapılır.
· Akkase Ebru : Arap zamkı kullanılarak hafif Ebrunun bazı kısımları kapatılır. Sonra daha koyu bir ebru yapılır. Arap zamkı sürülen yerler ikinci boyaları almazlar, boş kalan bu yerlere daha sonra yazı veya Tezhip yapılabilir.
· Kumlu-Kılçıklı Ebru : Tekne iyice kullanıldıktan sonra dibinde kalan kitreden bu çeşit ebru yapılır. Kitrenin kirlenmesiyle oluşan mukavemet ve boyadaki su oranının az olmasıyla, teknede boyaların çatlaklar oluşturmasıyla elde edilir.
· Yazılı Ebru : Arap zamkıyla yazılan yazıların olduğu kısım boya almaz ve o bölüm boş kalır. Yazılı Ebruyu hem Hat hem de Ebru sanatı ile uğraşan sanatçılar yapmışlardır.
· Hatip Ebrusu : Zemine Battal Ebru yapılır, sonra Hatip Ebrusunda kullanılacak renkler seçilir. Tekneye boyuna ve enine dört-beş adet eşit aralıklarla boya damlatılır, içlerine diğer renkler de aynı şekilde damlatılır. Burada boyaların çaplarının eşit olmasına dikkat etmek gerekir. Daha sonra üzerlerine çubuk yardımıyla şekil verilir.
· Çiçekli Ebrular : Zemine Battal Ebrusu yapılıp üzerine çubuklar yardımıyla lale, gelincik, karanfil, papatya gibi çiçekler yapılarak hazırlanır.
Ebru nasıl yapılır?
Ebru yapımına başlamadan önce seçilecek kağıdın ölçüsüne uygun büyüklükte bir tekne alınır, tekne kitreli su ile doldurulur.
Ebru teknesi basitçe alüminyum bir baklava tepsisi gibidir. Kitre, bir bitkinin özü olup baharatçılarda (aktarlarda) satılır. Sinme bir avuç veya tepeleme iki çoba kaşığı kitre iki litre kadar su içinde 2, 3 veya 4 gün bekletilerek kitrenin su içinde iyice şişmesi sağlanır. Şişen kitre su içinde el ile yoğurularak suya karışması sağlanır. Kitreli su boza kıvamında veya az seyreği olmalıdır. Hazırlanan sıvı ince bir tülbent ile süzülerek temizlenir. Son haliyle tekneye yavaşça (köpürtmeden) boşaltılır.
Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey (veya seramik, krom) arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su katılır. Ezilme sonrasında meydana gelen çamur benzeri boyaya sığır ödü katılarak 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boyanın öd asidiyle pişmesi sağlanır. Beklemeden sonra mamül sulandırılarak kullanılır. Boya açılmıyorsa öd katılır. Rengi açmak için su kullanılır.Bir ebru bir defa yapılabilir.
Hazırlanan boyalar fırça veya metal çubuk yardımıyla daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine damlatılır.Boyaların açılmasını ve şekillerin yuvarlaklığını kesin olarak bilemeyiz. Ancak fikir sahibi oluruz. Yaptığımız ebrunun tam olarak nasıl olacağını değil neye benzeyeceğini bilebiliriz. Bu yüzden iki defa aynı ebruyu yapmak imkansızdır. Kağıt tekneye serilir, iş tamamlanır.
Kağıt düzgünce tekne üzerine bırakılır, görüntünün kağıda işlemesi sağlanır. Kağıt temiz bir ortamda kurumaya bırakılır.
Su yüzeyinde meydana gelen şekiller, teknik gereksinme sonucu daha çok soyut olarak gelişir. Bu düzenlemeden sonra seçilen kağıt su yüzeyine yatırılır. Birkaç saniye sonra kaldırılır ve kitreli suyu süzülünceye kadar iki ucundan asılır.
Bu ebrû tekniğinde sanatçı, boyaların kitreli su üzerindeki dağılışına yeterince hakim olamaz. Bu yüzden bir takım kalıplaşmış ebrû tipleri oluşmuştur.
————————————————————-
Ebru sanatı hakkında bilgi
Ebru, kâğıt üzerine, özel yöntemlerle yapılan geleneksel bir süsleme sanatıdır. Ebru sözcüğüne köken olarak, bulut anlamına gelen Farsça “ebr” sözcüğü gösterilmektedir. Bu sözcükten türetilen ve “bulut gibi” ya da “bulutumsu” anlamına gelen “ebri” sözcüğü Türkçe’de değişerek “ebru” biçimini almıştır. Gerçekten de ebru bulut izlenimi uyandıran bir görünümdedir. Ebru sözcüğü bir başka görüşe göre “yüz suyu” anlamına gelen Fars
E bru, kâğıt üzerine, özel yöntemlerle yapılan geleneksel bir süsleme sanatıdır. Ebru sözcüğüne köken olarak, bulut anlamına gelen Farsça “ebr” sözcüğü gösterilmektedir. Bu sözcükten türetilen ve “bulut gibi” ya da “bulutumsu” anlamına gelen “ebri” sözcüğü Türkçe’de değişerek “ebru” biçimini almıştır. Gerçekten de ebru bulut izlenimi uyandıran bir görünümdedir. Ebru sözcüğü bir başka görüşe göre “yüz suyu” anlamına gelen Farsça “âb-rûy” tamlamasından gelmektedir.
Ebru sanatının ne zaman ve hangi ülkede ortaya çıktığı bilinmemekle birlikte bu sanatın doğu ülkelerine özgü bir süsleme sanatı olduğu kesindir. Bazı İran kaynaklarında ilk kez Hindistan’da ortaya çıktığı yazılıdır. Hindistan’dan İran’a, oradan da Osmanlılar’a geçmiştir. Gene bazı kaynaklara göre de ebru Türkistan’daki Buhara kentinde doğmuş ve İran yoluyla Osmanlılar’a geçmiştir. Batıda ebru “Türk Kâğıdı” diye adlandırılır.
Ebrunun Yapılması
Ebrunun yapılışı oldukça zevkli ve sabır isteyen bir iştir. Önce uygun bir kâğıt seçmek gerekir. Çünkü her kâğıda ebru yapılmaz. Kâğıt, boyayı iyice emecek nitelikte ve dayanıklı olmalıdır. Eskiden hattatlar (güzel yazı ustaları) yazı yazmak için yüzeyine “ahar” denen özel karışımlı (nişasta ve yumurta akı) bir sıvı sürülen ve bu yüzden “aharlı” denilen kâğıt türünü yeğlerlerdi. Ebrucular ise bu tür kâğıtlar boyayı iyi emmediği için “aharsız” da denen ham kâğıt kullanırlardı.
Ebru yapmak için genellikle dikdörtgen biçiminde, büyükçe ve yayvan bir tekne gerekir. Geven denilen otun gövdesinden elde edilen ve beyaz renkli bir tür zamk olan kitre, belli bir oranda, suyla bir kabın içinde karıştırılır. Kitre yerine salep, keten tohumu, ayva çekirdeği, gazyağı gibi birçok değişik madde de kullanılmaktadır. Kitre ile yapılan bu karışım 12 saat kadar bekletilir ve zaman zaman karıştırılır. Kitre bu süre sonunda erir ve karışım boza kıvamını alır.
Daha sonra küçük fincanlarda ebru için boya hazırlanır. Bu amaçla kullanılacak boya çok ince toz haline getirilmeli ve suda eriyip dağılmayan bitkisel ve kimyasal boyalardan olmamalıdır. Fincanda su ile iyice karıştırılarak sıvılaştırılan boyalara ayrıca iki kahve kaşığı taze sığır ödü katılır. Bu işlemin amacı iyice ezilmiş boyanın dibe çökmeden yüzeyde kalmasını sağlamaktır. Bu biçimde hazırlanan değişik renkteki boyalar özel tekneye boşaltılmış olan boza kıvamındaki sıvının yüzüne serpilir. Yüzeyde birikintiler halinde kalan bu boyalar daha sonra tahta bir çubukla karıştırıldığında ya da yayıldığında şaşırtıcı ve ilginç desenler ortaya çıkar. Ayrıca hazırlayanın isteğine göre belli desenler de elde edilebilir. Bu desenlerin üzerine yatırılan özel kâğıt, 5-10 saniye sonra, iki ucundan tutularak kaydırmadan ve oynatmadan, kitap sayfası açar gibi bir yana doğru kaldırılır. Kâğıt, boyalı tarafı üste gelmek üzere uygun bir yere serilerek kurutulur. Böylece ortaya binlerce ayrıntı ve renk taşıyan desenler çıkar. Eğer, bu desenlerin arasına bir yazı ya da herhangi bir çiçek motifi yerleştirilmek istenirse, başka bir yöntem uygulanır. Yazı ya da motif, bir kâğıda yazılır ya da çizilir. Keskin bir araçla kenarları kesilip kalıp çıkartılır ve ebru kâğıdına zayıf bir yapıştırıcı ile yapıştırılır. Kâğıdın, yapıştırılan desenin bulunduğu yüzeyi yukarıda anlatıldığı gibi teknenin içine yatırılır. Elde edilen ebru kuruduktan sonra, hafifçe yapıştırılmış olan bölüm sökülünce yazı ya da motiflerin yerleri boş kalır. Bu yöntem hattat ve ebru ustası Necmeddin Okyay (1883-1976) tarafından bulunduğu için bu yöntemle yapılan ebrulara “Necmettin Ebrusu” denir. Ebrunun “battal ebru”, “taraklı ebru”, “çiçekli ebru” gibi daha birçok türü vardır.
Ebru ciltçilikte ve hattatlıkta çok kullanılırdı. Bazen elde edilen ilginç ve güzel desenler bir tablo görünümünde olduğu için bu amaçla da kullanıldığı oldu. Türkler’den Hatip Mehmed Efendi (18.yüzyıl), Şeyh Sadık Efendi (19.yüzyıl), Bekir Efendi (20.yüzyıl başları) gibi çok usta ebru sanatçıları yetişmiştir. Bu sanatın Necmeddin Okyay’dan sonra yetişen son ustaları arasında Mustafa Düzgünman (doğumu 1920) ve Niyazi Sayın (doğumu 1927) özellikle anılabilir.
kaynak;internet içeriklidir.
——————————————————————
Ebru Sanatı;
Ebru yoğunlaştırılmış sıvı üzerine renklerin sınırsız değişimlerle birbirleriyle kucaklaşması, kaynaşması, dansetmesidir. Ebru Sanatını yüzyıllar boyu gizemli kılan, Sanatçıyı ebru teknesinin başında dünyanın bütün gizlerini, kaoslarını aşmaya iten; akıcı tekniği, daima dinamik, değişken, kendini aşan sonsuz teknikleri deneme fırsatı veren bir kağıt boyama Sanatı olan ebru, tezhib ve hat ile birlikte kitap sayfalarında, murakka kenarlarında, ciltlerde, yazı boşluklarında ve koltuklarında kullanılmakla birlikte günümüzde başlı başına bir sanat eseri olarak düşünülmekte ve sergilenmektedir.
Orta Asya Sanatı ve kağıt bezeme Sanatlarının en mühimlerinden biri olan ebruculuğun hangi tarihten beri bilindiğini kesinlikle söylemek bugün için imkansızdır Böyle bir belgeden mahrumuz. Eski tarihli kitap ciltlerinde bile yan kağıdı (kapak ile kitabı birbirine bağlayan kağıt) olarak ebruyu görmekteyiz. Yine eski bir murakkanın (albüm) içindeki yazı kıtalarının etrafında pervazlara yapıştırılmış ebru kağıtlarına da rastlamamız mümkündür Ancak, bu eserlerin yazıldıkları tarih bilinse bile, bizim için ebruya dair bir belge sayılmaz. Çünkü böyle eski yazmalar bir kaç defa tamir görüp yenilenmiştir. Tarihi en eski olan ebru kağıdı 962. H.(1554) yılına ait bir malik-i Deylemi yazısıdır. Yazı hafif ebru üzerine yazıldığı için yazı tarihinden ebru kağıdının tarihi öğrenilmiştir.
Ebru Sanatı batıda Türk Kağıdı veya Türk Mermer kağıdı adını almıştır. Avrupalılar ebru kağıdına mermer kağıdı (pupier marbre, marmar pupier, marbled paper..) demektedirler. Ebru kağıdı üstünde buluta benzeyen renk kümeleri meydana gelmektedir. Bu yüzden bulutumsu, bulut gibi manasına gelen Ebri kelimesi kullanılmıştır. Tarihimizde bilinen meşhur ebrucular, Ayasofya hatibi Mehmet Efendi, (Nisan 1773) Şeyh Sadık Efendi (11 Temmuz 1846), Hezarfen Edhem Efendi (1829-1904) Necmeddin Okyay (1883-1976)…
Ebruculukta Kullanılan Malzemeler
Boyalar: Eskiden beri ebruculukta toprak boya dediğimiz tabiattaki renkli kaya ve topraklardan elde edilen madeni boyalarla, nebati asıllı bazı suda erimez boyalar kullanılmıştır.
Kitre Üstüne boya serpilecek suyun içine lüzucet (yapışkan bir koyuluk) vermek için kullanılan bitkisel zamk.
Sığır Ödü Kitreli suyun yüzeyindeki boyaların çökmeden yayılmasını temin için, Satıhta aktif (yüzde gerilim sağlayan) safra asitleri ihtiva eden hayvansal madde kullanılır Bozulmasına engel olmak üzere, öd suyu önceden kaynatılır ve bu şekilde saklanır.
Ebrunun Çeşitleri
Tarzı kadim (eski tarz) battal ebrusu, tarama ebrusu (gelgit ebrusu) , şal örneği, bülbül yuvası, somaki ebrusu, taraklı ebru (geniş taraklı ebru, ince taraklı ebru), hafif ebru, serpmeli ebru, kumlu ebru, kılçıklı ebru, hatip ebrusu ebrunun çeşitlerindendir.
Ebru’ nun felsefesi
Bazı günler, şafak veya gurup vakti ufka bakarsanız; kırmızı, sarı, laciverd ve mavi renklerin en ilahi tonları ile, bulutlardan bir ebru’nun daha doğrusu ebri’ nin şekillendiğini görürsünüz. Yine bazı gecelerde, bulutlu semalar kadar geniş bir ebru teknesine, mehtabın, usta fırçasıyla laciverd, mavi ve ışıklı beyazın bütün nüanslarını serpiştiriverdiğine elbet rastlamışsınızdır. İşte sanatkar dedelerimiz, bir anda değişip kaybolan bu semavi güzellikleri yeryüzüne aksettirerek, onların ağaç yeşiline ve toprak rengine olan hasretini giderdikten sonra, bu şahane tabloyu kağıt üstünde de ebedileştirmeyi bilmişlerdir. Bu anlayış içinde Rabbine boyun kesen sanatkarın “benlik” ten uzaklaşan gönlü, sanki ebru teknesinde şekillenmiş gibidir. Artık o Zaman büyümeye başlayan ebru teknesi derya kadar genişler, genişler ve bir kainata döner Ebru’cunun gönlü gibi Hz. Ali ne güzel buyurmuş “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, halbuki bütün alem sende dürülüp bükülmüştür” Ebru bir düştür, bir özlemdir. Ona bakan her gözde yeni anlamlar kazanan bir akıştır.
Kaynak: Dr. Hatice Aksu
——————————————————————-
Diğer kaynaklar/yorumlar:
Kağıt bezeme sanatlarının en mühimlerinden olan ebruculuğun hangi tarihten beri bilindiğini kesinlikle söylemek, bugün için imkansızdır; böyle bir belgeden mahrumuz. Gerçi çok eski tarihli kitap ciltlerinde bile yan kağıdı (kapak ile kitabı birbirine bağlayan kağıt) olarak ebru’yu görmekteyiz. Ancak bu eserlerin yazıldıkları tarih bilinse bile, bizim için, ebru’ya dair bir belge sayılamaz. Çünkü böyle eski yazmalar, yüzyıllar botunca hiç değilse birkaç defa tamir görüp yenilenmiştir. Bu ebru kağıtlarının da o tamir sırasında konulmuş olması muhtemeldir; yani kitabın tarihinden çok sonraya ait olacağı akla gelir. Üzerinde yazıldığı tarih kayıtlı olmak şartıyla bir hat örneği ihtiva eden ebru kağıtları, zamanı göstermek bakımından bir vesika hükmündedir. Görebildiklerimiz içinde tarihi olan en eski ebru kağıdı 962 H. (1554) yılına ait bir Malik’i Deylemi yazısıdır.
Ebru’nun başlangıç tarihini bulmak için hiç değilse Onbeşinci Asır’a kadar inilebilir. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz gerekir. Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça’daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan’da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça’ya zamanın Türkçe’sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir. Osmanlı’nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı’nın inceliklerini öğrenmek için Buhara’ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı’nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır.
Ebru kağıdının batı ismi Türk Kağıdı veya Türk Mermer Kağıdıdır. Avrupa’da ebru üzerine yapılan meşriyatı’da içine alan “Buntpaper” (alacalı kağıt) isimli eserin girişinde, ebru’nun Türkistan’dan çıkmış olduğu belirtiliyor. Bizdeki ebru sanatkarları arasında söylenegelen rivayette, ebruculuğun gerçekten Buhara’da başladığı şeklindedir. Ebru sonra Büyük İpek yolu ile İran üzerinden Türkiye’ye Ebru ismini alarak gelir. Ebru Sanatı’nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık’ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru’yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir. Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.
Osmanlı’da ise Şebek Mehmed Efendi’den sonraki en önemli Ebru Sanatçısı, Hatip Ebrusu’na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed Efendi’dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii’nde hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir.
EBRU NE DEMEKTİR?
Ebru kağıdı üstünde buluta benzeyen renk kümeleri meydana gelmektedir. Bu yüzden bulutumsu bulut manasına gelen Farsça Ebri adının alan kağıtlar, yüzyıllar boyunca böyle anılmıştır. Ancak ebru kelimesi daha ahenkli bulunduğu için, sanat isim değiştirmiş ve galat olarak ebru kağıdı veya ebruculuk denilmeye başlanmıştır. EBRU: [(Aslı: Farsça Ebri = bulut renginde ve daha doğrusu, Çağatayca Ebre = Roba(elbise) yüzü kürk kabı]. Hare gibi dalgalı ve damarlı (kumaş kağıt v.s.) = (isim) Cüz ve defter kağıdı yapmak için kullanılan renkli kağıt. Ebru kelimesinin asıl olarak Ab-ru’dan geldiğini, bunun ise Fars dili kaidesine göre izafet terkibi manası ile yüzsuyu demek olmayıp, tavsifi terkip karşılığı suyüzü manası taşıdığını, çünkü bu sanatın suüstünde icra edildiğini söyleyenler de vardır.
Kağıt üzerinde mermerdekine benzer damarlar görüldüğü için, Avrupalılar ebru kağıdına mermer kağıdı ( = papier marbre, marmor papieri marbled paper….) demeyi tercih etmişlerdir. Arap aleminde ise varaku’I-mücezza ( = damarlı kağıt) olarak tanınmıştır. Kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden biri… Bütün Osmanlı sanatlarında olduğu gibi usta-çırak usulü ile öğrenilen ve sanatçının iradesi dışında birçok değişkenden etkilenen bir sanatır.
Ebru; renklerin suyla dansının yarattığı bir ahenktir aslında. Bazı kaynaklar ebrunun, yüz suyu anlamına gelen “ab-ı ru” sözcüğünden, bazı kaynaklar ise Orta Asya dillerinden Çağatayca’da hareli görünüm, damarlı kumaş ya da kağıt anlamına gelen “ebre”den geldiğini söylese de en yaygın kanı, kelimenin kökeninin Farsça; bulutumsu, bulut gibi anlamına gelen “ebri” den gelmekte olduğudur. Her ne şekilde isimlendirilse isimlendirilsin insanlara da isim olan ebru, gizemli bir ahenk taşıyor. Zorlu ve emek isteyen bir sanat olan ebru, geri dönüşü olmayan, tekrarı olmayan, çok değişkenli bir sanattır. Birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılan ebru, geleneksel el sanatlarımızdan olmasına rağmen yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı.
Dünya çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenmeye başlanmış, bazı ülkelerde ebru yapımı sırasında kullanılan malzemeleri üreten firmalar boy göstermişti. Ebru sanatında son devrin piri merhum Mustafa Düzgünman gerek yetiştirdiği öğrencilerle gerek bu sanata kazandırdığı anlayışla manevi hazinelerimizden birinin payidar kalmasında büyük rol oynamıştır.
Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.
Tarihimizde ebru kağıdı yazı (kıta, levha…) ve minyatürlerin etrafına iç ve dış pervaz olarak yapıştırılır. , hudutlarıda altın cedvellerle örtülürdü. Son devirde yazı yerine çiçekli ebru konularak cazip kompozisyonlarda vücuda getirilmiştir. Kullanılan ebrular üzerlerine bazen ezilmiş varak altın serpilerek Zer-efşan’lı ebru Hatib tarzındaki kıyılarınada altınla tahrir (kontur) çekilerek Tahrirli ebru haline getirilirlerdi.
Kitap sanatları ile ilgili eserlerde nedense ebruya dair malumata rastlanmıyor. Daha öncede Menakkıb-i Hünerveran dolayısıyla bu hususa temas etmiştik. Diyelim ki ebruculuk o esnada fazla yaygın değildi.
Peki Nefeszade İbrahim Efendi (ölümü:1060 H.-1650)’nin eseri olan ve kısa hattatlar tarihinden sonra ahircilik, kağıt boyamacılığı, mürekkepçlik gibi sanatları büyük bir vukufla ve derinlemesine ele alan Gülzar-ı Sevab isimli eserde ebrudan niçin bahis yoktur, bilinmez.
Bu eseri neşre hazırlayan (1939) Kilisli Rıfat Bilge merhum, istanbul kütüphanelerinde kitap sanatlarıyla alakalı ne kadar yazma eser gördüyse kitabın sonunda ayrıca listesini vermiştir, onlarda ebruculuğa temas edilmemektedir.
1635 - 40 yıllarında Fransa’da imaline başlanan ebru kağıdının Avrupa’da battal ve bilhassa taraklı cinsleri benimsenmiştir.
Şebek
Hatib
Hezarfen İbrahim Edhem Efendi
Nafiz Efendi
Aziz Efendi
Necmeddin Okyay
Malzemeler:
Tekne: Boyutları, üzerine Ebru yapılacak kağıdın boyutlarından 1-2 cm daha büyük olmalıdır. Genel olarak 35 cm × 50 cm boyutlarında ve 5-6 cm derinliğindedir. Galvaniz kaplı sac ya da paslanmaz çelikten yapılmalıdır. Eskiden olduğu gibi çam ağacından üretilirse, içi su sızdırmaması için ziftlenmelidir. Bazı ebruzenler iki tekne kullanırlar. Ikinci tekneye musluk suyu doldurulur. Ilık teknede ebru hazırlanır, ikincisinde ise hazırlanan ebru yıkanır. Tek teknede ebru hazırlamak ve oradan çekip almak daha çok kullanılan bir yöntemdir.
Kitre: Suya kıvam vermek için kullanılan bir sıvıdır. Genel olarak iç ve doğu Anadolu bölgelerinde yetişen geven otunun çizilmesiyle elde edilen sıvının kurumuş zamkı kullanılarak hazırlanır. Beyaz renkli zamk tercih edilir.Salep, keten tohumu, ayva çekirdeği de kitre üretmek için kullanılabilir; fakat daha sık kullanılan ve rahatça bulunabilen kitre, geven bitkisinden elde edilir. Geven zamkı toz haline getirilmiş halde satılmaktadır. Kitreli su şu şekilde hazırlanır: 7 lt suya 50 gr geven tozu konur ve bir gece boyunca şişmesi beklenir.
Ertesi gün sıkılarak naylon çoraptan geçirilir. Çorabın içinde erimemiş zamk parçacıkları ve çöpler kalır. Geven zamkı iyice eriyene kadar bu sıkma işlemine 2-3 defa devam edilir ve son olarak hiç sıkmadan çoraptaki kitre tekneye süzülür. Kitreli suyun kıvamı çok önemlidir; içinde gezdirilen çubuğun izi, çubuk çıkarıldığında ne öne doğru devam etmeli ne de geriye doğru gitmelidir. Hazırlanan kitreli suyun fazlası buzdolabında 1 ay saklanabilir. Kitreli suyun kötü kokması bozulduğunu gösterir. Kitreli su ne kadar hızlı kirlenirse o kadar iyi kıvama gelmiş demektir.
Öd: Ebrunun asıl sihiri ödde saklıdır. Öd boyanın dibe çökmesine mani olunur, boyaların birbirine karışmasını engeller. Mezbahadan alınan sığır ödü bir metal kap içine konur. Bu metal kap, içinde su kaynayan bir başka kabın içine konur. 20-30 dakika sonra ortaya çıkan kan ve köpük temizlenir. Öd bir kavanoza alınarak soğutulur ve bir damlalık kullanılarak boyalara konur. Çok açılması istenen boyalara bol öd damlatılır. Kalkan balığı ödü de kullanılmakta ve boyaya farklı bir hoşluk vermektedir. Eskiden öd yerine tütün yaprağı suyu da kullanılırmış.
Boyalar: Suda erimeyen, asit ve kazein içermeyen, ışıktan etkilenmeyen doğal boyalar kullanılır. Sadece oksit, pigment ve toprak temelli boyalar kullanılmaktadır. Memleketimizde çok çeşitli renkte toprak bulunmaktadır ve bu bizler için büyük bir şanstır. Eğer renkli toprak elde etmişsek bu toprak suya konur, iyice karıştırılır ve bir kaba süzülür. Toprak tekrar 5-6 dakika karıştırılır ve yine bir kaba süzülür. Dinlenmeye bırakılan toprak iyice çöktükten sonra üzerindeki fazla su atılır ve bir boya olarak kullanıma hazır hale gelir. Eğer boya satın alınmışsa, 50 cm × 50 cm boyutunda bir mermer ya da cam yüzey üzerine 2-3 tatlı kaşığı konur, ortası havuz haline getirilerek su eklenir, beşer dakika süreyle 4 kere 8 şekli çizilerek ezilir ve ardından kullanılmak üzere bir kaba alınır.
Fırça: At kılından ve gül dalından yapılır. Gül dalı hem hafif olduğu hem de küflenmediği için, at kılı ise boyaları emmediği için tercih edilir.
Desteseng: Boyayı ezmeye yarar, kolayca tutulmasını sağlayan özel bir şekli vardır, mermer kullanılarak üretilir.
Su: Eskiden yağmur suyu kullanılırmış. Hava kirliliği nedeniyle yağmur suları artık asit içermektedir. Bu nedenle sadece damıtılmış içme suyu kullanılmaktadır.
Biz: Büyük, kalınca iğne olup, ebruya şekil vermekte kullanılır.
Diğer Malzemeler: Bir tahta üzerine belli aralıklarla sıralanmış metal tellerden oluşan taraklar; ezilen boyaları toplamak için spatula; boyaların konulduğu ana kaplar; ödlü boyayı muhafaza etmek için kullanılan daha küçük kaplar; emici nitelikte kağıt.
(Çeşitler)
BATTAL EBRU : Boyaların koyu renkten başlanarak, açık renge doğru fırça yardımıyla Kitreli su üzerine serpilmesiyle elde edilir. Boyalar daha sonra kağıda geçirilir. Basit bir ebru çeşidi gibi görünmekle birlikte, boyaların yüzeyde eşit miktarda ve büyüklükte dağılmasını sağlamak, özellikle ebru yapmaya yeni başlayanlar için pek de kolay olmamaktadır. Diğer ebru çeşitlerine geçebilmek için önce Battal Ebruyu doğru yapmak gerekir.
GEL - GİT EBRUSU : Battal Ebru yapıldıktan sonra ince bir çubuk yardımıyla üzerine paralel çizgiler çekilerek oluşturulur.
ŞAL EBRUSU : Gel-Git Ebrusu yapıldıktan sonra yine ince bir çubuk yardımıyla enine üç adet, boyuna da iki adet ( S ) harfi, bunların aralarına da istenildiği gibi kavisler çizilerek hazırlanır.
SOMAKİ (MERMER) EBRUSU : Gel-Git veya şal Ebrusu üzerine fırça yardımıyla Battal Ebru yapılarak elde edilir.
TARAKLI EBRU : Ebru teknesinin eninden 5 mm. küçük tahtalarla, belli aralıklarla dizilmiş toplu iğne, tel veya ince çivi ile hazırlanan taraklar kullanılarak yapılır. Önce Gel-Git Ebrusu oluşturulur, daha sonra Gel-Git enine hazırlandıysa boyuna, boyuna hazırlandıysa enine tarak yardımıyla tarama yapılır. Eğer istenirse üzerine enine veya boyuna ” S ” harfleri çizilerek taraklı şal ebrusu oluşturulur.
Not: İçerik, internetten alıntı yapılmıştır.
Ebru sanatı nedir?
Kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden biri… Bütün Osmanlı sanatlarında olduğu gibi usta-çırak usulü ile öğrenilen ve sanatçının iradesi dışında birçok değişkenden etkilenen bir sanattır.
Ebru; renklerin suyla dansının yarattığı bir ahenktir aslında. Bazı kaynaklar ebrunun, yüz suyu anlamına gelen “ab-ı ru” sözcüğünden, bazı kaynaklar ise Orta Asya dillerinden Çağatayca’da hareli görünüm, damarlı kumaş ya da kağıt anlamına gelen “ebre”den geldiğini söylese de en yaygın kanı, kelimenin kökeninin Farsça; bulutumsu, bulut gibi anlamına gelen “ebri” den gelmekte olduğudur. Her ne şekilde isimlendirilse isimlendirilsin insanlara da isim olan ebru, gizemli bir ahenk taşıyor.
Zorlu ve emek isteyen bir sanat olan ebru, geri dönüşü olmayan, tekrarı olmayan, çok değişkenli bir sanattır.
Birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılan ebru, geleneksel el sanatlarımızdan olmasına rağmen yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Dünya çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenmeye başlanmış, bazı ülkelerde ebru yapımı sırasında kullanılan malzemeleri üreten firmalar boy göstermişti.
Ebru sanatında son devrin piri merhum Mustafa Düzgünman gerek yetiştirdiği öğrencilerle gerek bu sanata kazandırdığı anlayışla manevi hazinelerimizden birinin payidar kalmasında büyük rol oynamıştır.
Ebru tarihi
Ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak bilinememektedir. Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bazı eserler vardır.
Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1595 yılına aittir. Şebek Mehmed Efendi imzasını taşır. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça’daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan’da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça’ya zamanın Türkçe’sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir. Osmanlı’nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı’nın inceliklerini öğrenmek için Buhara’ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı’nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır.
Ebru Sanatı’nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık’ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru’yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir.
Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.
Osmanlı’da ise Şebek Mehmed Efendi’den sonraki en önemli Ebru Sanatçısı, Hatip Ebrusu’na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed Efendi’dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii’nde hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir.
Geleneksel Türk Ebru sanatında kullanılan malzemeler
Kâğıt : Emici özelliği fazla ve mat olanları tercih edilir. Genellikle birinci hamur kâğıt kullanılır.
Kitre : Kitre, Anadolu’da yetişen, geven türü dikenli bitkilerden elde edilen, yapışma özelliği az olan bir zamk çeşididir. Suyla birlikte karıştırılarak uygun kıvam elde edilir. İpek kitresi ise, toz halinde hazır olarak satılmaktadır. Piyasada aktarlarda bulunabilen kitrenin plaka halinde, beyaz ve topraksız olanları tercih edilmelidir.
Tekne : Ebru yapımında tekne dediğimiz, içine kitre konan kaplar kullanılır.
Fırça : Fırçanın sapı için, esnek olduğundan dolayı gül dalı kullanılır. Kıllar ise, at kuyruğundan elde edilir.
Boyalar: Ebru yapımında genellikle oksit kırmızı, oksit sarı, oksit siyah, lahur çiviti kullanılır. Diğer renkler de bunların karışımından elde edilir. Güzel bir ebru için renkleri uyumlu kullanmak önemlidir. Bu nedenle koyu renklerden başlanarak renkler kullanılır. Tabandaki siyah boya, üzerindeki boyaları canlı ve aktif gösterir. Aralardaki beyazlar da renklere hareket getirir.
Öd : Renklerin kitre üzerinde kalmasını sağlar. Boyanın içine atılarak kullanılır. İpek boyalar için kullanılmaz.
Biz : Büyük, kalınca iğne olup, ebruya şekil vermekte kullanılır.
Ebru nasıl yapılır?
Ebru yapımına başlamadan önce seçilecek kağıdın ölçüsüne uygun büyüklükte bir tekne alınır, tekne kitreli su ile doldurulur.
Ebru teknesi basitçe alüminyum bir baklava tepsisi gibidir. Kitre, bir bitkinin özü olup baharatçılarda (aktarlarda) satılır. Sinme bir avuç veya tepeleme iki çoba kaşığı kitre iki litre kadar su içinde 2, 3 veya 4 gün bekletilerek kitrenin su içinde iyice şişmesi sağlanır. Şişen kitre su içinde el ile yoğurularak suya karışması sağlanır. Kitreli su boza kıvamında veya az seyreği olmalıdır. Hazırlanan sıvı ince bir tülbent ile süzülerek temizlenir. Son haliyle tekneye yavaşça (köpürtmeden) boşaltılır.
Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey (veya seramik, krom) arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su katılır. Ezilme sonrasında meydana gelen çamur benzeri boyaya sığır ödü katılarak 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boyanın öd asidiyle pişmesi sağlanır. Beklemeden sonra mamül sulandırılarak kullanılır. Boya açılmıyorsa öd katılır. Rengi açmak için su kullanılır.Bir ebru bir defa yapılabilir.
Hazırlanan boyalar fırça veya metal çubuk yardımıyla daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine damlatılır.Boyaların açılmasını ve şekillerin yuvarlaklığını kesin olarak bilemeyiz. Ancak fikir sahibi oluruz. Yaptığımız ebrunun tam olarak nasıl olacağını değil neye benzeyeceğini bilebiliriz. Bu yüzden iki defa aynı ebruyu yapmak imkansızdır. Kağıt tekneye serilir, iş tamamlanır.
Kağıt düzgünce tekne üzerine bırakılır, görüntünün kağıda işlemesi sağlanır. Kağıt temiz bir ortamda kurumaya bırakılır.
Su yüzeyinde meydana gelen şekiller, teknik gereksinme sonucu daha çok soyut olarak gelişir. Bu düzenlemeden sonra seçilen kağıt su yüzeyine yatırılır. Birkaç saniye sonra kaldırılır ve kitreli suyu süzülünceye kadar iki ucundan asılır.
Bu ebrû tekniğinde sanatçı, boyaların kitreli su üzerindeki dağılışına yeterince hakim olamaz. Bu yüzden bir takım kalıplaşmış ebrû tipleri oluşmuştur.
kaynak;alıntı


Yorumlar
Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!