Ebru çeşitleri:
Battal Ebru
Boyaları fırça ile tekneye atarak ve tarak, biz gibi malzemeler kullanılmadan yapılan ebrudur. Bilinen en eski ebru çeşididir ve bu yöntemle yapılan battal ebrulara Tarz-ı Kadim (eski tarz) battal ebru denir. Çünkü zamanla daha değişik tarzlarla da battal ebrular yapılmıştır. Boyaları tekne üzerine fırça ile atmak kolay iş gibi görülebilir ancak görüldüğü kadar kolay değildir ve ustalık gerektirir. Ebrucunun ustalığı battal ebrularından belli olur. Merhum Mustafa Düzgünman’ın ifadesiyle “Battal Ebru ebrunun ilk mektebidir”. Somaki battal, neftli battal, serpmeli battal gibi değişik çeşitleri vardır.
Gelgit Ebru
Atılan battal ebruya bir biz daldırılır ve bütün tekne, birbirine paralel hareketlerle aşağı yukarı veya sola sağa gezilir. Ortaya çıkan gelgit ebruya çizgileri dik olarak kesecek şekilde tekrar aynı gel git işlemi uygulanırsa buna da taramalı ebru denir. Taramalı ebru da bir gel git ebru çeşididir.
Şal Ebru
Gelgit ya da taramalı ebru yapıldıktan sonra bizle, daha düzensiz ve dairemsi hareketler yapılarak şal desenine benzeyen şal ebru elde edilir. Biz hareketleri makul miktarda yapılmalıdır aksi taktirde boyalar çamurlu bir görünüm almaya başlar.
Serpme
Yukarıda anlatılan tüm ebru çeşitlerinin üzerine serpme yapılabilir. Bu durumda ebrular serpmeli battal, serpmeli gel-git, serpmeli şal gibi isimler alır. Serpme işlemi için neftli boyalar veya çamlıca toprağı gibi açık renkli boyalar tercih edilir. Fırça elle çok iyi bir şekilde kavanoza sıkılır ve boya yüksekten sert darbelerle serpilir.
Bülbül Yuvası
Git gide küçülen damlalar şeklinde atılan battal ebru üzerinde yapılır. Bizle dıştan içe doğru helezonlar çizilir. Genellikle teknenin uzun kenarı boyunca 5-6, kısa kenarı boyunca 4-5 helezon yapılır. Gel-git ebru veya taraklı ebru üzerinde de bülbül yuvası çalışılabilir.
Taraklı Ebru
Gelgit ebru veya taraklı ebru yapıldıktan sonra, son yapılan gelgite dik olarak tarağın ucu tekneye daldırılır ve sabit bir hızla teknenin bir ucundan diğer ucuna doğru çekilir. Bu işlem tarak çıkartılmadan bir de tersi yöne yapılırsa buna ters taraklı ebru denir. Taraklı ebru yapıldıktan sonra üzerine çok ince bir bizle gelgit ebru, şal ebru veya serbest hareketler yapılabilir.
Zemin Ebrusu
Çiçekli veya hatip ebruya zemin oluşturan ebru çeşididr. Aynı boyanın az ödlüsü, çok ödlüsü ve neftlisi hazırlanır. En alta az ödlü, onun üzerine çok ödlü, en üste de serpme tekniğiyle neftli boya atılır. Zemin ebrusu üzerinde çalışılacak motiflerin öne çıkması için genelde açık tonlarda çalşılır.
Hafif Ebru
Battal, taramalı ve taraklı ebrunun kıvamı daha sulu olan sıvı üzerinde, normalden daha sulu ve ödlü boyalarla çalışılmasıyla yapılır. Hafif ebrulu kağıtlar üzerine hat ve teship çalışmaları yapılır ve yazı yazılır.
Dalgalı Ebru
Hemen her çeşit ebru ile dalgalı ebru yapmak mümkündür. Kağıdın bir kısmı teknenin ucuna yerleştirilir ve kağıt ileri geri hareket ettirilerek teknede dalga oluşması sağlanır, bir yandan kağıdın bu hareketine devam edilir bir yandan da yavaş yavaş kağıt tekneye kapatılarak oluşan dalgalar yakalanır. Dalgalı ebruya sarhoş ebru veya tercih etmesek de ispanyol ebru isimleri de verilmiştir.
Kumlu Ebru ve Kılçıklı Ebru
Teknedeki sıvı kullana kullana kirlenerek öyle bir kıvama gelirki atılan boyalar istensede istenmesede kum gibi nokta nokta bir görüntü almaya başlar. Sadece kumlu ebru yapımına battal ebru ile başlanmaz. Bir damlalıkla tekneye yakın meafeden aynı nokta veya noktalara boya damlatılır. Boya yayılmaya başlar. Kumlu ebru için Sacid Okyay’ın buluşuyla sığır ödü yerine kalkan balığı ödü kullanılması daha iyi sonuç vermiştir. Ancak bu maddenin kokusu sığır ödünden çok daha kötüdür. Kumlu ebru yapılırken noktalar daha da irileşip V şeklini almaya başlarsa buna da kılçıklı ebru denir. Boya olarak genellikle lahor çividi tercih edilir. Boya az sulu ve ödlü olarak hazırlanır.
Çift Ebru
Daha önce yapılmış bir ebrulu kağıdın üzerine yeni yapılmış bir ebru alınarak yapılır.
Hatip Ebru
18 yy. da Ayasofya Camii Hatibi Mehmed Efendi tarafından bulunduğu için bu ismi almıştır. Zemin üzerine çiçekli veya hatip ebru için hazırlanmış boyalardan belli aralıklarla birer damla bırakılır. Daha sonra her damlanın oluşturduğu dairenin içine ikinci, üçünce ve isteğe göre daha fazla sayıda damla bırakılır ve iç içe değişik renklerden oluşturulmuş daireler elde edilir. Genellikle teknenin uzun kenarı boyunca 5-6, kısa kenarı boyunca 4-5 daire oluşturulması tercih edilir. Daha sonra bir bizle bu dairelerin içinde soldan sağa, yukarıdan aşağıya, çapraz hareketler yapılarak hatip desenleri elde edilir. Yürekli, taraklı yürek, yıldız, çarkıfelek, menekşe bu desenlere verilen çeşitli isimlerdir. Hatip desenlerinin hepsinin ya da bazılarını aynı ebru üzerinde çalışmaya Hatip-i Mütenevvia denir.
Çiçekli Ebru (Necmeddin Ebrusu)
Hatip ebrunun icadından sonra ebruda çiçek yapılmasına da çalışılmış ancak fazla başarı sağlanamamıştır. 1918 yılından itibaren merhum Necmeddin Okyay çiçek çalışmalarını islah ederek lale, karanfil, hercai menekşe, gelincik, gonca gül, kasımpatı, sümbül gibi çiçekleri doğal şekline en yakın şekilde resmetmeyi başarmıştır. Onun yetiştirdiği merhum Mustafa Düzgünman’da bu tarza papatyalı ebruyu ilave etmiştir. Çiçek yapımında önce damlatılan yeşil boyalardan sap ve gövdeler, daha sonra da bu sap ve gövdelerin uygun noktalarına bırakılan diğer renklerden çiçekler yapılır. Çiçek ve hatip yapımında kullanılan boyaların çok iyi terbiye edilmiş olması ve diğer ebru çeşitlerinde kullanılan boyalara göre daha koyu bir kıvama sahip olmaları gerekir. Ancak böylelikle boya damlaları şekil vermek için bizle lastik gibi uzayarak çekilebilir ve arzu edilen yerde bırakılarak istenen motifler elde edilebilir. Çiçekli ebrular Necmeddin Okyay’ın talebesi Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’in teklifi üzerine sanat tarihimizde Necmeddin Ebrusu ismiyle anılmaktadır. Merhum Okyay’ın Üsküdar yeni Camii imamı olması sebebiyle hatip ebrusuna karşılık çiçekli ebruların da imam ebrusu olarak anılması Reisülhattatin Hacı Kamil Akdik (1861- 1941) tarafından teklif edilmişse de Necmeddin Ebrusu denilmesi daha uygun bulunmuştur.
Akkase Ebru
Eski kitap sanatları içinde, bir kağıdın yazı yazılacak kısmının ayrı, etrafının ayrı renge boyanmasına akkase, böyle kağıtlara da akkaseli kağıt denir. Bu sanat ebruya da tatbik edilmiştir. Kağıdın yazı yazılacak kısmının kendi renginde kalması istenirse, oraya arap zamkı sürülür. Kağıt kuruduktan sonra tekneye yayılırsa zamklı kısmın dışında kalan yerle ebrulanmış olur, arap zamkı bulunan bölge ise kendi renginde kalır boyayı kabul etmez. Buna akkaseli ebru denir. Ebruda başka bir tarz akkase şöyle yapılmaktadır. Daha önce tarifini yaptığımız hafif ebrulu kağıdın, ortada yazı yazılacak kısmına arap zamkı sürülerek, kuvvetli (koyu) renklerle hazırlanan bir ebru teknesine tekrar yayılmasıyla zamklı kısımlar bu ikinci ebruyu tutmaz. Arap zamkı sürülmüş kısım kendi hafif ebrulu haliyle, diğer kısımlar ise üst üste gelen çift ebrulu haliyle kalır. Böylece iki ayrı ebrulu, yani ebrulu akkase denen kağıt yapılmış olur. Hafif ebrulu kağıda zamkla yazı yazıp, koyu renkli tekneye tekrardan yaymak suretiyle, merhum Necmeddin Hoca akkaseyi yazılı ebruya da tatbik etmiştir. Ebruda akkase uygulaması eskiden kağıt yapıştırma usulü ile yapılırken daha sonra yazılı ebruda olduğu gibi arap zamkı kullanmak yoluna gidilmiştir.
*Bu yazının hazırlanmasında Sn. Uğur Derman’ın Türk Sanatında Ebru isimli eserinden faydalanılmıştır. (Ak Yayınları, Nisan 1977)
Ebru Sanat tarihi hk. bilgi;
Ebru tarihi
Ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak bilinememektedir. Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bazı eserler vardır.
Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1595 yılına aittir. Şebek Mehmed Efendi imzasını taşır. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça’daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan’da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça’ya zamanın Türkçe’sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir. Osmanlı’nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı’nın inceliklerini öğrenmek için Buhara’ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı’nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır.
Ebru Sanatı’nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık’ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru’yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir.
Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.
Osmanlı’da ise Şebek Mehmed Efendi’den sonraki en önemli Ebru Sanatçısı, Hatip Ebrusu’na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed Efendi’dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii’nde hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir.
Geleneksel Türk Ebru sanatında kullanılan malzemeler
Kâğıt : Emici özelliği fazla ve mat olanları tercih edilir. Genellikle birinci hamur kâğıt kullanılır.
Kitre : Kitre, Anadolu’da yetişen, geven türü dikenli bitkilerden elde edilen, yapışma özelliği az olan bir zamk çeşididir. Suyla birlikte karıştırılarak uygun kıvam elde edilir. İpek kitresi ise, toz halinde hazır olarak satılmaktadır. Piyasada aktarlarda bulunabilen kitrenin plaka halinde, beyaz ve topraksız olanları tercih edilmelidir.
Tekne : Ebru yapımında tekne dediğimiz, içine kitre konan kaplar kullanılır.
Fırça : Fırçanın sapı için, esnek olduğundan dolayı gül dalı kullanılır. Kıllar ise, at kuyruğundan elde edilir.
Boyalar: Ebru yapımında genellikle oksit kırmızı, oksit sarı, oksit siyah, lahur çiviti kullanılır. Diğer renkler de bunların karışımından elde edilir. Güzel bir ebru için renkleri uyumlu kullanmak önemlidir. Bu nedenle koyu renklerden başlanarak renkler kullanılır. Tabandaki siyah boya, üzerindeki boyaları canlı ve aktif gösterir. Aralardaki beyazlar da renklere hareket getirir.
Öd : Renklerin kitre üzerinde kalmasını sağlar. Boyanın içine atılarak kullanılır. İpek boyalar için kullanılmaz.
Biz : Büyük, kalınca iğne olup, ebruya şekil vermekte kullanılır.
Ebru nasıl yapılır?
Ebru yapımına başlamadan önce seçilecek kağıdın ölçüsüne uygun büyüklükte bir tekne alınır, tekne kitreli su ile doldurulur.
Ebru teknesi basitçe alüminyum bir baklava tepsisi gibidir. Kitre, bir bitkinin özü olup baharatçılarda (aktarlarda) satılır. Sinme bir avuç veya tepeleme iki çoba kaşığı kitre iki litre kadar su içinde 2, 3 veya 4 gün bekletilerek kitrenin su içinde iyice şişmesi sağlanır. Şişen kitre su içinde el ile yoğurularak suya karışması sağlanır. Kitreli su boza kıvamında veya az seyreği olmalıdır. Hazırlanan sıvı ince bir tülbent ile süzülerek temizlenir. Son haliyle tekneye yavaşça (köpürtmeden) boşaltılır.
Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey (veya seramik, krom) arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su katılır. Ezilme sonrasında meydana gelen çamur benzeri boyaya sığır ödü katılarak 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boyanın öd asidiyle pişmesi sağlanır. Beklemeden sonra mamül sulandırılarak kullanılır. Boya açılmıyorsa öd katılır. Rengi açmak için su kullanılır.Bir ebru bir defa yapılabilir.
Hazırlanan boyalar fırça veya metal çubuk yardımıyla daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine damlatılır.Boyaların açılmasını ve şekillerin yuvarlaklığını kesin olarak bilemeyiz. Ancak fikir sahibi oluruz. Yaptığımız ebrunun tam olarak nasıl olacağını değil neye benzeyeceğini bilebiliriz. Bu yüzden iki defa aynı ebruyu yapmak imkansızdır. Kağıt tekneye serilir, iş tamamlanır.
Kağıt düzgünce tekne üzerine bırakılır, görüntünün kağıda işlemesi sağlanır. Kağıt temiz bir ortamda kurumaya bırakılır.
Su yüzeyinde meydana gelen şekiller, teknik gereksinme sonucu daha çok soyut olarak gelişir. Bu düzenlemeden sonra seçilen kağıt su yüzeyine yatırılır. Birkaç saniye sonra kaldırılır ve kitreli suyu süzülünceye kadar iki ucundan asılır.
Bu ebrû tekniğinde sanatçı, boyaların kitreli su üzerindeki dağılışına yeterince hakim olamaz. Bu yüzden bir takım kalıplaşmış ebrû tipleri oluşmuştur.
kaynak ;alıntıdır
——————————————————————-
T.C.
SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ
GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ
GELENEKSEK TÜRK EL SANATLARI BÖLÜMÜ
EBRU SANATININ TARİHÇESİ VE YAPIMI
YÖNLENDİREN
Ünal ERDİNÇ
HAZIRLAYAN
ISPARTA -2000
Türk el sanatının önemli bir dalı olan ebruculuğun hangi tarihte başladığı kesin olarak bilinmemektedir. Ebruya çok eski tarihli el yazması kitapların yan kağıtlarında (kapak ile kitabı birbirine bağlayan kağıt) rastlıyoruz. Fakat bu kitaplar yüzyıllardan beri okuna okuna yıpranıp tekrar cilt tamiri yapılmış olacağından o kitap içinde görülen bu ebrular, o kitabın yazılış tarihinde yapılan ebru olduğunu göstermez. Şu halde üzerinde tarih kayıtlı olmak şartıyla bir hat örneği ihtiva eden ebru kağıtları zamanı göstermek bakımından bir vesika sayılabilir. Hafif ebru denilen ve bilhassa üstüne yazı yazılmak gayesiyle açık ve soluk renklerle yapılan ebru kağıtlarında rastlanacak tarihler önem taşır. İşte o tarih ebru’nun da yapılış tarihi olabilir. Bilinen en eski ebru kağıdı 1554 yılına aittir. Ebrunun tarihi Malik-i Deylemi tarafından Gürcistan’da yazılmış italik kıt’ada geçen Arapça tarihten anlaşılıyor. Ebru kelimesi Çağatayca “Ebre”, Farsça “Ebrî” bulutumsu, bulut gibi anlamına gelip, daha sonraları dildeki vokal değişmesiyle Ebru haline gelmiştir. Bütün klasik sanatlarımız gibi ebru sanatının tarihi hakkında tam bir bilgimiz yoktur. Ebru kağıdı çok eski devirlerde hat sanatının bir yardımcısı ve ciltçiliğin bir kolu olarak yaşamış bir sanattır. Kitap kaplarının içlerini yaprakları veya yazı levhalarının kenarlarını bordür olarak süslemek için kullanılmıştır. Bugün tekrar gündeme gelmiş, kendini yenilemiş olarak görülüyor. Son yıllarda resim gibi paspartolanmış ve çerçevelenmiş ebru çeşitleri ile sergiler açılıyor, çerçeveli veya çerçevesiz dükkanlarda satılıyor. Evlerimizi, bürolarımızı süslediği gibi gömleklerimizden sarkan kravat olarak ipekli kumaşlara basılmış görüyoruz. Dahası çinilere renk vererek hatip ve çiçekli battal veya çark-ı felek olarak girmiş, kırlentlerde aynı renk cümbüşüne karışan ebrularla göz zevkimize katılmış olduğunu görüyoruz. Büyük Türk yazarı Şemseddin Sami Bey Kâmûs-ı Türkî adlı lügâtında ebru için şöyle demektedir: “Ebru; aslı, Farsça Ebrî = bulut renginde ve daha doğrusu, Çağatayca Ebre = roba (elbise yüzü, kürk kabı) hare gibi dalgalı ve damarlı (kumaş, kağıt) = (isim) cüz ve defter kabı yapmak için kullanılan renkli kağıt.”
Görülüyor ki gerek Kâmûs-ı Türkî yazarı Şemseddin Sami Bey’in verdiği bilgiler gerekse bu sanatı Buhara’da öğrenmiş olan Sadık Efendi’nin verdiği bilgilere göre kelime, zaman süreci bazı değişikliklere uğramıştır. Aslı Çağatayca olan bu kelime Anadolu’ya göç sırasında İran’dan geçerken kelime benzerliği nedeniyle “ebri”ye yurdumuzda ise “ebru”ya dönüşmüştür.
Ebrunun kağıt üzerindeki bulutumsu görünüşü mermerdeki damarlara benzediği için Avrupalılar “papier marble”, “marbled paper”, Arap aleminde ise “Varak’l-i mucazza” yani damarlı kağıt olarak adlandırmışlardır.
Son zamanlarda ele geçen bir yazma risale ebru hakkındaki bilgi eksikliğini nispeten gidermiştir. 1608 yılında yazılmış olan bu Tertib-i Risale-i Ebrî o tarihte ebruya dair bilinenlerin bir araya getirildiği bir bilgi hazinesidir.
Kitap sanatları hakkında en eski kaynak eserlerimizden olan Menâkib-i Hunerveran 1586 da Gelibolu’lu Mustafa Ali Bey tarafından yazılmıştır.
Bu kitapta; hat, tezhip, minyatür, cilt, oyma sanatlarından ve onlarla meşgul olan kimselerden Herat’ta yetişenlere kadar söz edildiği halde ebruculuktan ve ebruculardan bahsedilmediği görülmektedir. Kitap sanatkârları hakkında bir diğer eser ise, merhum Kilis’li Rifat’ın çevirisi Nefeszade İbrahim Efendi’nin, hattatlar, aharcılık, kağıt boyamacılığı, mürekkepçilik gibi sanatlardan söz edilen “Gülizar-ı Savap” isimli eserlerinde de ebrudan ve ebrucudan hiçbir bahis olmadığı görülüyor.
Ebruda kullanılacak olan boyalarda; toprak boya olması, suda erimemesi ve yağ ihtiva etmemesi özellikleri aranır. Toprak boyalar tabiattaki renkli taşlardan, renkli kaya ve madeni boyalarla nebati asıllı suda erimeyen boyalardan elde edilir. Suda eriyen ve yağ ihtiva eden boyalar kullanıldığı takdirde boyaların bir kısmı kitreyi kirlettiği gibi kitre üzerinde durmaz ve dibe çöker.
Boyayı hazırlarken bir mermer veya kalın bir cam üzerine bir yemek kaşığı kadar konur, su ile macunu haline gelinceye kadar kürekle (spatül) karıştırılır. El taşı ile sabırla yavaş yavaş ezilmeye başlanır. Cam üzerinde değil de mermer veya benzeri taş üzerinde ezilecek olursa el taşı üzerinde boya ezilen taştan ayrı bir özellikte olması gerekir. Aynı taş unlanmaya sebep olmaktadır. Dağılan boya spatülle toplanır ve tekrar ezilir. Ezilme işi bitince spatülle toplanan boya ana kap tabir edilen bir büyük cam kavanoza alınır. Bol su ile karıştırılıp adeta yıkanan boya bir tülbent veya naylon çorap ile süzülür. Bu işlem birkaç defa tekrarlanır. Süzülen boya dinlenmeye alınır. Dinlenen boya durulur, dibe çöker, su üstte bembeyaz berrak kalır. Üstteki su dökülür ve boya istenen kaba alınır.
Yaldız boya su içerisinde iyice ezilmeye çalışılır. Çünkü ezildiği dahi belli olmaz. Bir çay kaşığı boya sanki kabarır, köpürür ve büyür. Bu ezme işi bitince dinlenmeye alınır. Dinlenen yaldızlı boya dibe çökmez üste çıkar, kullanılacağı zaman yine karıştırılır. Sarı yaldızlı boyaya sarı renk karıştırılarak, beyaz yaldızlı boyaya diğer renkler karıştırılmak suretiyle kullanılabilir. Yaldız kuruyan kağıt üzerinden elle dokununca çıkabilir. Kitre üzerinde yaldızları kalarak kitreyi kirletir. Tabii çivit (Lahor cividi) lok veya leş (vişne çürüğü) gibi boyaları piyasada bulmak pek zor. Ancak bunların yerine renkleri birbirine katarak yeni yeni renkler elde edilebilir.
Ebru boyaları bilhassa zırnık, zehirli olduğu için dikkat etmek lazımdır. Ebru üzerinde boya aralarını açmak ve derinlik görüntüsü vermek için neft, terebentin yağına çok az batırılan fırça ile boya serpilirse derinlik görüntüsü ve benekler elde edilir. Neftin işini limon kabuğuyla da görebiliriz. Battal ebru yapıldıktan sonra bir parça limon kabuğu ele alınıp yakın mesafeden tekne üzerine sıkılırsa kabuktan çıkan esans ebru üzerinde beyaz benekler ve boşluklar yapar.
Bugün pek çok ebrucu toprak boya bulamadıkları için bir kısım sentetik ve bitkisel boyalarla ebru yapıyorlar. Ebru bir renk sanatıdır. Renkler tabii ve pastel renklerin bir araya gelmesiyle güzelleşir.
Ebru yapımında kullanılan suyun özel içme suyu olması, kireç derecesi düşük ve bekletilip süzülmüş olması şarttır. Kaynatılan ve bekletilmiş suda olur. Eskiden yağmur suyu kullanılırmış. Suya kireç düşüren calgon katılmak suretiyle kireci düşük su da elde edilir ve kullanılır.
Boyanın yüzeyde durmasını ve kağıda kolayca geçmesini sağlayan kitre ebru sanatında en az boya kadar önemli bir maddedir.Her bölgenin kendine has kitresi vardır. Halk arasında kesire olarak da bilinen kitre geven adı verilen bir bitkinin (astragalus) gövdesinden sızan mayinin koyulaşmış şeklidir. Piyasada şerit veya plâka şeklinde olan kitrenin taze ve beyaz olanı ebru için uygundur. Kitre eczacılıkta, kozmetik ve dokuma sanayiinde, pasta yapımında ve pek çok yerde kullanılan yapışma kabiliyeti düşük bir zamk cinsidir. 35 x 50 x 5 cm’lik bir tekne için 30 - 35 gram kitre kafidir. Kitre bir kap içinde ıslatılıp bir gece bekletilir. Sonra iyice ovalanır, tekrar su katılarak karıştırılır. Bu işlem salep kıvamına gelinceye kadar tekrarlanır. Bir bez torbaya aktarılır ve süzülür. Süzme işi iki üç defa tekrarlanır ve tekneye alınır. Tekneye alınan kitrenin hava kabarcıkları tekneye sekiz on kere kağıt atılarak hava kabarcığı ve köpük kalmayıncaya kadar alınır. Üstü kaymak tutmaması için kağıtla kapatılır. Kitre boya artıklarından, oda sıcaklığından, nemden etkilenir ve bozulur. Bozulan kitre su kıvamına döner ve hareket kabiliyeti azalır.
Kitre tekneye boşaltılır, bir gün bekletildikten sonra bütün boyalar aralıklarla bir aletle birer damla damlatılır. Boyalar sekiz santim açılıncaya kadar öd ayarı yapılır ve bir gün sonra aynı muamele tekrarlanır. Eğer sekiz santim açılıyorsa kitre istenilen kıvamda, on santimse kitrenin kıvamı sulu, altı santim açılıyorsa kitrenin kıvamı koyudur. Ona göre su katılır ve istenen kıvama getirilir. Kitre süzüldükten sonra yarım kahve fincanı formol katılır ve karıştırılır. Formol, tıp alanında kullanılan zehirli bir ilaçtır. Kitrenin bozulmasını geciktirir. Koyu renk ebru yapmak istenirse koyu kitre; açık renk ebru istenirse sulu kitre kullanılır. Kitre yerine keten tohumu, salep, ayva çekirdeği, deniz kadayıfı, hilbe (bey tohumu) kullanılır.
Öd, kitre üzerinde boyaların yayılmasını sağlar. Ebru yapımında ekseriyetle sığır ödü kullanılır. Sığır ödü ‘Ben mari’ sisteminde kaynatılır, soğumaya bırakılır. Dinlenen öd süzülür ve soğuk bir yerde saklanır. Boyaların kitre üzerinde dağılması, öd ayarına bağlıdır. Boyanın çok açılmasını ve yayılmasını istediğimiz zaman öd oranı yükseltilmelidir. Sanatkar yapacağı ebru çeşidine göre çok veya az öd ilâve eder. Öd aynı zamanda boyaların dibe çökmesini, renklerin birbirine karışmasını önler. Öd boyaya renk ve yapışkanlık verir. İyi ayarlanmamış ödlü boya, ya dibe çöker ya çok açılır. Çok ödlü boya üstünde barınacak boya daha çok ödlü boyadır. Sığır ödünün haricinde koyun ve kalkan balığı ödü de kullanılır. Eskiden tütün yaprağı ve haraza’nın suyu da kullanılırmış.
Ebru yapılacak tekne büyüklüğünde kesilen her türlü kağıtla ebru yapılabilir. Birinci hamur, ikinci hamur, üçüncü hamur kağıt kullanıldığı gibi pelur kağıt dahi olur. Kitre üzerinde biriken kirli renkleri ve köpükleri pelur ve üçüncü hamur kağıtla almak daha iyi ve kolaydır. Ebru yapılacak kağıtlarda gramaj oranı da pek önemli değildir. Kağıt yerine çeşitli kumaşlar, cam, tahta ve çinicilikte kullanılan bisküvilerde kullanılabilir. Yalnız bisküvi üstüne alınan boyalar toprak boya olduğu için sırlanıp çini fabrikalarında fırınlanınca renkler ya değişir, yahut da kaybolur.
Onun için toprak boya yerine çini boyasıyla ebru gibi çalışılıp yapılır ve sırlanıp fırınlanırsa o zaman renklerde hiç değişme olmaz. Ebru kağıtları teknenin içine serbestçe girip çıkacak şekilde kesilmelidir. Bir tarafı açıkta bırakacak şekilde olmaması gerekir. Çünkü atılan boya kitrede kalır.
Tekne, İçinde ebru yapımı gerçekleştirilen kaptır. Genellikle galvanizli paslanmaz sacdan yapıldığı gibi çinko, cam ve ağaçtan dahi yapılabilir. En çok 50×35x5 cm. boyutlarında yapıldığı gibi isteğe bağlı olarak çeşitli ebatlarda tekne yaptırılabilinir.
“Tekne açmak” demek, ebrucunun ebru yapmaya başlaması anlamına gelen bir sözdür.
“Tekne kapamak” çalışmanın bitmesi anlamına gelen bir sözdür.
“Tekne var” demek teknenin açık olduğunu belirtir.
“Tekne kapağı” demek ebrucu son yaptığı ebruyu tekneden dışarı almaz ise o ebruya kapak ebrusu denir.
Teknenin üstü açık kalınca kitre kaymak bağlar ve tekneye toz vb. düşer, onun için ya son ebru tekneden alınmaz yahut da başka bir boş kağıtla tekne kapatılır.
Kıl; hatip, çiçekli, gelgit, taraklı ebru yapılırken onlara şekil vermeye yarayan at yelesi veya at kuyruğundan alınıp kurşun kalem kalınlığında bir tahtanın uç kısmına yerleştirilmiş bir alettir.
Çeşitli kalınlıklarda paslanmaz çelik veya bakır tellerden ir tahta veya ağaçların dallarına yerleştirilerek bız (tel) yapılır. Hatip, çiçekli, gelgit ebrusu yapımında kullanılır.
Fırça, boyaları tekne üzerine serpmeye yarar. Ebrucu fırçasını kendi yapar. Piyasada yağlı boya veya suluboya fırçalarıyla ebru yapılmaz 25-30 cm. parmak kalınlığında sopanın ucuna yaşlı at kuyruğundan alınan kıllarla naylon veya sağlam bir iple güzelce bağlanarak fırçalar yapılır. Her boyanın kendi fırçası vardır.
EBRU YAPIMI
Ebru yapılacak yerin temiz, havalandırılabilir ve ısı derecesi 20 0C ‘ı geçmeyecek şekilde olması lazımdır.
Isı derecesi yüksek olan yerde ebru yapılmaz. Çünkü sıcakta kitrenin biyolojik muvazenesi bozulur. Bozuk kitre ile de ebru yapılamaz. Eğer ebru yapılacak oda kaloriferli ise kalorifer vanası kapatılır.
Yaz mevsiminde ebru iyi netice vermez. Ebru yapılacak oda da duvarların ve çevrenin sıçrayan boyalardan korunması için kağıt veya bir naylonla kaplanması lazımdır. Boyalar bir sehpa üzerine yan yana tekne yakınına yerleştirilir. Fırçalar boya içine konur, boya karıştırılır. Boyalara öd ayarı yapılır. Kitre üzerinde boyalar tek tek denenir.
Bir yanda boyalar, onun yanında kitre teknesi bulunur. Ebrucu ise boya ve kitre sehpasının karşısında biraz daha yüksekçe bir sandalyede oturur.
Daha önce hazırlanmış olan kitre yavaşça tekneye boşaltılır. Kitrenin koyuluğu salep kıvamına gelinceye kadar su ilave edilerek istenilen kıvama getirilir. Kitrede gerek boşaltılırken gerekse su ilavesi yapılırken köpükler ve hava kabarcıkları meydana gelir. Bu köpükler tekne büyüklüğünde kesilmiş kağıtlar 5-10 kere kitre üzerine bırakılır alınır. Kenarda toplanan köpük ve hava kabarcıkları elle köşeye sıkıştırılıp dışarı atılır.
Kitrenin elektriklenmesini önlemek için 10-15 kağıt kitre üzerine tekrar tekrar atılır ve alınır.
Tekne içindeki kitre tekrar bir kağıtla kapatılır. Bir iki gün dinlenmeye bırakılan kitre oda sıcaklığına uyum sağlar. Ertesi güne kadar tekne etrafında boyalar hazırlanır. Öd ayarları yapılır ilk ebru denemelerine hafif ebruyla başlanır. Boyalar fırça yardımıyla tekne içindeki kitre üzerine serpilir. Fırça sağ ele alınır, sol el işaret parmağına vurularak sağdan sola doğru gidilir, teknede boş yer bırakmadan muvazeneli şekilde boyalar serpilir.
İstenilen ebru türüne göre şekiller verilir ve kağıt teknenin üzerine bırakılır.
- Birkaç saniye sonra kağıt tekne kenarına (mil varsa mile) sürtülerek kendine doğru çekilir ve tekneden çıkan kağıt daha önce hazırlanmış olan kurutma yerlerine getirilerek kurumaya bırakılır.
- Ebru tekne kenarına sürülmeden dışarı çıkarılır. İkinci bir teknenin kenarına sürtülerek ebrulu kağıdın üzerindeki kalan kitre ve boyalardan temizlenip kurutma yerine alınır.
Kurutma yerleri, kağıt büyüklüğünde hazırlanmış çıtalar, tahtalar veya çıtalar üzerine çakılmış tülbentlerle hazırlanır. Ebrular birbirine değmeyecek şekilde serilir.
Ebru kağıdı tekneye atıldığı zaman kağıtla kitre arasında hava kabarcığı kalabilir. O zaman iğne veya sivri bir telle kağıt delinerek havası alınır. Havası alınmayan kağıt tekneden çıktığı zaman hava olan yer boyasız beyaz leke gibi kalır. Ebru kağıtları kuruduktan sonra mührelenirse parlar ve mühreli ebruların renkleri çıkmaz. Ebruya sabunlu bir bez sürülür, sonra mühre, sert düz bir tahta üzerinde yumurta şeklinde cam porselen ve mermerle yapılır. Kağıt düz bir yerde tutularak elimizdeki mühre taşı veya benzeri bir aletle kuvvetlice olarak bir baştan bir başa bastırılarak gidilir, bütün here tarafına aynı muamele yapılarak devam edilir. Mühre ebruyu bir zırh gibi sarar ve parlatır. Mühreyi ve ebruyu arada bir saçımıza sürterek kaymasını ve yağlanmasını sağlarız. Mührelenen kağıt elle tutulmaz, serbest bırakılır. Tutulan ebruda çizgiler kalır ve yırtılır. Mührelenecek kağıda sabunlu kuru bez sürülürse daha iyi mührelenir. Ebru yapılacak yer ve duvarlar bir koruyucu tedbir olarak kağıtlarla veya bezle kaplanır. Sıçrayan boyalar zamanla bir tablo gibi etrafı sarar. Tekne 50-60 cm. yükseklikte bir tezgah üzerine konur. Ebrucu oturacağı kürsüyü biraz daha yüksek seçerse iyi olur. Ebru yapımına başlamadan önce bütün boyalar ayrı ayrı karıştırılır. İlk atılan boyaya az, ikinci ve üçüncü atılan boyalara daha çok öd katmak gereklidir. Bu üstteki boyanın alt zeminini çatlatıp yayılmasını sağlar. Ebru yapmak ve ebru üzerinde çalışmak isteyen yalnız kitap okuyarak bu sanatı çok zor öğrenir. Muhakkak bir bilenden nazarı ve tatbiki ders görmesi lazımdır.
Ebru Çeşitleri :
q Battal Ebru : Ebruların en güzeli, battal ebrudur. Battal ebruyu yapan kimse bütün ebruları yapabilir. Battal ebru tekneye serpilen çeşitli renk boyalara hiçbir müdahalede bulunmadan elde edilen bir türdür. İlk ebru çeşidi olan eski tarza (tarz-ı Kadim) Battal ebru denir.
q Bülbül Yuvası.
q Çift Ebru.
q Gelgit Ebrusu.
q Hafif Ebru.
q Kılçıklı Ebru.
q Kumlu Ebru.
q Neftli Ebru.
q Şal Ebru.
q Serpmeli Ebru.
q Taraklı Ebru.
q Taraklı Yürek Ebrusu.
q Taramalı Çiçek Ebrusu.
q Necmeddin Ebrusu.
q Hatip Ebrusu.
q İspanyol Ebrusu.
q Yazılı Ebru.
EBRU SANATININ TARİHÇESİ
Türk el sanatının önemli bir dalı olan ebruculuğun hangi tarihte başladığı kesin olarak bilinmemektedir. Ebruya çok eski tarihli el yazması kitapların yan kağıtlarında (kapak ile kitabı birbirine bağlayan kağıt) rastlıyoruz. Fakat bu kitaplar yüzyıllardan beri okuna okuna yıpranıp tekrar cilt tamiri yapılmış olacağından o kitap içinde görülen bu ebrular, o kitabın yazılış tarihinde yapılan ebru olduğunu göstermez. Şu halde üzerinde tarih kayıtlı olmak şartıyla bir hat örneği ihtiva eden ebru kağıtları zamanı göstermek bakımından bir vesika sayılabilir. Hafif ebru denilen ve bilhassa üstüne yazı yazılmak gayesiyle açık ve soluk renklerle yapılan ebru kağıtlarında rastlanacak tarihler önem taşır. İşte o tarih ebru’nun da yapılış tarihi olabilir. Bilinen en eski ebru kağıdı 1554 yılına aittir. Ebrunun tarihi Malik-i Deylemi tarafından Gürcistan’da yazılmış italik kıt’ada geçen Arapça tarihten anlaşılıyor. Ebru kelimesi Çağatayca “Ebre”, Farsça “Ebrî” bulutumsu, bulut gibi anlamına gelip, daha sonraları dildeki vokal değişmesiyle Ebru haline gelmiştir. Bütün klasik sanatlarımız gibi ebru sanatının tarihi hakkında tam bir bilgimiz yoktur. Ebru kağıdı çok eski devirlerde hat sanatının bir yardımcısı ve ciltçiliğin bir kolu olarak yaşamış bir sanattır. Kitap kaplarının içlerini yaprakları veya yazı levhalarının kenarlarını bordür olarak süslemek için kullanılmıştır. Bugün tekrar gündeme gelmiş, kendini yenilemiş olarak görülüyor. Son yıllarda resim gibi paspartolanmış ve çerçevelenmiş ebru çeşitleri ile sergiler açılıyor, çerçeveli veya çerçevesiz dükkanlarda satılıyor. Evlerimizi, bürolarımızı süslediği gibi gömleklerimizden sarkan kravat olarak ipekli kumaşlara basılmış görüyoruz. Dahası çinilere renk vererek hatip ve çiçekli battal veya çark-ı felek olarak girmiş, kırlentlerde aynı renk cümbüşüne karışan ebrularla göz zevkimize katılmış olduğunu görüyoruz. Büyük Türk yazarı Şemseddin Sami Bey Kâmûs-ı Türkî adlı lügâtında ebru için şöyle demektedir: “Ebru; aslı, Farsça Ebrî = bulut renginde ve daha doğrusu, Çağatayca Ebre = roba (elbise yüzü, kürk kabı) hare gibi dalgalı ve damarlı (kumaş, kağıt) = (isim) cüz ve defter kabı yapmak için kullanılan renkli kağıt.”
Görülüyor ki gerek Kâmûs-ı Türkî yazarı Şemseddin Sami Bey’in verdiği bilgiler gerekse bu sanatı Buhara’da öğrenmiş olan Sadık Efendi’nin verdiği bilgilere göre kelime, zaman süreci bazı değişikliklere uğramıştır. Aslı Çağatayca olan bu kelime Anadolu’ya göç sırasında İran’dan geçerken kelime benzerliği nedeniyle “ebri”ye yurdumuzda ise “ebru”ya dönüşmüştür.
——————————————————————————
Bingül Sevimli “Suyun Rüyası” Ebru sanatını anlattı |
| Salı, 24 Mart 2009 07:19 |
|
Desen düşüncesinin oluştuğu ilk andan, gözle buluştuğu son ana kadar kendine has mistisizmini yitirmeyen bir ifade şekli Ebru… Diğer sanatlardan ayıran en önemli özelliği ise her ebrunun tek olması, birbirine benzememesi… Bursa Uludag Üniversitesi Grafik Ana Sanat Dalı resim-iş ögretmenligi bölümünden mezun olduktan sonra, Türkiye’nin farklı şehirlerinde 13 yıl resim öğretmenliği yapan Bingül Sevimli, lise yıllarında tanıştığı Ebru sanatına tutkuyla bağlanmış ve 2003’te geldiği Amerika’da bu tutkusunu profesyonel çalışmalara dönüştürmüş. Binlerce yıllık tarihiyle, geleneksel Türk sanatları içinde önemli bir yere sahip olan bu sanatı, Amerika’da yaptığı çalışmalar ve son olarak da “Suyun Rüyası (The Dream of Water)”isimli sergisiyle sanatseverlerle buluşturan Bingül Sevimli ile konuştuk. TURKISHNY: Ebru sanatına ilginiz nasıl başladı? BİNGÜL SEVİMLİ: Lise öğrencisiydim, kaçıncı sınıfta olduğumu tam olarak hatırlamıyorum. Resim öğretmenimiz gazlı su üzerine hazır boyalarla taraklı Ebru yaptırmıştı. Adının Ebru Sanatı olduğunu, çok eski bir tarihi olduğunu anlatmıştı ve çok etkilenmiştim. Resim dosyalarımızı kaplamıştık herkesin deseni farklı olduğundan üzerine isim yazma gereği duymamıştık. Aynı deseni bir kez yapabileceğiniz bir sanat olduğunu anlamıştım. Lise bittikten sonra Uludağ Üniversitesi’nde grafik ve resim okudum, burada Ebru sanatı ile ilgili teknik uygulama yapma şansım olmadı. Sadece teorik olarak bazı bilgiler aldığımızı hatırlıyorum. Aslında suyun içine damlattığınız zeytinyağının su üstünde oluşturduğu dairesel hareketler birer battal ebru örneğiydi. Ebrunun karakterini yaşamın her köşesinde görebiliyordum. Bulutlarda, deniz kıyısında, mikroskop görüntülerinde, uzaydan çekilmiş fotoğraflarda gibi. daha sonra öğretmenliğim süresince öğrencilerimle birlikte çalıştık ve Uludağ Üniversitesi Onkoloji Bölümü hastaları ile terapi amaçlı dersler yaptık. Önceleri bu sanatı öğrenmek için bir ustadan ders almak fikri ağırbasıyordu. Çevremde böyle bir usta yoktu, olsa bile ustaların kaprisli ve gizemli dünyalarını paylaşamıyacağımi, usta- çırak sürecini yaşamak için çok geç olduğunu düşünüyordum. Bu yüzden Ebru’yu kendi kendime yapmaya karar verdim ve deneme yanılma yolu ile Ebru’yu öğrenmeye çalıştım. Üniversitede aldığım renk, teknik ve estetik öğretilerin birleşimi ile ortaya çıkan sonucun mükemmeliğini yaşadım. Okuduğum kitaplarla, yaptığım araştırmalarla geliştirdim, örnek aldığım Sn.Hikmet Barutçugil bu sanatta etkilendiğim ve kendime yakın gördüğüm üstad olmuştur. Sanatın evrenselliğine ve görsel sonsuzluğuna inanıyorum. Ebru’da görsel bir sanattır, bir şablon içinde kalmadan diğer soyut resim anlayışı ile aralarında ilişkilendirilmelidir. Geleneklere saygılı kalarak Ebru’ya modern ve çağdaş bir görünüm kazandırmak çalışmalarıma ayrı bir özellik katıyor. TURKISHNY: Bu sanatın tarihinden bahsedebilir misiniz? Ne zaman ortaya çıkmış, nasıl gelişmiş? BİNGÜL SEVİMLİ: Ebru; şu üzerinde özgürce oluşan motifleri, doğal renkleri, mucize desenleri, hücresel açılımları, damar oluşumları, doğasal özellikleri, kağıda alınışı ile mükemmel görselliğe sahip bir sanattır. Ebru Sanatının tarihsel gelişimini incelediğimizde, “En eski Türk kağıt süsleme sanatlarından biridir” denilir. Kağıdın zaman içinde gösterdiği ilginç serüven Ebru Sanatında da gözlenmektedir. M.Ö. 200′lu yıllarda Çin’de dönemin tarım bakanı, bitki liflerinden ve elyaflarından oluşan artık balık ağlarını kullanarak ilk defa kağıt yaptırdı. Çinlilerin yaklaşık on aşır sakladıkları kağıt yapım sırlarını, Türkler, 8.yüzyılda tekrar keşfettiler. Semerkant’ta birçok kağıt üreticisi vardı. Türkler, kağıt yapımının yanısıra renkli kağıt ve kağıt süsleme sanatını da geliştirmişlerdi. Kullanılan amaçlara ve kişilere göre gümüş veya altın varaklı, çeşitli bitki ve çiçek yaprakları da kullanarak kağıtlar ürettiler. Ebru Sanatı da, tahminen o yıllarda geliştirildi. Ebru; Orta Asya dillerinden Çağatayca’da “hare gibi, damarlı” anlamına gelen, EBRE kelimesi sanatın bilinen ilk adıdır. İpek Yolu ile Anadoluya gelene kadar sanat değişik isimlerle anılmıştır. “ABRU” (Su Yüzü), “EBRİ” (Bulutumsu, Bulut gibi) olarak isimlendirilmiştir. Türklerle birlikte Anadolu’da sanat “EBRU” olarak anılmıştır. Ebrulu desenler; antik çağlardan beri beğeni görmektedir. Mısır’da bulunan M.O. 1365 tarihli cam şişelerde taraklı ve gel-git ebrularını andıran desenlere rastlanmıştır. Çin’de Sung Hanedanlığı zamanından kalma (960-1279) bazı çömleklerde battal ebrularının benzeri görüntülere rastlanmaktadır. Aynı yıllarda (10.-12. YY) Japonya’da Sumi ressamlarının fırçalarını temizlemek için batırdıkları suyun yüzeyinde biriken boyaların başka bir kağıda alınarak bulunduğu tahmin edilen “Suminagashi” tekniği metod olarak ebrulama yöntemine çok benzemektedir. Bu sanat günümüzde halen yaşatılmaktadır. Bilinen en eski Suminigashi örneği “Sanjuroku-nin Shu” adlı dokümanın iki sayfasında bulunmaktadır ve 1112 yılına aittir. Bugün bilinen modern ebrunun 13.yüzyılda Türkistan’da, Semerkant’da ve 14.yüzyılda Herat yöresinde yapıldığına dair belgeler bulunmaktadır. Ebru’da aynı kağıt gibi ipek yolu ve diğer ticaret yollarını kullanarak doğudan batıya yayılmıştır. Ebru uzakdoğuda yapılan basit formlarından (Suminagashi gibi) daha özenli, bugün bütün dünyada kullanıldığını bildiğimiz daha sofistike ortamlara doğru bir evrim geçirmiştir. Hatta günümüz soyut sanat akımlarında bile yer almıştır. Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun bu tür dekoratif kağıtları yaygın olarak kullandığını, siyasi ve idarı hayatta önemli bir yere sahip olduğunu biliyoruz.Daha da önemlisi, ebru sanatı Türklerin en güzel sanat eserlerini ortaya çıkarmaları için bir ortam yaratmıştır.Selçuklu ve Osmanlılar döneminde birçok ebru ustası yetişmiştir. Bu ustaların eserleri zengin evlerin duvarlarını süslemiş, yahut bir sultandan, paşadan, soylulardan bir diğerine hediye olarak gönderilmiştir. Zaman içinde bu ustaların yaptığı çok güzel pastel ve açık renkli desenli kağıtlar devlet belgelerinde ve resmi yazışmalarda zemin olarak kullanılmaya başlanmıştır. Buradaki başlıca amaç estetik değerlerin yanısıra tahrifat girişimini engellemeyi amaçlamaktadır ki, bugün çek, senet ve kağıt paralar üzerindeki karmaşık desenlerin mantığına dayanmaktadır. Topkapı Sarayı’nda bulunan, tarihi tespit edilmiş en eski ebru 1447 yılına aittir.
TURKISHNY: Amerika’da Türk sanatlarından birini başarıyla tanıtıyorsunuz, Ebru sanatıyla ilk kez sizin eserleriniz aracılığıyla tanışan bir çok kişi var, nasıl tepkiler alıyorsunuz? Özellikle Amerikalıların yaklaşımı nasıl? BİNGÜL SEVİMLİ: Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum. Bana göre başarı; Sabır ve çok sevmektir. Akıllı insanların saygısını ve çocukların sevgisini kazanmaktır. Dürüst eleştirmenlerin onayını almak, sahte dostların arkadan vurmalarına dayanmaktır. Güzeli sevmektir, herkesteki en iyiyi bulmaktır. Karşılık beklemeyi hiç düşünmeden kendiliğinden vermektir. Geride ister sağlıklı bir çocuk, ister kurtarılmış bir ruh, ister bir parça yeşil bahçe, ister iyileştirilen bir sosyal durum bırakarak dünyanın iyileşmesine katkıda bulunmaktır.. Gönlünce eğlenmek ve , kendinden geçerek şarkı söyleyebilmektir… Tek bir kişi bile olsa, birinin sizin varlığınızdan ötürü daha rahat nefes aldığını bilmektir. İşte bu başarılı olmaktır… Katıldığım tüm etkinliklerde ve “The dream of water” isimli ilk kişisel sergimde Amerikalı, Filipinli, Çinli, Meksikalı, Afrikalı ve daha birçok ulus insanlarının bu sergi ve aktivitelere gösterdikleri ilgi, aldıkları keyif, gözlerindeki ışıltı ve bugün Amerika Birleşik Devletlerinde insanların duvarlarına bir tablo alır gibi Ebru Sanatına itibar etmeleri, saygı ve sevgi ile yaklaşmaları benim başarı anlayışıma paydaşlık vermektedir. Ebru’da sevgiyle güzelleşen bir sanattır. Sanatın dili, dini, rengi olmadığını burada daha iyi anlayabiliyorum. Gerek kullandığım malzemenin doğallığı gerekse Ebru’nun karekteristik özelliği açısından Amerika Birleşik Devletleri’nde gösterilen ilgi çalışmalarıma ivme kazandırmaktadır. Tabiki bundan dolayı çok mutlu oluyorum. Benim pozitif olmam çalışmalarıma da yansımaktadır. Ebru teknesini her açtığımda bir önceki yaptığım eserimden daha fazla keyif aldığımı hissediyorum. Bunu da gördüğüm ilgiye ve gösterilen saygıya borçluyum. Geçen yıl ikinci kez katıldığım bir sanat festivaline ilkinde çocuklarını getiremeyen bir bayanın, sonraki yıl festivale katılacağımı haber almasıyla üç çocuğuyla birlikte gelip ebruyu göstermek istemesi, ders almak isteyen emekli hakim teyzemiz ve arkadaşları, çocuğunun doğum günü partisinde ebru tanıtımı yapmak isteyen bir anne, henüz iki yaşında parmağına fırçayı vuramayan bileklerini kullanarak ebru yapmak isteyen minikler, okullarına sanatçı geleceğini bilen minik öğrencilerin o gün için annelerinden en güzel kıyafetini giymek istemeleri öğrencilerine mutlaka ebruyu tanıtmak isteyen öğretmenler… yaşanması çok zor bir mutluluk gibi hissediyorum.
TURKISHNY: “Suyun Rüyası (The Dream of Water)” ilk kişisel serginiz… Eserlerinizi geniş bir kitleyle buluşturmak nasıl bir his, serginize nasıl tepkiler aldınız? BİNGÜL SEVİMLİ: Gösterilen ilgiden dolayı çok mutluyum, aslında benim için cevaplaması en zor sorulardan biri olsa gerek, çünkü “hissetmek” anlatımı kadar zor bir kavram. Öncelikle sergimi ziyaret eden herkesin sevgi dolu sözler sarfetmesinden çok mutlu oldum. Sergimi ziyaret eden, uzaklardan başarı dileklerini paylaşan herkese çok teşekkür ediyorum. Böyle bir fırsata sahip olduğum için kendimi şanslı ve seçilmiş hissediyorum. Sergim sırasında yaşadığım ve beni çok mutlu eden bir olayı paylaşmak istiyorum; geçen hafta Amerikalı avukat bir bayan sergimi ziyaret etti. Bundan bir iki ay önce THY uçağıyla seyahat etmiş. Uçakta verilen THY dergisinde Ebru Sanatı ile ilgili bir haber okuduğunu, çok etkilendiğini, nasıl yapıldığını çok merak ettiğini heyecanlı bir şekilde anlatmaya başladı. İnternetten araştırdığını, Amerika’da benim web siteme ulaştığını ve sergimin olduğunu öğrenince çok sevindiğini, Ebru Sanatını deneyimlemek için üç gün öğle tatilinde sergi salonunda beni bekleyerek geçirdiğini anlatması çok etkileyiciydi.
Ziyaretçi Defterimden NOTLAR: Bingül Hanım, Siz bana bugünün verdiği bir hediye oldunuz. Tüm öğrencilik yaşamım boyunca resimden yeteneksizlik yüzünden uzak duran bana yaratma heyecanı yaşattınız. Denememe izin verdiniz, beni Ebru Sanatıyla böyle yakından tanıştırdığınız için teşekkür ederim. Bu ilk bakışta aşk gibiydi. Sevgi ve Saygılarımla Selcan / NYC
Stopped in because I will be visiting Istanbul at the end of March. The art exhibit is absolutely beatiful. I’ve never seen anything like it. So glad I came by! Cristina Bristol / PA
I love your work! Thank you for bringing this lovely art technique to our childeren! Hope Jennings / NJ
Beautiful work! I have a different favorite even/time I see your work. Thanks for giving our children a very special day! Sally / NJ
TURKISHNY: Ebru sanatını öğrenmek isteyenler için dersler veriyorsunuz. Öğrenci profiliniz nasıl? Derslerinize ilgi duyanlar nasıl başvurabilir? BİNGÜL SEVİMLİ: Üç yıldır, ebru kurslarını gerek evimde gerek kurumların himayesinde devam ettirmekteyim. On iki haftalık bu programa katılan kursiyerlere Ebru’nun tarihi, üstadları, geleneksel ebru çeşitlerini, kullanılan malzemeleri, boya yapımı, renk bilgisi ve teknikleri konusunda dersler vermekteyim. Aynı aileden torun (21), anne (45) ve anneanne (78) üç kuşak birarada derslerime gelen öğrencilerim var. Los Angeles, Albany, Long Island, Brooklyn gibi çok değişik yerleden ders almak isteyen Ebru dostlarıyla tanışmaktan dolayı çok mutluyum, nerede olduğu hiç önemli değil grupların oluşması halinde istenilen yerde ders verebilirim. Bilgi paylaşıldığında güzelleşir ve çoğalır, öğretmenlik benim için farklı bir duygu ve sevgi… Türkiye’de onüç yıl devlet okullarında öğretmenlik yaptım ve o zaman ki düşüncelerim aynen şimdiki gibiydi. İlk görev yerim olan Van’da ikibuçuk yıl görev yaptım, kırtasiyelerde canson resim kağıdı, guvaj boya, vitray boyası ve bunun gibi birçok malzeme yoktu. Kendi gayretlerimle bu malzemeleri temin ederek öğrencilerime resim sanatının güzelliklerini yaşattım. Ebru içinde malzemelerimi Türkiye’den temin ediyorum aynı duyguları burada da yaşıyorum ve yaşatıyorum. Okul öncesi çocuklarla çalışmak bana büyük keyif veriyor. Çünkü onların gözlerindeki ısıltı ve yaratıcılık Ebru’ya farklı bir güzellik katmakta, hafızalarında uzun süre yaşatacak geleceğe taşıyacakları inancını yaşıyorum. Bu nedenle okul öncesi çocuklara yönelik çalışmalarımın içeriğini zenginleştirmek ve devamlılığını sağlamak istiyorum. Tarihleri belirlenmiş bir çok “Pre School” programın hazırlıkları içindeyim. Geçtiğimiz ay Bergen Community College Child Development Center’da yaptığımız Ebru Sanatı tanıtımı çok başarılı olduğu kanısındayım. 2 ile 4 yaş arası çocuklarla birgün boyunca Ebru çalıştık. Önümüzdeki günlerde William Paterson Üniversitesi’nde benzer bir çalışmayı kırk öğrenci ile yapacağım. Lise üçüncü sınıf öğrencisi kızımın okulundaki “Ebru Club” projesinin 2009 İkbaharı’nda çalışmalarına başlayacak olması ve bu projenin diğer lise ve ortaokullara da örnek olmasını destekleyeceğim. Geçen yıl yaptığım Cornell Üniversity, Üniversity of Pennsylivania, Marywood Üniversity gibi ve diğer College çalışmalarımın başarılı olduğunu düşünüyorum çünkü aynı okullar bu yıl yeniden etkinliklerine davet etmektedirler. Akademik personelin dışında öğrenci etkinlikleri de benim için önem taşımaktadır. Çünkü biröğrencinin sanatın bir dalı ile ilgilenmesi onun öğrenciliği döneminde artı puanlar almasına neden olmaktadır. Dolayısıyla Tıp fakültesine giden bir öğrencinin de sanatın herhangi bir dalı ile uğraşması onun aynı zamanda iyi bir sanatsever olarak yetişmesine hatta iyi bir sanatçı olmasına sebep olabilmektedir. Konuya ilgi duyanların “ bingulsevimli@yahoo.com Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir veya info@ebruartusa.us Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ” adreslerinden e-mail yoluyla ya da www.ebruartusa.us adresindeki iletişim bilgilerinden bana ulaşabilirler. TURKISHNY: Ebru sanatı içinde birçok farklı tekniği barındırıyor, siz de serginizde farklı tekniklerde eserlere yer verdiniz, biraz bu teknikleri anlatır mısınız? BİNGÜL SEVİMLİ: Ebru’nun tarihini okuduğumuzda başlangıç noktası “Battal Ebru” tekniğidir. Bugün batıdaki ebrucuların uygulamaları battal ebru üzerinedir. Geleneksel ebru teknikleri arasında ayırım yapmam söz konusu değil. Genel olarak bütün teknikleri kolleksiyonlarımda kullanıyorum. Suyun üzerine kontrolsüz olarak saçılan damlalar sonsuz bir renk ve zevk alemini gözler önüne serer. Buna “Battal Ebrusu” denir. Bir iğne yardımıyla çakıl taşlarına benzeyen battal Ebrusu çizilerek değişik desenler elde edilebilir. Bu desenler taraklı, gel-ğit, sal örneği ve bülbül yuvası gibi isimlerle bilinirler. Ayrıca suyun üzerine daha kontrollü olarak farklı renklerde boya damlatılıp, lale, gül, karanfil, sümbül ve papatyayı andıran soyut resimler yapmakta mümkündür. Yaptığım modern (soyut) ebrularımda da mutlaka tarak ya da battal ebru motiflerini kullanıyorum. New York’ta açmış olduğum sergimde ebru sanatındaki bu çeşitliliği sunmaya çalıştım.
TURKISHNY: Serginizde Türk çinilerininin desenlerinden esinlenerek yaptığınız eserler ve Türkiye’nin tarihi zenginliklerini Ebru sanatı ile birleştirdiğiniz “Türkiye koleksiyonu” yer alıyor. Çini ve Ebru sanatını birleştirmek nasıl ortaya çıktı? BİNGÜL SEVİMLİ: Türk çinisinin renkleri ve motiflerinin Ebru’ya farklı bir boyut kazandıracağını düşündüm. Özellikle İznik Çinileri ilgimi çekmektedir. 17.yüzyıldan itibaren kaybolmaya başlayan bu sanatın son yıllarda gösterilen ilgi ve yapılan uygulamalarla yeniden yaşama kazandırılma çalışmalarını takip etmekteyim. İznik çinisinin yaşam mücadelesinden etkilenmiş olabilirim. Bu tamamen o anki duygu yoğunluğum ile ilgili diyebilirim. Belki o an izlediğim bir belgesel ya da o konuyla ilgili okuduğum bir kitap yada bir haber bunda etken olabilmektedir. Zaten ilk uygulamadan aldığım sonuç, bir sonraki çalışmaya ilham olmaktadır.
TURKISHNY: Önümüzdeki dönemlerde Ebru sanatına uyarlamayı düşündüğünüz farklı sanat dallarına ait motifler var mı? BİNGÜL SEVİMLİ: Neden olmasın, geleneksel Ebru tekniklerine saygılı olmak koşulu ile bir çok tekniği Ebru ile bütünleştirmeyi deneyeceğim. Bu deneyimlerimlerimi ve ortaya çıkacak eserleri açacağım farklı konulu sergiler ile sanatseverlerle paylaşmayı düşünüyorum.
TURKISHNY: Ebru desenlerini kumaş üzerine de uyguluyorsunuz, moda ve ebru sanatını birleştirmeyi düşünür müsünüz? bununla ilgili girişimleriniz ya da aldığınız teklifler oldu mu? BİNGÜL SEVİMLİ: Bunun için öncelikle fiziki altyapıyı oluşturmalıyım. Tekstil baskıları artı bir uğraş gerektiriyor.. Ayrıca atölye ortamında baskılar denemeliyim. Mevcut baskı ölçülerimi büyütmeliyim. Tekstil uygulamalarında da mükemmel sonuç elde edebiliyorum. Yaptığım örneklerin renk ve desen zenginliği beni çok heyecanlandırmaktadır. Ev tekstilinde, (yastık, masa örtüşü, perde, sal, yatak örtüsü gibi) çeşitliliği sunmak istiyorum.
Geçtiğimiz günlerde modacı Nedret Taciroğlu hanımefendi sergimi ziyaret etti, desenlerimden çok etkilendiğini ve kreasyonlarında kullanabileceğini belirtti, onur duydum. Umarım birlikte çalışma fırsatımız olursa, güzel tasarımlar ile Ebru’ya farklı bir vizyon kazandıracağız.
TURKISHNY: Sertap Erener ve Demir Demirkan’ın ‘Painted On Water-Suya Boyanmış’projesinde eserleriniz sahnede izleyici ile buluşacak. Biraz bu projeyi anlatır mısınız? BİNGÜL SEVİMLİ: “Painted on Water” projesinde yer almak beni gerçekten heyecanlandırıyor. Türkiye’nin gururu bu iki güzel sanatçı ile birlikte olmaktan dolayı çok mutluyum. Projenin bütünü gerçekten çok güzel dizayn edilmiş ve her ayrıntı düşünülmüş. Albümün adı ve içeriği Ebru ile güzel bir bütünlük sağlıyor, ezgiler bize hiç yabancı değil, hepsi birbirinden güzel şarkı sözleri güçlü bir yorum; fondaki ebru çalışması ile de işitsel ve görsel bir şölen olacak. Sanırım Nisan ayının ikinci haftası albüm çıkacak, sonra konserler ve Amerika turnesi başlayacak, değişik mekanlarda sergi konserler düzenlenecek, “Painted on Water” adında bir kitap yayınlayacağız. İçeriğinde benim ebrularım, Sertap ve Demir’in müzikleri ile ilgili detaylar bulunacak ayrıca greetings card organizasyonu çalışmasına başlamış durumdayız. Albüme ait hazırlanan web sayfasında herkesin sanal olarak kendi ebrusunu yapabilceği bir bölüm bulunacak ki bu da bir ilk olacak. Kısaca her şey çok güzel ve diliyorum ki Grammy ödülü Sertap ve Demir’in olacak. TURKISHNY: Bundan sonraki projeleriniz neler? BİNGÜL SEVİMLİ: Aslında Ebru’ya dair o kadar çok şey düşünüyorm ki bazen özel yaşamıma ait planları ertelemek durumunda kalıyorum. Çünkü “Ebru Sanatı” benim bir parçam, ailemden biri gibi, sanırım bu gerçek bir sevgi ve yaşamımın renkleri olarak görüyorum. Amatör ruh ile başladığım bu trendi gelecekte, inanıyorum ki; daha üslubu düzgün, kurallı ve içeriği zengin çalışmalara yansıtmak olacaktır. “Ebru Sanatı”nı bir Türk Kültürü ve Sanatı olarak çağdaş ve modern bir görsellikte doğal malzemeler kullanarak Amerika Birleşik Devletleri’nde tanıtmak ve yaşatmak düşüncesindeyim. Uluslararası katılımlı Ebru sergisi, fuar ve festivaller organize etmek istiyorum. Yaşlılara yönelik Ebru programları, kanser hastalarına yönelik terapi amaçlı dersler, engelli insanlara yönelik çalışmalar yapmak, yardım amaçlı “Ebru Greeting Card” organizasyonu kurmak, “Ebru Magazin” sanatsal vizyonu olan bir dergiyi yaşama geçirmek, projelerim arasında yer alıyor. Okul öncesi ve ilkokul öğrencilerine yönelik devam eden çalışmalarımın içeriğini zenginleştirmek, ortaokul ve liselerde Ebru Club’lar kurulmasına destek vermek, farklı seviyelerde renk, teknik, malzemenin doğallığı gibi teorik bilgi ve dokümanları çocuklarımızla paylaşmak istiyorum. “Ebru” ya kurumsal kimlik kazandırma çalışmalarını projelendirmek, kaynak yaratmak ve Ebru’ya kalıcı nitelikler kazandırmak istiyorum. Moda ve ev tekstili konularında özel kreasyonlar hazırlamak, seramik ve porselen baskılarıyla “Ebru” ile yeni formlar yaratmak üzerinde çalışıyorum. Önümüzdeki yıl ilk kez düzenlenecek olan “William Paterson University Art Festival” i için Ebru Sanatı ile birlikte Türk Kültürünü tanıtan bir programı eşim ile birlikte projelendiriyoruz. Festival bir haftalık bir programı kapsayacak, ve içerik olarak sergi, müzik (konser), film gösterimi ve modern dans başlıkları altında şekillenecek. Festivalde Orta Asya, Doğu Avrupa ve Orta Doğu ülkeleri kültürleri tanıtılacak. Ekonomik kaygıların ön plana çıktığı bu günlerde proje üretmek çok zor gibi gözükse de imkansız değil diye düşünüyorum. Toplumumuzda sanata duyarlı insanların varolduğunu düşünüyorum ve bu misyonu onlarla birlikte paylaşmak ve yaşamak istiyorum. Örneğin Manhattan’da onlarca Türk restoranı var, bu restoranları her gün yüzlerce insan yemek yemek için ziyaret etmekte… Bu restoranlarda “Ebru Sanatı” nı tanıtmak ve sergilemek, müşterilerine giderken yanlarında götürebileceği bir hatıra verebilmek hatta menüsünde bir Ebru tasarımı bulundurmak imkansız düşünceler olmamalıdır. İnanıyorum ki bilgi paylaştıkça güzelleşir ve çoğalır. Ebru Sanatı için bütün projelerime kaynak yaratacağını düşündüğüm ve hedef kitlesine daha yakın olacak Manhattan’da “Ebru Art Store & Cafe” atölye, galeri, sanat malzemeleri ve içinde insanların kahvelerini içip sohbet edebilecekleri hatta öğle tatilinde bir saat bağımsız olarak ebru yapabileceği bir formatta otantik bir mekana sahip olmak istiyorum. Bunu başardığım takdirde hem diğer projelerime kaynak yaratmış hem Ebru Sanat’inin ABD’deki vizyonunu geliştirmiş olacağım.
TURKISHNY: Ebru dışında ilgi alanlarınız neler? Farklı sanat dallarında çalışmalar yapıyor musunuz? BİNGÜL SEVİMLİ: Son bir yıldır farklı konularda çalışma yapma imkanı bulamıyorum. Fakat Amerika’ya geldiğim ilk yıllarda özel bir şirkette antik boyama teknikleri ile yeni malzemelere eski görünüm kazandırıyordum. Sanatsal ögelerin öne çıktığı güzel şeyler yaptığımı düşünüyorum, üç yıl Jacob Jawits Center’de fuarlara katıldım çalışmalarımın alıcılarını memnun ettiği kanısındayım. Bir ara Türkiye’den getirdiğim keçelerle yastık ve dekoratif amaçlı eşyalar yapmayı denedim. Ev dekorasyonu ve ev tekstili konuları ilgimi çekiyor, Mayıs ayında Brooklyn’de bir evin iç tasarımini, tavan ve duvar süslemelerini yapacağım Amerika’daki ilk kişisel tecrübem olacak umarım güzel olur. Bunun dışında seyahat etmeyi, müzik dinlemeyi ve Türk yemekleri yapmayı çok seviyorum.
TURKISHNY: Ebru ile ilgilenmek isteyenlere, yeni başlayanlara tavsiyeleriniz neler? BİNGÜL SEVİMLİ: Ebru sevginizle güzelleşen, sizi anlayan, ruh halinize yanıt ve huzur veren, yaşamınıza renk katan, fakat sabrınızı da ölçen bir sanat olduğunu hatırlatarak her yaşta herkesin denemesini tavsiye ederim. Belki doğal malzemeler ile çalışmanın vereceği zorluklar olacaktır. Suyun yoğunluğunun ayarlanması, boyaların karışım oranları gibi sorunları deneyerek çözebilirsiniz fakat umudu ve sabrı yitirmemelisiniz demek, ebruya yeni başlayanlara vereceğim en önemli anafikir olacaktır. Doğru bilgilere ulaşmalı, doğru malzemeye sahip olmalısınız, içinizde saklı olan düşünce ve yeteneği mutlaka onunla paylaşmalısınız, sanatın içinde bulacağınız nitelikleri kendi mantığınızla yorumlamalısınız. Önce geleneksel yöntemleri ve kuralları kavrayıp daha sonra kendi karakteristik özelliğinizdeki ayrıntıları ebruya yansıtmayı deneyebilirsiniz.
TURKISHNY: Geleneksel Türk Sanatlarının ABD’de yeterince tanıtıldığını düşünüyor musunuz? Neler yapılmalı, hangi sanat dallarımız öne çıkarılmalı sizce? BİNGÜL SEVİMLİ: Öncelikle bu soruya genel olarak yanıt vermek istiyorum. Türkiye’yi tanıtma anlamında üretilen projelerin hedef kitlesine bıraktığı etkilere iyimser yaklaşıp inanmak istiyorum. Fakat düğünümüz varmış gibi, kendimiz çalıp kendimiz oynarsak bu tanıtımdan öte bir organizasyon olmaktadır. Sonuçları da tartışılır. Birgünlük etkinliğe ayıracağımız bütçeyle birkaç yıllık giderlerini karşılayabileceğimiz sabit mekanlar yaratabiliriz. Ben bütün sanatlarımızın adına şunu ifade etmek istiyorum; Geleneksel yada modern sanatlarımızın yeterince tanıtılmadığını düşünüyorum. Ülkemizde yetenekli ve başarılı sanatçılarımız bulunmakta bunlara fırsatlar verilmeli. 365 gün hizmet veren bir kültür ve sanat merkezimizin olmasını, içinde sanatsal çalışmaların yapıldığı atölyelerin bulunacağı, çini, seramik, ağaç oymacılığı, cam, heykel, müzik v.b. değerlerimizi sergileyip, hakkında bilgi verebilceğimiz bir mekanın olması gerektiği düşüncesindeyim. Böyle bir oluşuma katkıda bulunacak duyarlı yöneticilerimizin ve insanlarımızın da var olduğu inancındayım. Herşeyin daha güzel olmasını diliyorum. TURKISHNY: Ebru sanatı adına Amerika’da yaptığınız çalışmalar hepimiz için gurur verici, bu tutkunuzu bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederiz. Projelerinizin gerçekleştiğini görmek Türk sanatlarının tanımı açısından mutluluk verici olacak, çalışmalarınızda başarılar dileriz. kaynak;.turkishny.com |







