<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Kaybolan Sanatlar-Kaybolan Türk Sanatları-Sanat-Türk Sanatları-Kaybolan Sanat-Ebru sanatı-Tezhip sanatı-Minyatür sanatı-Kat'ı sanatı-Telkari-Telkari sanatı</title>
	<atom:link href="http://www.kaybolansanatlar.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaybolansanatlar.com</link>
	<description>Kaybolmaya yüz tutan sanatları yaşatmak</description>
	<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 09:33:56 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Karagöz-Hacivat sanatı:</title>
		<link>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=988</link>
		<comments>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=988#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 15:35:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Karagöz Figürleri]]></category>

		<category><![CDATA[Hacivat]]></category>

		<category><![CDATA[Karagöz]]></category>

		<category><![CDATA[Karagöz sanatı]]></category>

		<category><![CDATA[Karagöz-Hacivat sanatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaybolansanatlar.com/?p=988</guid>
		<description><![CDATA[




Karagöz ve Hacivat Kukla Ortaoyunu Hakkında







GELENEKSEL TİYATRO


 


KARAGÖZ 





Deve veya manda derisinden yapılan, “tasvir” adı verilen insan, hayvan veya eşya şekillerinin çubuklara takılıp arkadan verilen ışıkla beyaz perde üzerinde hareket ettirme esasına dayanan gölge oyunudur. Oyun, adını Karagöz’den almaktadır. Karagöz adı ile yaygın olarak bilinen bu oyuna, halk arasında zaman zaman “Hacivat” adı da verilmektedir.


Gölge oyununun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table style="text-align: left;" border="0" cellspacing="1" width="100%">
<tbody>
<tr height="35">
<td class="org1" style="TEXT-ALIGN: left">
<ul>
<li>Karagöz ve Hacivat Kukla Ortaoyunu Hakkında</li>
</ul>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="padding-right: 10px; padding-left: 10px;">
<ul>
<li>
<div><strong>GELENEKSEL TİYATRO</strong></div>
</li>
<li>
<div> </div>
</li>
<li>
<div><strong>KARAGÖZ </strong></div>
</li>
<li>
<div><img class="alignleft" src="http://img194.imageshack.us/img194/6088/127272150202.jpg" alt="" width="400" height="300" /></div>
</li>
<li>
<div>Deve veya manda derisinden yapılan, “tasvir” adı verilen insan, hayvan veya eşya şekillerinin çubuklara takılıp arkadan verilen ışıkla beyaz perde üzerinde hareket ettirme esasına dayanan gölge oyunudur. Oyun, adını Karagöz’den almaktadır. Karagöz adı ile yaygın olarak bilinen bu oyuna, halk arasında zaman zaman “Hacivat” adı da verilmektedir.</div>
</li>
<li>
<div>Gölge oyununun kaynağı Güneydoğu Asya ülkeleri olarak kabul edilir. Türkiye’ye gelişi hakkında ise değişik görüşler vardır;</div>
</li>
<li>
<div>Georg, Jacob tarafından savunulan görüşe göre, gölge oyununun Çin’den Moğollara geçtiği, buradan da Türklerin Anadolu’ ya göçleri sırasında beraberlerinde getirdiği şeklindedir.</div>
</li>
<li>
<div>Gölge oyununun Mısır’dan geldiğini savunan görüşe göre, 1517 yılında Mısır’ı ele geçiren Yavuz Sultan Selim, bir gölge oyunu sanatçısının Memluk Sultanı Tumanbay’ın asılışını canlandırdığı, gölge oyununu izlemiş bu sanatçıları İstanbul’a getirtmiştir. Türklerin de bu sanatçılardan gölge oyununu öğrenerek icra ettiğidir.</div>
</li>
<li>
<div>Karagöz’ün Türkiye’ye geliş tarihi ile Çingenelerin geliş tarihlerinin çakışması, Karagöz’de rastlanan bazı Çingene özellikleri nedeniyle gölge oyununun Endonezya’nın Cava Adası ve Hindistan’dan Türkiye’ye, Çingene oynatıcıları eliyle getirilmiş olduğuna dair bir görüştür.</div>
</li>
<li>
<div>Diğer bir görüş ise, gölge oyununun Yahudiler tarafından İspanya ve Portekiz’den getirilmiş olabileceğidir.</div>
</li>
<li>
<div>Karagöz ve Hacivat’ın gerçekten yaşamış kişiler olduğuna inanılarak ortaya atılan değişik görüşler ve anlatılar da vardır. Bu konu ile ilgili anlatıların en yaygını şöyledir; “Karagöz ve Hacivat, Sultan Orhan zamanında Bursa’daki Ulu Cami’nin yapılışında usta olarak çalışmaktadırlar. Sık sık işi bırakıp espriler yaptıkları için, işçiler bunları izlemekte, inşaatın ilerlemesi engellenmektedir. Durumu gören Sultan Orhan’ın Karagöz ve Hacivat’ı astırdığı, sonradan pişman olduğu, Şeyh Küşteri adlı birinin Karagöz ve Hacivat’ın resimlerini yapıp arkadan ışık vererek bir perdede oynattığı” şeklindedir. Şeyh Küşteri Karagöz’ü yaratan kişi olarak anılmaktadır. Karagözcüler, Şeyh Küşteri’yi pîr’leri olarak kabul ettikleri için, Karagöz perdesine “Küşteri Meydanı” adını vermişlerdir.</div>
</li>
<li>
<div>Kendi mizah anlayışımıza, estetik değerlerimize göre biçimlendirilen ve geliştirilen gölge oyunu Karagöz, XVI. yüzyılda Hayal-i Zıl veya Zıll-i Hayal olarak adlandırılmaktayken, XVII. yüzyılda kesin biçimini almış ve Karagöz adıyla anılmaya başlamıştır. Şeyh Küşteri Karagöz’ü yaratan kişi olarak bilinmektedir. Karagöz XVIII. yüzyıldan itibaren halkın en sevilen eğlence türlerinden biri olmuştur.<br />
Karagöz oyununun saraylarda ve konaklardaki eğlencelerde, kahvehanelerde, bahçelerde ve özel ortamlarda oynatıldığı bilinmektedir. Karagöz gösterileri, toplumun her kesiminde takdir toplamış beğeniyle izlenmiştir. Bu durum 19. yüzyılın ortalarına kadar sürmüştür. Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıfladığı gerileme döneminde Karagöz sanatçılarının yöneticilerle ilgili eleştirilerinin artması, yöneticileri rahatsız etmiş, siyasal taşlamalara yasak getirilmiştir. Hem siyasal yasaklamalar hem de Batı tiyatrosunun 19. yüzyılda Türkiye’ye girmesi sosyal ve ekonomik değişiklikler Karagöz gösterilerine ilgiyi azaltmıştır. 19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başı savaşlarla geçen bir dönem olduğundan Karagöz sanatçıları gösteri yapma olanağı bulamamış, birçoğu sanatı bırakmıştır. Cumhuriyet döneminde, 1932 yılında Halk Evlerinin açılmasıyla Karagöz sanatçıları sanatlarını yeniden icra etme olanağını bulmuşlardır. 1952 yılında Halk Evlerinin kapatılmasıyla Karagöz sanatçıları tekrar sıkıntılı bir döneme girmişlerdir. Daha sonraki Karagöz, çalışmaları, meraklıları tarafından bireysel çabalarla sürdürülmüştür. 1970 yılından sonra kurulan Kültür Bakanlığı’nın destekleme çalışmaları, bu sanatın canlandırılması ve yaşatılmasında etkili olmuştur.<img class="alignleft" src="http://img231.imageshack.us/img231/6086/karagzhacivat.jpg" alt="" width="340" height="432" /></div>
</li>
<li>
<div>Karagöz tek sanatçının yeteneğine bağlı olarak oynatılır. Perdedeki tasvirlerin hareket ettirilmesi, değişik tiplerin seslendirilmesi, şive taklitleri bir tek sanatçı tarafından yapılmaktadır. Sanatçının yanında kendisine yardım eden bir veya daha fazla yardımcısı bulunmakta, bunlara, “hayali” veya “hayalbaz”, bu çırakların yardımcılarına “sandıkkâr”, oyun takımı ile görevli kişiye de “sandıkkâr” denilmektedir. Oyunlarda şarkıları, türküleri okuyanlara “yardak”, tef çalan yardımcıya da “dayrezen” adı verilmektedir. Günümüzde Karagözcülere yardım edenlerin tamamına “yardak” denilmektedir. Karagöz sanatçıları usta çırak ilişkisiyle yetişmektedirler.</div>
</li>
<li>
<div>Karagöz’de konular, komik öğeler öne çıkarılarak işlenmekte; çifte anlamlar, abartmalar, söz oyunları, ağız taklitleri belli başlı güldürü öğesi olarak yer almaktadır. Karagöz oyunları, metinli oyunlar grubunda yer almakla beraber, oynatan sanatçının yeteneğine, icra ortamına göre, doğaçlama olarak değişikliklere uğrar. Karagöz oyunlarında, geleneğe bağlı olarak, değişiklik yapılmadan oynatılan oyunlara “kar-i kadim” oyunlar, değişikliklere uğrayan oyunlar ile yeni oluşturulanlara ise “nev- icat” oyunlar denilmektedir.</div>
</li>
<li>
<div>Karagöz oyunu dört bölümden oluşmaktadır.<br />
Hacivat’ın semai söyleyerek perdeye geldiği, perde gazelini okuduktan sonra Karagöz’ü çağırdığı ve Karagöz’le Hacivat’ın kavga ettikleri giriş bölümüne “mukaddime” (başlangıç) denir. Bu bölümde Hacivat’ın söylediği perde gazelinde, oyunun bir öğrenme aracı ve gerçeklerin göstergesi olduğu belirtilerek felsefi, tasavvufi anlamı vurgulanır.</div>
</li>
<li>
<div>Bu bölümde Karagöz ve Hacivat’ın kişilik özellikleri ve karşıtlıkları vurgulanır. Muhavereler oyunla ilgili olabildiği gibi, ilgisiz de olabilir. Bu bölümde, oyunun başkişileri olan Karagöz ve Hacivat arasında geçen salt söze dayanan olaylar dizisinden sıyrılmış, somutlaştırılmış ikili konuşma yer alır. Buna “muhavere” (söyleşi, diyalog) denilir. Muhavere, tekerleme biçiminde de olabilir. Bu bölümde Karagöz ve Hacivat’ın kişilik özellikleri ve karşıtlıkları vurgulanır. Muhavereler oyunla ilgili olabildiği gibi, ilgisiz de olabilir.</div>
</li>
<li>
<div>Asıl hikâyenin anlatıldığı, diğer tiplerin perdeye geldiği bu bölüme “fasıl” (oyun) adı verilir. Oyun, buradaki konuya göre isim alır. Fasıl’ın sonunda oyuncular perdeden ayrılır Hacivat ve Karagöz kalır.</div>
</li>
<li>
<div>Oyunun sonunun haber verildiği, Karagöz ile Hacivat’ın oyundaki espriler ve yanlış anlamalardan dolayı seyirciden özür dilediği, bir sonraki oyunun duyurusunun yapıldığı bölüme “bitiş” (Final-Epilog) adı verilir.</div>
</li>
<li>
<div>Karagöz’ün Tekniği: Karagöz’ün oynatıldığı beyaz perdeye “ayna” adı verilir. Perdeler önceleri 2×2,5 m iken sonraları 110×80 cm ebadında yapılmaya başlanmıştır. İç tarafta perdenin altına kurulmuş “Peş Tahtası”(destgah) vardır. Oyunda bunun dışında zil, tef, kamış, nareke (düdük), perdeyi aydınlatacak kandil veya ampul vardır.</div>
</li>
<li>
<div>Bunlar peş tahtasının üzerinde bulunur. Oyunda kullanılan tasvirler genellikle 32 – 40 cm büyüklüğünde olur. Tasvirler 50 cm. boyunda, 1 cm. çapında gürgen ağacından yapılmış çubuklarla oynatılır. Türk Karagöz’ü yatay çubuklarla oynatıldığından, görüntüler tek yönlü hareket ederler, geri dönemezler. Bunu yenmek için kimi görüntülerde “fırdöndü” denilen teknik kullanılır. Çin gölge oyununda olduğu gibi, görüntülerin sırtına deriden ufak bir yuva yapılır. Bir menteşe yardımı ile görüntünün sağa sola dönmesi sağlanır<br />
Karagöz oyunlarında yer alan tiplerin tamamı tasvirler yoluyla canlandırılır. Tasvirler, cam deri tekniği ile tabaklanan, şeffaflaştırılmış deve, düve, manda, at, eşek ve keçi derisinden yapılmakta, doğal boya ile renklendirilmektedir.</div>
</li>
<li>
<div>Oyunda Karagöz ve Hacivat dışında yer alan diğer tipler, Tuzsuz, Çelebi, Matiz, Tiryaki, Beberuhi, Arnavut, Yahudi, Rum, Acem, Kürt, Laz, Kastamonulu, Kayserili, Rumelili, Efe, Zeybek, Zenneler vb.</div>
</li>
<li>
<div><strong>Hazırlayan: Nilüfer Zeynep ÖZÇÖREKÇİ GÖL</strong></div>
</li>
</ul>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>KARAGÖZ OYUN MALZEMELERİ:</p>
<p>Eskiden boyutları 2 m. ile 2,5 m. olarak değişen bir duvardan bir duvara ip ile gerdirilen Kâr-i kadim (eski usul) perde, taşınması ve kurulması zaman almayan bir özellik taşırdı. Basmadan yapılan ortasına aynası sabit dikilen bu perdenin örneklerine Ressam Muazzez’in eserlerinde rastlıyoruz.</p>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;">Şimdilerde ise Nev-i icad (yeni buluş) olarak isim verilen paravana şeklinde sahnenin yapıldığını görüyoruz. <span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">Karagöz&#8217;ün oynatıldığı beyaz perdeye &#8220;ayna&#8221; adı verilir.</span></span> <span style="font-size: x-small; font-family: Arial;">Patiskadan Ayna ismi verilen bezin ölçüleri 110 cm x 80 cm. olarak yapılıyor. Perdenin hemen arkasına Peş tahtası veya Destgah (bir nevi raf) ismi verilen parça eklenir. Bunun üzerine def, ışık kaynağı, zil, nareke (kamış düdük) vs. konulur.</span></span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;">Elektrik ışığı olmadan çok önceleri ışık kaynağı olarak hayal perdesinde mum ışığı veya şem’a kullanılırdı. Şem’a çanak içerisine konulan beziryağı, zeytinyağı gibi maddeler içerisine sarkıtılan fitilin yakılmasıyla elde edilen ışığın adıdır. Alevin parlamaması için, yağı soğutmak amacıyla yağ içerisine zincir daldırılırdı.</span></span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"> </span></span></div>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"> </p>
<p></span></span></p>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;">Oynatma çubukları gürgen ağacından yapılma boyları 50-60 cm. arasında değişir. Bu çubukların şekillerden çıkmaması için uçları ısıtılır veya mum kabına batırılır ya da hafif ıslatılırdı. Perdeler önceleri 2 x 2,5m iken sonraları 110 x 80 cm ebadında yapılmaya başlanmıştır. İç tarafta perdenin altında kurulmuş &#8220;peş tahtası&#8221; vardır. Eskiden peş tahtası üstüne tasvirler, hayal ağacı, def, şem&#8217;a, oyun metni vb. konulurdu. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;">Karagöz oyununda tasvirlerin yanısıra tasvir sopaları, zil, def, nâreke (kamış düdük), perdeyi aydınlatan ışık kaynağı kullanılır.</span></p>
<div></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"></span></div>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;"></p>
<table border="0" cellpadding="10" width="100%" bgcolor="#ffffff">
<tbody>
<tr>
<td>
<p align="center"><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong><span style="font-size: small;">Karagöz Oyun Tiplemeleri </span></strong></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">1. Eksen kişiler: Karagöz, Hacıvat.<br />
</span></p>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">2. Kadınlar: Bütün zenneler.<br />
3. İstanbul ağzı konuşanlar: Çelebi, Tiryaki, Beberuhi.<br />
4. Anadolu’dan gelen tipler: Laz, Kastamonulu, Rumelili, Egeli, Kayserili, Eğinli, Vanlı, Harputlu, Kürt.<br />
5. Anadolu dışından gelenler: Muhacir, Arnavut, Arap, Akarap, Acem, Çerkez.<br />
6. Zımmi – Müslüman olmayan kişiler: Rum, Frenk, Ermeni, Yahudi.<br />
7. Kusurlu ve ruhsal hastalar: Kekeme, Kambur, Hımhım, Kötürüm, Deli, Esrarkeş, Sağır, Aptal yada Denyo.<br />
8. Kabadayılar ve sarhoşlar: Tuzsuz Deli Bekir, Efe, Arap Efe, Zeybek, Matiz, Sarhoş, Külhanbeyi, Kopuk.<br />
9. Eğlendirici kişiler: Çengi, Köçek, Kantocu, Hokkabaz, Canbaz, Curcunabaz, Hayali, Çalgıcı.<br />
10. Olağanüstü kişiler, yaratıklar: Büyücü, Cazular, Cinler, Şeytan, Zebani.<br />
11. Geçici ikincil kişiler ve çocuklar.</span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;">Karagöz oyununda trajik-komik sahnelerin büyük bir çoğunluğu çeşitli karakterlerin varlığı ile gerçekleşir. Bu karakterler mahallenin insanlarıdır. Oyunda sıra ile perdeye gelirler. Karakterlerin bir bölümü Anadolu’nun çeşitli yörelerinden İstanbul’a para kazanmak için gelen ve belli bir işi olan kişilerdir. Genellikle yöresel giysiler içinde kendi lehçeleri ile konuştukları için, onların bu farklılıkları “komik unsuru” yaratır.<br />
<span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/kayik1.jpg" target="_top"></a> <a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/oyun1.jpg" target="_blank"></a><br />
</span></span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"> </span></div>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"> </p>
<p></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellpadding="10">
<tbody>
<tr>
<td>
<p align="justify">
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>A. Eksen kişiler :</strong></span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>Karagöz: Oyuna adını veren esas tiptir. Tahsil görmemiş bir halk adamıdır, sokak dili ile konuşur. Hacıvat’la birlikte oyunun iki temel kişisinden biridir. Cahil cesareti diyebileceğimiz bir cesarete ve gözüpekliğe sahiptir. Bu yüzden tekin olmayan kişilerle başı sık sık derde girer. Sürekli Hacıvat’ın yardımını görür. Okumamış ama zeki ve hazırcevaptır. Öğrenim görmüş kimselerin yabancı sözcük ve dil kuralları ile alay eder. Devamlı olarak anladıklarını anlamaz görünür, kelimelere ters anlamlar yükler. Böylece toplum içindeki iki ayrı zümrenin dillerinin çatışması ortaya serilir. Hacıvat’la söylediklerini yanlış anlıyormuş gibi eğlenir. Sözlerine farklı ifadeler yükler. Genelde işsizdir, boş gezer. Hacıvat’ın bulduğu işlerde çalışır. Yerinde duramayan, herşeye burnunu sokan meraklı bir tiptir. Bunun sonucu başı dertten kurtulmaz. Herşeye burnunu sokan Karagöz sokağa inmediği zaman pencereden kafasını uzatır veya evin içinden seslenerek işe karışır. Özü sözü bir, düşüncesini söylemekten çekinmeyen patavatsız bir kişi olduğu için kendini hep zor durumların içinde bulur. Yine de işin içinden sıyrılmasını bilir. Değişik oyunlarda değişik kıyafetler içinde görülebilir. Kadın Karagöz, Gelin Karagöz, Eşek Karagöz, Çarpılmış Karagöz, Çıplak Karagöz, Süpürgeli Karagöz, Bekçi Karagöz, Çingene Karagöz, Sandalcı Karagöz, Tulumlu Karagöz, Davullu Karagöz gibi çeşitleri vardır. Oyun içinde rol gereği kıyafet değiştirse de, oyun sonuna daima kırmızının hâkim olduğu bilindik görüntüsü ile çıkar.</strong></span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong> </strong></span></div>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong> </p>
<p></strong></span></p>
<table border="0" width="100%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="21%">
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/karagoz-davulcu_1.jpg" target="_blank"></a></span></div>
</td>
<td width="19%">
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/tulumlu1.jpg" target="_blank"></a></span></div>
</td>
<td width="22%">
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/defli1.jpg" target="_blank"></a></span></div>
</td>
<td width="25%">
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/karagoz-supurgeli_1.jpg" target="_blank"></a></span></div>
</td>
<td width="25%">
<div><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/gelin1.jpg" target="_blank"></a></div>
</td>
<td width="25%">
<div><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/oyuncu1.jpg" target="_blank"></a></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/karagoz-davulcu_1.jpg" target="_blank">Davulcu</a></span></div>
</td>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/tulumlu1.jpg" target="_blank">Tulumlu</a></span></div>
</td>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/defli1.jpg" target="_blank">Defli</a></span></div>
</td>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/karagoz-supurgeli_1.jpg" target="_blank">Süpürgeli</a></span></div>
</td>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/gelin1.jpg" target="_blank">Gelin</a></span></div>
</td>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/oyuncu1.jpg" target="_blank">Oyuncu</a></span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/karagoz_sepet1.jpg" target="_blank"></a></div>
</td>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/katip1.jpg" target="_blank"></a></span></div>
</td>
<td>
<div><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/bozaci1.jpg" target="_blank"></a></div>
</td>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/karagoz-pehlivan_1.jpg" target="_blank"></a></span></div>
</td>
<td>
<div><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/satici1.jpg" target="_blank"></a></div>
</td>
<td>
<div><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/canavar1.jpg" target="_blank"></a></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/karagoz_sepet1.jpg" target="_blank">Sepet</a></span></div>
</td>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/katip1.jpg" target="_blank">Katip</a></span></div>
</td>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/bozaci1.jpg" target="_blank">Bozacı</a></span></div>
</td>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/karagoz-pehlivan_1.jpg" target="_blank">Pehlivan</a></span></div>
</td>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/satici1.jpg" target="_blank">satıcı</a></span></div>
</td>
<td>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/karagozler/250/canavar1.jpg" target="_blank">Canavar</a></span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="justify">
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong></strong><strong><br />
Hacıvat: </strong>Hacı İvaz, Hacı Ayvaz veya Bursalı Hacı Ivaz adları ile de anılır. Medrese eğitimi görmüş, Arapça ve Farsça kelimelerle, tamlamalarla konuşan, her konuda bilgi sahibi olan biridir. Karagöz’le sürekli bir didişme içindedir. Ders verir tavrı, bilgiçliğe döner. Bazen bu çok bilmiş tavırları başlarını derde sokar. Yine de çeşitli badireler onun sayesinde atlatılır. Kıyafetine yeşil renk hâkimdir. Karagöz gibi değişik tasvirleri vardır. Kadın Hacıvat, Keçi Hacıvat, Çıplak Hacıvat, Kâhya Hacıvat, Sandalcı Hacıvat. Aynı şekilde oyun içinde kıyafeti değisse bile oyun sonunda klasik yeşilin hakim olduğu kıyafeti ile görünür.</span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"> </span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"> </span></div>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"> </p>
<p></span></p>
<p align="justify">
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>B. Zenneler :</strong></span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>Çerkez halayık: Karagöz oyununda dedikoducu kadın tiplerinden biridir.</strong></span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong><strong>Çingene:</strong> Karagöz ve Ortaoyunu’nda kötü kılıklı, esmer çingene kadın tipi. Genelde falcılık yapar, çiçek satar, kimi zamanda çalgıcılık yapar.</strong></span></div>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong><strong>Karagözün Karısı:</strong> Karagöz Hacıvat’la konuşurken daima içerden seslenen karısı genelde görünmez. Oyun başında Hacıvat’ın tegannisiyle, Karagöz’ün bağırması sonucu uyanan çocuğunu uyutmaya çalışır.</p>
<p></strong><strong>Susamcı: </strong>Karagöz oyununda bir tiptir. Eski devirlerde hamamlarda susam helvası satan bir zenci kadındır.</p>
<p>Karagöz oyunlarında kadınlar fettan, kocalarına dayak atabilen haklarını savunabilen tipler olarak karşımıza çıkarlar. Çeşitli oyunlarda Arap Bacı, Natır, Susamcı, ve genç kız olarak görülürler. Oynadıkları oyunlara göre Nigâr, Salkım İnci, Dimyat pirinci vb. isimler alırlar.</p>
<div><strong>C. İstanbul ağzı konuşanlar :</strong></div>
<div><strong><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/tiplemeler/Celebi_1.jpg" target="_blank"></a>Çelebi: Karagöz ve Ortaoyunu’nda genç erkeği oynayan, İstanbul ağzıyla konuşan bir tiptir. Eskiden okumuş, tahsil görmüş eğitimli kişiler için kullanılan Çelebi tâbiri, bey ve efendi kelimelerinin yerini tutardı. Eğlenceyi sever, sürekli âşıktır. Kibar ve mirasyedidir. Güzel konuşmayı ve gezmeyi sever. Kadınlara düşkünlüğü ile bilinir. Kıyafeti yıllar içinde zennelerle birlikte en çok değişiklik gösteren tiptir. Modayı yakından takip eder. Osmanlı yaşantısındaki toplumsal değişimleri en bariz gösteren Karagöz tipidir. Toplumsal değişimleri Çelebi kıyafetleri üzerinde görmek mümkündür. İlk zamanlar sarıklı, kaftanlı çele<strong></strong>bilerden Tanzimat sonrası fesli, setreli, redingotlu, İstanbulinli çelebilere bir değişim gözlenir. <strong><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/tiplemeler/tiryaki.jpg" target="_blank"></a></strong>Otel, han, hamam satın alıp bunların işletmeciliğini Hacıvat’a verir.<strong></strong></strong></div>
<div><strong><strong>Tiryaki:</strong> Mahallenin en yaşlı efendisidir. Yarı uykulu hali ile kahvede oturur, mahallenin alay konusudur. Uyuşturucu kullandığı için davranışlarını kontrol edemez, sürekli uyku halindedir. Konuşması Hacivatı andırır. Sabırsız ve sinirli bir kişiliğe sahiptir. Bazen de çocuk gibi davranır.</strong></div>
<p><strong><strong><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/tiplemeler/Beberuhi_1.jpg" target="_blank"></a><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/tiplemeler/Beberuhi_2.jpg" target="_blank"></a><br />
Beberuhi: </strong>Karagöz oyununda kötü huylu cüce tipi. Saray soytarıları gibi vücudu gelişmemiş, aklı kıttır. Çabuk ve duraksamadan konuşur. Başkalarını, özellikle Karagöz’ü kızdırmaktan hoşlanır. Yılışık, sulu, alaycı, herkesle dalga geçen densiz bir tiptir. Oradan oraya laf taşıyarak herkesi birbirine düşürür. Etrafa kulak asmaz, devamlı olarak söz söyler, boyu kadar uzun bir külahı ve kimi kez de külahın ucunda feneri vardır. Karagöz argosunda “Pişbop” denildiği gibi “Altı karış Beberuhi” de denir.</p>
<p></strong><strong><br />
D. Anadolu’dan gelen tipler :<br />
<a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/tiplemeler/Baba_Himmet.jpg" target="_blank"></a><br />
Baba Himmet: </strong>Karagöz oyununda omuzunda baltasıyla gezen Kastamonu’lu bir tiptir. Genelde odunculuk yapar. Çok iri yarı, kolayca aldatılabilen, saf bir kişidir. Yumuşak huylu ve iyi yüreklidir. Ancak kızdığında gözü kimseyi görmez. Diğer tasvirlere göre uzun ve büyük yapılır. Perdenin en uzun tipidir ancak dev gibi cüssesine rağmen yumuşak ve uysal bir tiptir. Karagöz onunla konuşmak için Himmet’in üzerine merdiven dayayıp çıkar. Anadolu Manav ağzıyla konuşur. Manav yerleşik Türklere verilen isimdir. Bir diğer adı Türk’tür. Konuşması kabadır bu da oyunda komik unsur olarak kullanılır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></p>
<p align="justify">
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>Bolulu:</strong> Karagöz ile Ortaoyunu’nda sık görülen bir oyun tipidir. Yöresel Bolu ağzı konuşmasına rağmen İstanbullu davranış biçimleri gösterir, genellikle aşçıdır.</span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>Efe:</strong> Karagöz oyunu tiplerinden biridir. Batı Anadoludaki zeybeklere, köy yiğitlerine denir. Zeybek oynaması en büyük özelliğidir.</span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>Harputlu:</strong> Karagöz oyunu tiplerindendir. Çoğunlukla mahalle bekçisidir. Sözlerine birtakım Kürtçe sözcükler karıştırır. Bön ama kibirlidir.</span></div>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>Kayserili:</strong> Karagöz oyunu tiplerindendir. Yerli ağızla konuşur ama İstanbul törelerini benimsemiş pastırmacı tipi.</p>
<p><strong>Kürt:</strong> Karagöz tiplerindendir. Oyunlarda Bekçi olur. Güneydoğu Anadolu’ludur.</p>
<p><strong><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-admin/image/tiplemeler/Laz_Kemenceli_1.jpg" target="_blank"></a></strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>Laz:</strong> Karagöz oyununda kayıkçılık ve kalaycılık yapan tip. Temel, İdris gibi isimler alır. Karadeniz’in çeşitli yörelerine ait dialektler kullanır. Çok süratli konuşup karşısındakine söz vermez. Ağzı kalabalık, geveze bir tiptir. Yöre insanının aceleci, hareketli yapısını yansıtır. Çabuk sinirlenir, çabuk yatışır. Yerinde duramayan sustuğu zaman heykel gibi duran, konuştuğu zaman makine gibi konuşan karşısındakini dinlemeyen bir tiptir.<br />
</span></p>
<p align="justify">
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>Rumelili: </strong>Karagöz oyununda ezik bir göçmen ağzıyla tane tane konuşan Rumeli tipi, Mestan ağa. Çoğu kez pehlivan, kimi kez de arabacı olur. Durmadan köyünden bıktığını söyler. Pehlivanlıktan dem vurur. Ama koftur. Kendinden zayıfına bile yenilir. Korkak değilse de yılgındır.</span></div>
<div></div>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"></p>
<div><strong>E. Anadolu dışındandan gelen tipler :</strong></div>
<div><strong>Acem: Karagöz ve Ortaoyunu’nda görülen Azerbaycan’dan ya da İran’dan gelen Azeri kökenli Türktür. Zengin bir halı tüccarıdır, ticaretle uğraşır. Çoğu kez halı tüccarı olması yanısıra tömbekici, antikacı ya da ara sıra tefecidir. Eliaçık, gönlü yüce, ancak atıp tutan bir kişidir. Abartma huyu çok belirgindir, inatçıdır, nispet yapar. Karagöz’ün karşısında yüksekten atar. Karagöz ise bu kişinin sözlerini kaba nüktelerle karşılar. Eğlence düşkünü olduğu kadar kendine dalkavukluk edenden hoşlanır. Şiire düşkündür. Farsça beyitler okumaya bayılır. Karagöz ise Türkçe maniler okuyarak oyuna komik unsurlar katar.</strong></div>
<div><strong><strong>Arnavut:</strong> Karagöz ve Ortaoyunu tipidir. Dürüst, mert ama bilgisiz ve kabadır. Çabuk kızar, ataktır, onun için adam öldürmek çok kolaydır. Kabadayılığı vardır, ama sıkıya gelince kaçar. İyi davranılınca uyumludur. İmparatorluk coğrafyasında kavgacı ve silahşörlükleri ile tanınır. Kendine has bir şivesi, Arnavut ağzı vardır. Lâf anlatması zordur, okuma yazmayı, sayı saymayı bilmez. Oyunlarda ciğercilik, bahçıvanlık, bostancılık, bozacılık, koruculuk vb. işlerle uğraşır. Çoğu zaman Bayram adını kullanır.</strong></div>
<p><strong><strong>Arap: </strong>Karagöz oyunu tipidir. Hacı fitil veya hacı fış fış, Hacı kandil diye anılır. Afrika’dan köle olarak getirilmiş Zenci insanlardır. Önceleri sarayda çalışmış, sonraları özgürlüklerini elde ederek toplum içine karışmışlardır. Seyyahtır, şekerci ve baklavacılık yapar. Genelde dilenci olduğu görülür.</p>
<p></strong><strong>Akarap:</strong> Karagöz oyunu tiplerinden biridir. Teni beyaz olan Arap demektir. Mısır, Suriye, Irak gibi ülkelerin vatandaşları için kullanılır. Fellah diye de bilinir. Oyunlarda kahve döğücülüğü, kestane fıstık, baklava satıcılığı, devecilik gibi uğraşları vardır.</p>
<p><strong>Muhacır: </strong>Karagöz oyununda bir tiptir. Balkan göçmeni manasına gelir. Balkanlarda yaşayanlara Rumelili ya da anavatana göç ettiklerinde Muhacır denirdi.</p>
<div><strong>F. Zımmi – Müslüman olmayan tipler :</strong></div>
<div><strong>Ayvaz Serkis: Karagöz oyunundaki Ermeni tipi sonradan bir Ermeni adı olan Karabet diye adlandırılmıştır.Vekilharç-Kâhya olarak zengin konaklarında çalışır. Vanlı bir Ermeni olan Serkis konağın alışverişini yapar. Sadakâti ve dürüstlüğüyle bilinir.</strong></div>
<div><strong><strong>Barba Yorgos:</strong> Karagöz oyununda yarı Ulahça, yarı Rumca konuşan bir Rumeli çobanıdır. Denizin adını bile bilmeyen cahil biridir. Gemileri birer büyük kayık sanır. Baba Himmet’e benzer. Yunan Karagözünde de kullanılan bir tiptir.</strong></div>
<p><strong><strong>Frenk:</strong> Karagöz tiplerindendir. Avrupalılık taslayan doğulu bir Hristiyandır. Karagöz oyununda bu genellikle Rum’dur. Doktor olur. Levanten tipidir.</p>
<p></strong><strong>Yahudi: </strong>Karagöz oyunu tiplerindendir. İstanbul’lu azınlıklardan, cimri bir tiptir. Kâh eskici, kâh bezirgândır. Ticari zekası çok gelişmiştir. Karagöze iş gördürür, para vermez.</p>
<div><strong>G. Kusurlu ve ruhsal hasta tipler :</strong></div>
<div><strong>Hımhım: Karagöz oyunu tiplerindendir, genizden konuşur. Kusurlu kişiler sınıfına girer. Artık oyunlarda pek kullanılmayan bir tiptir. Kambur: Karagöz oyunu tiplerinden biridir. Beberuhiyi andırır, sırtında kamburu vardır.</strong></div>
<div><strong><strong>Kekeme: </strong>Karagöz oyunu tiplerinden biridir. Kekeleyerek konuşur. İnsanların kusurları ile alay etmek hoş olmayacağı için artık bu tipler perdeye getirilmiyor.</strong></div>
<p><strong> </p>
<p></strong></p>
<div><strong>H. Kabadayılar ve sarhoşlar :</strong></div>
<div><strong>Aydınlı: Karagöz oyununda kabadayı ya da efe tipi. Kabadayılar grubuna girer. Tek başına mahallenin düzenini sağlar. Perdedeki tiplere göre boyu uzun olan Aydınlı, “Efe” olarak da anılır ve perdeye gelir. Bazı oyunlarda Tuzsuz Deli Bekir’in yerini alır.</strong></div>
<div><strong><strong>Efe:</strong> Haksızlığa uğramış kişileri koruyan, çapraşık işleri düzene koyar suçluları tir tir titreten ve küçük birer nasihatla salıveren bir tiptir. Olay köçek oyunu ile tatlıya bağlanır Efe herkesi tanır.</strong></div>
<p><strong><strong>Gazi Boşnak:</strong> Karagöz oyununda zorba bir yeniçeri ya da levent tipi. Külhanbey: Karagöz tiplerinden biridir. Matiz ve Tuzsuz Deli Bekir’den sonra gelir. İkinci Abdülhamit devrinde Karagöz tipleri arasına girmiş olan Külhanbey sarhoş değildir.</p>
<p></strong><strong>Tekbıyık: </strong>Tuzsuz Deli Bekir gibi kabadayılar grubundandır.<br />
<strong><br />
Tuzsuz Deli Bekir: </strong>Mahallenin belalısıdır bazılarına göre yiğit bir delikanlıdır. Oyunda son anlarda çıkar onun gelmesi ile düğüm çözülür. Suçluları cezalandıran, mahallede düzeni kuran odur. Adaleti kendi bilek gücü ile sağlar, suçlulara moral dersi vermez çoğunlukla onları bağışlar. Mahallede ona karşı çıkabilen tek kişi Karagöz’dür.</p>
<div><strong>I. Eğlendirici tipler :</strong></div>
<div><strong>Canbaz: Sözlük anlamında canı ile oynayan demektir. İp üzerinde yürüyenlere ve yüksek dikili taşlara tırmananlara bu ad verilmiştir. İp canbazlarının özel adı Rismanbazdır.</strong></div>
<div><strong><strong>Curcunabaz: </strong>Curcuna içinde dans eden ve gösteriler yapan sivri külâhlı, bazan yüzleri maskeli oyuncular.</strong></div>
<p><strong><strong>Çengi:</strong> Çeng adı verilen çalgıyla danseden kadın danssçıdır. İsmini Çeng’den almıştır. Daha sonra sadece işin raks yönü kalmıştır. Karagöz oyunu sonunda çengi oynamak neredeyse yerleşmiş bir gelenektir. Çengiler oyun sonunda perdeye gelip raks ederler.</p>
<p></strong><strong>Hokkabaz:</strong> Gözbağcılık ve elçabukluğu gösteren tip.</p>
<p><strong>Kantocu: </strong>Karagöz oyununda ilgi çekmek için sonradan eklenmiş kanto söyleyen tip.</p>
<p><strong>Köçek: </strong>Karagöz oyunlarını çengi ya da köçekle bitirmek adettendir. Yeni eklenen tiplerle Kafkas, Karadeniz oyunları, balerinlerle bale yapılır. Oyun sonu dans ve müzik gösterisi ile bitirilir.</p>
<p><strong>Maskara: </strong>Karagöz oyununda soytarı tipi.</p>
<div><strong>J. Olağanüstü kişiler,yaratıklar :</strong></div>
<div><strong>Büyücü: Karagöz oyunu tiplerinden olup eski zamanlardan kalma büyü yapan kişidir. Bu tip genelde kadındır.</strong></div>
<div><strong><strong>Cadı: </strong>Karagöz oyun kişisidir. Cazu adıyla da bilinir. Doğaüstü güçleri vardır. İnsanı çeşitli kılıklara sokabilir. Uçma yetisine sahip olan Cazular, küple ya da bir ejderin üzerinde ellerinde yılandan kamçılarıyla, uçarak özel efektlerle perdeye gelirler.</strong></div>
<p><strong><strong>Canavar: </strong>Doğaüstü garip bir yaratıktır. Gölge oyunumuzda kötülüğün simgesidir.</p>
<p></strong></p>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><br />
<strong>Cin:</strong> Karagöz oyununda doğadışı bir tasvir. Ortaçağ Avrupa tiyatrosundaki şeytanın karşılığıdır. Göğsünde, karnında, kasıklarında ve dizkapaklarında canavar başları vardır. Göze görünmediğine ya da istediği zaman göründüğüne inanılan hayal tipi. Cumhuriyet öncesi Karagöz oyunlarında daha çok kullanılmıştır.</span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>Cinler, Cadılar:</strong> Çifte Cazular, Ferhatla Şirin, Kanlı Kavak gibi oyunlarda tabiat üstü varlıklara rastlanır. Perdeye Karagöz’ü çarpmak ve cezalandırmak için gelirler. Büyücüler küplere,ejderlere binerler ellerinde yılandan kamçıları vardır.</span></div>
<div></div>
<p></span><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"></p>
<div><strong>K. Geçici ikincil kişiler ve çocuklar :</strong></div>
<div><strong>Geveze: Karagöz oyunu tiplerindendir. Bu tip ağzına geleni söylediği gibi, pot kırar, çam devirir. Çok konuşur, münasebetsiz bir tiptir.</strong></div>
<div><strong><strong>Muslu: </strong>Karagöz oyunu tipidir. Kanlı Kavak oyununda Âşık Hasan’ın oğlu.</strong></div>
<p><strong><strong>Natır:</strong> Karagöz oyununda bir tiptir. Kadınlar hamamında çalışan hizmetlilerin başı olan kadındır. Erkekler hamamındaki tellağın karşılığıdır.</p>
<p></strong></p>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><br />
<strong>Rasgele: </strong>Karagöz oyununda bir tiptir. Söylediği her kelimeye “rasgele” ilave ederek konuşması en büyük özelliğidir.</span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>Sekban: </strong>Karagöz oyunu tiplerinden biridir. Yeniçeri Ocağına mensup eski devir askerlerindendir.</span></div>
<div><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"><strong>Tatar: </strong>Karagöz oyunu tipidir. Perdeye lehçe taklidi yapmak için çıkar.</span></div>
<p></span><span style="font-size: x-small; font-family: Verdana;"> </p>
<p> </p>
<p></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-size: x-small; font-family: Arial;">kaynak :karagozevi.com</span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaybolansanatlar.com/?feed=rss2&amp;p=988</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kalem işi</title>
		<link>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=977</link>
		<comments>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=977#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 May 2009 12:57:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Beyaz Melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kalem işi]]></category>

		<category><![CDATA[Ahşapüstü kalemişleri]]></category>

		<category><![CDATA[Deri-bezüstü kalemişleri]]></category>

		<category><![CDATA[KALEMİŞİ SANATINDA KULLANILAN TEKNİKLER]]></category>

		<category><![CDATA[Malakari]]></category>

		<category><![CDATA[Sıvaüstü kalemişileri]]></category>

		<category><![CDATA[Taş- mermerüstü kalemişleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaybolansanatlar.com/?p=977</guid>
		<description><![CDATA[Kalem işi ve Teknikleri
 


Kalem işi
Bir mimari eserde cami, türbe, mescid, saray, kasır, köşk, yalı v.b. gibi yapıların kubbelerini, tavanlarını ve iç duvarlarını sıva, ahşap, bez, taş, deri gibi elemanlar üzerine renkli boyalar, kabartma ve bazende altın varak kullanılarak ince uzun kıllı kalem tabir edilen fırçalarla yapılan süsleme sanatına denir. Bu tezyinatı yapan kişiye de kalemkar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #000000;">Kalem işi ve Teknikleri</span></strong></p>
<p> </p>
<div><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></span></div>
<p><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;"><strong>Kalem işi</strong><br />
Bir mimari eserde cami, türbe, mescid, saray, kasır, köşk, yalı v.b. gibi yapıların kubbelerini, tavanlarını ve iç duvarlarını sıva, ahşap, bez, taş, deri gibi elemanlar üzerine renkli boyalar, kabartma ve bazende altın varak kullanılarak ince uzun kıllı kalem tabir edilen fırçalarla yapılan süsleme sanatına denir. Bu tezyinatı yapan kişiye de kalemkar denir. </span></span></span><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #000000;">Süsleme sanatları milletlerin kültür, sanat anlayışını ve tarzını gösteren unsurların başında yer alır. Asırlar boyu çok geniş bir alana yayılmış olan türk boylarını, uzun yıllar çok farklı inanç ve sanat anlayışına sahip olan toplum ve medeniyetlerle yapmış olduğu ilim ve sanat ilişkileri nedeni ile günümüzde zengin ve benzeri bulunmayan bir kültür hazinesine sahip olmaktayız.</span></span></p>
<div><span style="font-size: x-small;"> </span></div>
<p><span style="font-size: x-small;"> </p>
<p></span></p>
<p> </p>
<div><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></span></div>
<div><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;">Günümüze orjinalliğini kaybetmeden gelen kalemişi örnekleri az bulunmakta, mevcut olan klasik eserlerimizdeki kalemişleri o dönemin sanat anlayışını, desen ve kompozisyonlrarın karakteristik özelliğini yansıtmaktadır.<br />
Bu gibi eserlerin resmi idareler tarafından yapılan bazı restorasyon çalışmalarında mevcut orjinal nakışlar tahrıbata uğramış, buna rağmen bazı eserlerde orjinalliği korunarak onarılmıştır.<br />
(<em>Özellikle ahşap üstü kalem işlerine müdahale edilmemiştir.</em>)<br />
Osmanlının son dönemi ve batıya yönelme dönemi ile klasik devir etkisini azaltarak yerini batı etkisi ile oluşan uslüp (<em>ampir, barok, rokoko</em> ) kalemişleri uygulanmaya başlamıştır.<br />
Bu girişimlerde 15-16yy dan günümüze ulaşan özellikle sıva üstü kalemişi örneklerini azaltmıştır. Bunların sebepleri şöyle açıklanabilir.<br />
<img class="aligncenter" src="http://img18.imageshack.us/img18/948/kalemii1.jpg" alt="" width="350" height="224" /><br />
<strong>1)</strong> saray nakışhanesinde eğitimli olan kalemkarların ürettikleri eserlerin, daha sonra bu eğitim anlayışı ile yetişmeyen kalemkarların başarı oranlarının düşük seviyede olması.<br />
<strong>2)</strong> 17 yy’da Avrupada başlayan moda akımlarının (ampir, barok) ülkemizde de yer almasıyla başlayan tahribatların klasik eserlerimize verdiği zararlar (özelikle ermeni, rum sanatçılar tarafından.)<br />
<strong>3)</strong> Cumhuriyet tarihinde Başlayan retorasyonlarda orijinal malzemeye uygun unsurların kullanılmaması ile orijinal tabakanın çürümesi ve yok edilmesine engel olunamamasına.<br />
<strong>4)</strong> Restorasyon çalışmalarını kalemişi dalında eğitim almadan sadece kişisel beceriksizlik ve zevklerini ön plana alarak eserlerin onarılmasına müsaade edilmesi.<br />
<strong>5)</strong> Özellikle eğitimsiz insanlarımızın temiz görünmesi amacıyla eski eserlerimizin üzerine yağlı boya sürmek suretiyle bir tarihin yok olmanına sebep olmaları (Sultanahmet camii müezzin mahfili altındaki dolap kapakları temizlenerek orjinalleri ortaya çıkarılmış ancak restorasyonu yapılmamıştır. Eminönü yeni camii müezzin mahfili ahşap üstü kalemişleri boya ile kapatılmış, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kılıç Ali paşa camii müezzin bölümünün ahşap tavanı ( kalemişleri ) tamamen dökülerek yok olmaktadır.</span></span></span></div>
<p><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;"><span style="color: #000000;"><strong>KALEMİŞİ SANATINDA KULLANILAN TEKNİKLER<br />
</strong><br />
1) Sıvaüstü kalemişileri<br />
2) Ahşapüstü kalemişleri<br />
3) Taş- mermerüstü kalemişleri<br />
4) Deri-bezüstü kalemişleri<br />
5) Malakari </span></p>
<p></span></span></span></p>
<div><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></span></div>
<p><span style="color: #000000;"><strong>1) Sıvaüstü kalemişleri</strong><br />
Camii ve Türbe gibi yapılarda görülen sıva zeminine sürülen kireç üzerine yapılan tekniktir.<br />
Kullanılan malzemeler toprak ve bitkisel kökenli toz boyalar, arap zamkı (<em>Zamkı arabi</em>) ve yumurta akıdır. Bugün ise plastik boya nispeten doğal olan toz boyalar ve beyaz tutkal kullanılmaktadır. Ayrıca zaman zaman zemine alçı ve macun çekilerek yağlı boya kullanılarak kalemişi yapılmaktadır. <span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;">Sıva üstü Kalem işi örnekleri olarak <em>Üsküdar Atık valide camii, Eminönü Yeni camii, Üsküdar Aziz Mahmut Hüdayi camii ve türbesi, Sultanahmet camii</em> vb. gösterebiliriz.</span></span></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"> </span></span></span><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;"><strong>2) Ahşap üstü kalemişleri</strong><br />
Özellikle (15-16yy’da) dini ve sivil mimarimizde Müezzin mahfi tavanlarında ve dolap kapaklarında kullanılan bir tarzdır. Bugünlere ulaşan örneklerin çok olması yapıların iç mekanlarında kullanılarak dış etkenlerden arındırılması ve bu gibi çalışmaların üzerine uygulanan lake tekniğinden dolayıdır. Lakenın anlamı şapla kestirilmiş yumurta akı ( aher ) veya osmanlı beziri, gaz veya tinerile inceltilerek oluşan şeffef bir sır tabakasına verilen isimdir.<br />
Ayrıca bu tür çalışmalarda kabartma tekniği üzerine altın varak bol miktarda kullanılmlştır.<br />
(Kılıç Ali paşa camii, <em>Sultanahmet cmii, Kasımpaşa Piyale camii, Topkapı Takkeci camii) </em><br />
</span></span></span><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;"><strong>3) Taş – mermer mermer üstü kalemişleri<br />
</strong>Tutkallı toz ve yağlı boya malzemesi ullanarak yopılan bir tekniktir. Ayrıca desenler desenler içerisinde altın varak ta kullanılmıstır. (<em>Kadırga sokullu paşa camii</em>)<br />
</span><span style="color: #000000;"><strong>4) Deri- bez üstü kalemişleri<br />
</strong>Ahşap tabla (konstrüksiyon) üzerine deri veya bez (muşamba veya amerikan bezi ) gerilerek yapıştırılıp uygulanan bir tekniktir. Üzerine tutkalla sulandırılmtş üstübeç veya litopan sürülerek yağlı boya ve toz boyalarda uygulanmaktadır. Özellikle 17 yy’da başlayan moda akımı olan ampir, barok üslup çalışmalarında uygulanmıştır. Bu tekniğin duvarlara uygulanmış örnekleride bulunmaktadır.<br />
( <em>Yıldız sarayı cariye odası iç bölümleri</em> )</span></span></span></p>
<p> </p>
<div><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></span></div>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: x-small;"><strong>5) Malakari kalemişleri</strong><br />
Osmanlı mimarisinde kubbe, tavan ve duvarlara yapılan alçı kabartmalı ve boya ile yapılan süsleme tarzı.<br />
Mala ile yapılan alçı süsleme denmektedir.Bu teknik kendi içinde 4 bölümde incelenebilir.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: x-small;"></span></span><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;"><strong>a)</strong> <strong>Normal malakari</strong><br />
Horasan harçlı zemin üzerine 1- 2 mm inceliğinde alçı sıvanır. Kuruduktan sonra üzerine kullanılacak renkler, desenlerin taksimatına göre o alanlara sürülür. Daha sonra 3-4 mm kalınlığında sirke ile çürütülmüş alçı sıvanır ve hemen desenler tozlanıp özel hazırlanmış bıçaklar ille eğimli kesilerek desenler kabartmalı olarak ortaya çıkartılmış olur. (Eminönü yeni camii )<br />
<strong>b)</strong> <strong>Müzeyyen malakari</strong><br />
Bu teknikle motiflerin iç bünyeleri oyularak desende detaylar sağlanmış olur.<br />
<strong>c)</strong> <strong>Hendese malakari</strong><br />
Geometrik formatlardan oluşan tarzdır.<br />
<strong>d)</strong> <strong>Rölyef malakari</strong><br />
Mermer oyma işçiliğinde olduğu gibi detaylar balirlenerek zeminle desenin yanlarından kaynaşması sağlanarak kesilme işlemi yapılır. En son olarak kullanılacak renkler ince kıllı fırçalar ile boyanır. </span><span style="font-family: Courier New;"><br />
</span></span></span><span style="font-size: x-small;"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Courier New;">kaynak :internet içeriklidir.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaybolansanatlar.com/?feed=rss2&amp;p=977</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Vav işi(Telkari);</title>
		<link>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=907</link>
		<comments>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=907#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2009 12:20:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Beyaz Melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Vav işi(Telkari)]]></category>

		<category><![CDATA[Hasır Telkari]]></category>

		<category><![CDATA[Kafes Telkari]]></category>

		<category><![CDATA[KULLANILAN MALZEMELER:]]></category>

		<category><![CDATA[TEL KARİ TARİHÇESİ]]></category>

		<category><![CDATA[TEL KARİ TÜRLERİ]]></category>

		<category><![CDATA[TEL KARİ YAPILIŞI]]></category>

		<category><![CDATA[Telkari]]></category>

		<category><![CDATA[Telkari nedir]]></category>

		<category><![CDATA[Vav işi]]></category>

		<category><![CDATA[Vav işi nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaybolansanatlar.com/?p=907</guid>
		<description><![CDATA[TEL KARİ TARİHÇESİ :

İngiliz bilim adamı James Melleart’ın bilimsel  bulguları referans alınarak geliştirilen tezlere göre, maden sanatının ilk adresi Anadolu’dur. Çatalhöyük’te yapılan arkeolojik kazılarda çıkan bakır ve kurşundan yapılmış süs eşyaları bu sanatın 8000 yıldan uzun bir geçmişe sahip olduğu tezini kuvvetlendirmektedir. Geleneksel Türk maden sanatına ait altın, gümüş, bakır, pirinç ve tunç objeler, Selçuklu ve Osmanlı ustaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #000080;">TEL KARİ TARİHÇESİ :<br />
</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000080;">İngiliz bilim adamı James Melleart’ın bilimsel  bulguları referans alınarak geliştirilen tezlere göre, maden sanatının ilk adresi Anadolu’dur. Çatalhöyük’te yapılan arkeolojik kazılarda çıkan bakır ve kurşundan yapılmış süs eşyaları bu sanatın 8000 yıldan uzun bir geçmişe sahip olduğu tezini kuvvetlendirmektedir. Geleneksel Türk maden sanatına ait altın, gümüş, bakır, pirinç ve tunç objeler, Selçuklu ve Osmanlı ustaların eserleridir. <img class="alignnone" src="http://img25.imageshack.us/img25/8190/telkarione.jpg" alt="" width="322" height="310" /></span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000080;">Malzeme olarak daha ziyade altın ve gümüşün kullanıldığı kuyumculuk sanatı, Türk maden işçiliğinde ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Arkeolojik kazılardan elde edilen bulgulara göre, telkâri tekniğinin M.Ö. 3000 yılından beri Mezopotamya’da, M.Ö. 2500’den bu yana da Anadolu’da kullanıldığı anlaşılmaktadır.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> <img class="alignnone" src="http://img25.imageshack.us/img25/4536/gumustelkari1.jpg" alt="" width="345" height="460" /></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Telkâri’nin asıl merkezinin 12. yüzyılda Musul olduğu, bu sanatın Musul’dan Suriye’ye, oradan da  Anadolu’ya geçtiği ileri sürülmektedir. Telkâri yapımının 15. yüzyıldan bu yana ise Türkler arasında da yaygın olduğu, özellikle de Güneydoğu Anadolu’da çok geliştiği bilinmektedir.<img class="alignnone" src="http://img25.imageshack.us/img25/630/trabzonisitelkaricarik.jpg" alt="" width="350" height="262" /></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Antik takılar günümüzde kullanım yerlerine göre sınıflandırılmaktadır. Boyun takıları arasında kolyeler, boyunluklar ve pandantifler var tek öğeli boyun takılarına kolye, boynu saran ve çok öğeli olanlara da gerdanlık denmektedir. Boyunluklar masif yada içi boş olarak tasarlanan değerli madenlerden yapılan ve boynu tamamen saran takılardır. Zengin bir görüntü yaratan pandantifler antik çağlarda altın ya da gümüşten yapılan zincirlere takılarak kullanılmıştır. El-kol takıları olarak bilezikler ve pazı bentler sayılabilir. İlk örnekleri taştan yapılan bilezikler zamanla tunç, gümüş altın ve camdan üretilmiştir. <img class="alignnone" src="http://img25.imageshack.us/img25/1984/telkari4.jpg" alt="" width="250" height="191" /></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Başlangıçta güç göstergesi sayılan yüzükler, zamanla mühür ve süs eşyası olarak kullanılmıştır. Baş takısı olarak taçlar iademler ve küpelerden söz edebiliriz. Günümüz kadınlarının başlarını süsleyen taçlar, antik çağda önce tanrılara ait bir süs eşyası olarak düşünülen takılar zamanla halk arasında rütbe göstergesi ve süs eşyası olarak kullanılmıştır. Önceleri Mersin ve defne gibi ağaçların dal ve yapraklarından yapılan taçlar zamanla altından yapılır olmuştur. Broş ve iğnelerden oluşan giysi takıları ise genellikle altından yapılmış ve her dönemde ilgi uyandırmış süs eşyalarındandır. <img class="alignnone" src="http://img25.imageshack.us/img25/5935/telkari5.jpg" alt="" width="292" height="365" />Elbiseyi zenginleştiren broşlarda, maden ve taş birlikte kullanılmıştır. Anadolu’da çok eskiden beri kullanılan iğnelerin ilk örnekleri kemikten yapılmışsa da, zamanla tunç, bakır, gümüş ve altından da yararlanılmıştır. Şekillendirmede ise çekiçleme, kalıba dökme ve kıvırma gibi teknikler kullanılmıştır.<img class="alignleft" src="http://img25.imageshack.us/img25/3566/telkari6.jpg" alt="" width="250" height="188" /></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Kuyumculuk sektöründeki endüstrileşmeyle yaşam alanı daralan sanatın ustaları telkari işlemeciliğini bugüne kadar taşımayı başarmıştır. Mardin Midyat, Anara Beypazarı ve Trabzon telkari sanatının yaşatıldığı merkezlerden sayılmaktadır. </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">TEL KARİ NEDİR:<br />
</span></strong></p>
<div style="font-weight: normal; font-size: 12px; line-height: 16px; font-family: verdana,tahoma; padding: 4px;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Telkari ve altın gümüş işlemeciliği, ince telden takı süslemeciliğine verilen addır. Telkari&#8217; nin sözcük anlamı tel ile yapılan sanattır. İnce telden yapılan takı süslemeciliğidir Telkari&#8217;ye aynı zamanda &#8216;vav işi&#8217; de denilmektedir.<img class="alignleft" src="http://img25.imageshack.us/img25/214/telakri18.jpg" alt="" width="614" height="498" /></span></strong></p>
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Bu isim, Osmanlıca vav harfinin, uygulamada motif olarak sıkça kullanılmasından dolayı verilmiştir. Fakat bu tanım, tel ile yapılan her sanatsal çalışmanın telkari olduğu anlamını doğurmaz. Örnek olarak, &#8216;Trabzon işi&#8217; hasır örgü bileziğe tel ile yapılmasına rağmen telkari denilmez. Yine, ağaç üzerine yollar açıp içine döverek tel gömme işinin de telkari olduğu sanılmaktadır; oysa bunun adı &#8216;tenzil&#8217; sanatıdır.<strong><span style="color: #000080;">Telkari sanatının bir diğer anılma biçimide çift işi&#8217;dir. Bu ismin kaynağı ise, işin yapımı sırasında parçaların teker teker biraraya getirilmesinde kullanılan, cımbıza benzer ancak ucu daha ince olan ve &#8216;çift&#8217; olarak isimlendirilen alettir. &#8216;Vav&#8217; ve &#8216;çift işi&#8217; isimleri genellikle sanatkarlar, arasında kullanılır.<img class="alignright" src="http://img25.imageshack.us/img25/4781/telkari8.jpg" alt="" width="250" height="188" /></span></strong></span></strong></div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<p><strong><span style="color: #000080;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Gümüş takı çeşitleri; kemer, kolye, bilezik, küpe, iğne, başlık ve tılsımdır. Telkarideki motifler tabiatın Türk-İslam düşüncesi ile yorumlanışı ve </span></strong><a href="http://img2.blogcu.com/images/d/e/s/desenmoda/konu0601_08.jpg" target="_blank"><strong></strong></a><br />
<strong><span style="color: #000080;">Türk zevkini yansıtır. Beypazarı&#8217;nın takıda sembolü tılsımdır.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Geleneksel el sanatları içerisinde özel bir yere sahip olan telkari Türk kültüründeki süsleme anlayışının güzellik estetik ve zarafetinin bir simgesidir. Telkari ince tellerden şekil verilerek oluşturulan uçsuz bucaksız dünyanın sınırsız takı seçenekleri ile ölümsüzleştiği bir abide gibidir. <img class="alignright" src="http://img25.imageshack.us/img25/7602/telkari9.jpg" alt="" width="392" height="322" /></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Gümüşün iğne oyası yada danteli diyebiliriz telkariye, deyim yerindeyse saç teli inceliğindeki altın ve gümüş tellerle yapılan el dokumasıdır. Ustaların ellerinde şekilden şekile giren takılar, insanı adeta 1001 gece masalarına alıp götürür. Telkari tekniğinin işlendiği ürünlerde göze çarpan sanat inceliği, bir gelin teli gibi süzülen motiflerle bezeli takılar, aksesuarlar ve dekoratif ev ürünleri sahiplerinin yaşamına incelikleri ve değerleriyle renk katmaktadır. Kimi zaman mutlu bir anın özel bir günün en değerli hediyesi kimi zaman anneden, anneanneden yada sevilen bir başka aile büyüğünden bir dosttan hiç yok olmadan nesiller boyu iletilen hatıra bir tarih nakışıdır…<a href="http://img2.blogcu.com/images/d/e/s/desenmoda/122624811610.jpg" target="_blank"><strong></strong></a><br />
<strong><span style="color: #000080;">Telkari sanatını icra eden çift tutmaktan nasırlaşmış parmakları ile tellere şekil veren ustalar, bazen Osmanlı motiflerinden esinlenerek tarihimizi bazen tasarımlar yaparak günümüzde modern takılara farklı boyutlarını yansıtmaktadır.</span></strong></span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;"><a href="http://img2.blogcu.com/images/d/e/s/desenmoda/23_05_2008mardin4.jpg" target="_blank"><strong></strong></a><img class="alignleft" src="http://img25.imageshack.us/img25/4189/telkari10.jpg" alt="" width="300" height="300" /><br />
<strong><span style="color: #000080;">Tarih boyunca hattatlar, nakkaşlar mimarlar var olan güzellikleri gözler önüne serme çabası ile sanat alemlerinde birer ışık olmuşlardır. Bütün Osmanlı sanatlarında olduğu gibi telkari de zorlu, emek isteyen, usta çırak usulü ile öğrenilen bir sanattır.</span></strong></span></strong></div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<div><strong></strong></div>
<p><strong><span style="color: #000080;"></p>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;">KULLANILAN MALZEMELER:</span></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<p><strong><span style="color: #000080;"></span></strong></span></strong></p>
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Çift<br />
Düz Pense<br />
Karga Burun<br />
Maşa<br />
Makas<br />
Antep makası<br />
Silindir<br />
Pres<br />
Heşkek takımı ve zımbaları<img class="alignright" src="http://img25.imageshack.us/img25/3535/telkari14.jpg" alt="" width="339" height="319" /><br />
Matkap<br />
Şalimo kaynak takımı<br />
Mikron<br />
Testere kolu<br />
Kerpeten<br />
Kumpas<br />
Malafa çeşitleri<br />
Mengene<br />
Mıknatıs<br />
Fırça çeşitleri<br />
Pota<br />
Daga<br />
Tartı<br />
Tokak çeşitleri<br />
Tel çekme pensi<br />
Tezgan mengenesi<br />
Gönye<br />
Cetvel<br />
Nitrik asit<br />
Boraks<br />
Yüzük ölçüleri<br />
Çekiç<br />
Şide<br />
Hortum<br />
Elek<br />
Örs<br />
Yüzük malafası<br />
Ayar<br />
Çekme makinesı<img class="alignright" src="http://img25.imageshack.us/img25/6356/telkari17.jpg" alt="" width="390" height="520" /><br />
Tırtır<br />
Gırgır<br />
Bakır kap<br />
Sıvı boraks<br />
Eritme ocağı<br />
Derece<br />
Halka marafası</span></strong></div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">
<div><strong><span style="color: #000080;"><a href="http://img2.blogcu.com/images/d/e/s/desenmoda/telkari4.jpg" target="_blank"><strong></strong></a><br />
<strong><span style="color: #000080;">KULLANILDIĞI ALANLAR.</span></strong></span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;"><strong><span style="color: #000080;">Telkari, çakmak kılıfları, sigara ve mücevher kutuları, şamdanlar, tepsiler, şekerlikler, vazolar, ağızlıklar, nargile uçları, çiçekler, sürahi eşya kılıfları, abajurlar, çeşitli tabakalar, düğmeler, kol düğmeleri küpeler tepelikler kolyeler, broşlar, bilezikler, kemerler, yüzükler, silah kabzaları, bıçak sağları, şemsiye sapları, zarf açacakları, yazı takımları, kaşık sapları, tespihler, nalınlar, baston sapları, şamdanlar, kül tablaları vb. eşyalar süslenir. Trabzon’da, Beypazarı’nda, Mardin’de de telkari tekniği kullanılır.</span></strong></span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;"><strong><span style="color: #000080;"><img class="alignleft" src="http://img25.imageshack.us/img25/3493/telakri13.jpg" alt="" width="300" height="300" /></span></strong></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </p>
<p></span></strong></p>
<div><strong><span style="color: #000080;">Başta: Taç, tepelik, alınlık, saçlık, başlık,<br />
Kulakta: Küpe ve sırğa<br />
Burunda: Hızma<br />
Boyunda: Kolye, zincir, akarsu, boyunbağı, gerdanlık<br />
Göğüste: İğne, broş, döşlük, fişeklik, saat, köstek, ağızlık, barutluk, tesbih, belbağı<br />
Ayakta: Halhal (zilli bileklik)<br />
Kolda: Kolçak, pazubend, bileklik, bilezik, künye<br />
Omuzda: Nazarlık, Muska, Hamayıl, Göz boncuğu</span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;"><a href="http://img2.blogcu.com/images/d/e/s/desenmoda/telkari003.jpg" target="_blank"><strong></strong></a><br />
<strong><span style="color: #000080;">TEL KARİ TÜRLERİ:</span></strong></span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></div>
<p><strong><span style="color: #000080;"></p>
<div><strong><span style="color: #000080;"><strong><span style="color: #000080;"><strong></strong></span></strong></span></strong></div>
<p></span></strong><strong><span style="color: #000080;"><strong><span style="color: #000080;"><strong><span style="color: #000080;"></p>
<div style="font-weight: normal; font-size: 12px; line-height: 16px; font-family: verdana,tahoma; padding: 4px;">
<p><strong><span style="color: #000080;">Hasır Telkari<br />
“Örgü işi” veya “ Trabzon işi” olarak da bilinen bu teknikte, ürün tellerin örülmesi ile ortaya çıkarılmaktadır. Daha çok Trabzon yöresinde uygulanan bu teknikte altın ve gümüş teller sekiz santimetreye kadar ende örülerek şeritler haline getirilmektedir. Daha sonra silindirler arasından geçirilen bu örgüler ezilerek tam bir örgü şerit haline getirilir. Bu şeritler uygun uzunlukta kesilerek bilezik ve kolye yapılır.</span></strong><br />
<strong><span style="color: #000080;">Kakma Telkari<br />
Bu teknikte bir taş, maden veya ağaç yüzey üzerine kazınan şekil ya da oyukların içine tel yerleştirilir. Tel kakma yapılacak yüzey üzerine çizilen şekil, kazıma veya asitle oyma tekniği ile yüzey üzerinde çukurlaştırılır. Bu çukura yerleştirilen çoğunlukla köşeli tel çekiçle vurularak sıkıştırılır ve şekil içerisine gömülür. Yüzeyden taşan kısımlar alınır, eğelenir, perdahlanıp parlatılır. Bu teknikle silah kabzaları, bıçak sapları, şemsiye sapları, zarf açacakları, yazı takımları, kaşık sapları, tespihler, nalınlar, ağızlıklar, baston sapları, şamdanlar, vb. eşya süslenir.</span></strong><br />
<a href="http://img2.blogcu.com/images/d/e/s/desenmoda/telkari12.jpg" target="_blank"><strong></strong></a><br />
<strong><span style="color: #000080;">Kafes Telkari<br />
Bu teknikte tellere şekil verildikten sonra kaynakla birleştirilerek bir ana iskelet oluşturulur. Bu iskeletin içi daha ince tellerle doldurulduktan sonra yine kaynak yapılır ve gerekirse ürün minik kürelerle ve toplarla süslenir.Bu teknikle kül tablaları, çakmak kılıfları, sigara ve mücevher kutuları, şamdanlar, tepsiler, şekerlikler, vazolar, ağızlıklar, nargile uçları, çiçekler, sigara tabakaları, fincan, bardak, sürahi vb. eşya kılıfları, abajurlar, çeşitli tabaklar, düğmeler, kol düğmeleri, küpeler, tepelikler, kolyeler, broşlar, bilezikler, kemerler ve yüzükler üretilir. Beypazarı’nda telkâride bu teknik kullanılır.</span></strong></p>
<p><a href="http://img2.blogcu.com/images/d/e/s/desenmoda/9.jpg" target="_blank"><strong></strong></a></p>
<p><strong><span style="color: #000080;">TEL KARİ YAPILIŞI:<br />
</span></strong></p>
<div style="font-weight: normal; font-size: 12px; line-height: 16px; font-family: verdana,tahoma; padding: 4px;">
<p><strong><span style="color: #000080;">Bir çok geleneksel sanatımızda olduğu gibi telkaride de sanatkarlar işinde kullanacağı her türlü malzemeyi kendisi yapmak zorundadır. Yani usta telkaride kullanacağı telleri kendi atölyesinde hammaddeden elde etmektedir. Öyle ise bizde bu sanat dalını kullanılacak telin yapımı ile başlayabiliriz.</span></strong></p>
<p><a href="http://img2.blogcu.com/images/d/e/s/desenmoda/ma0001.jpg" target="_blank"><strong></strong></a></p>
<div><strong><span style="color: #000080;">Tel Çekme; külçe halindeki gümüş veya hurda gümüşler potada eritilerek ince çubuklar halinde dökülür.Daha sonra bu çubuklar silindirlerden ve haddelerden geçirilerek istenilen inceliğe getirilir.Günümüzde tel çekme , telleri istediğimiz kalınlıklarda hazırlama işlemini çok daha kısa sürede ve kolayca yapabilmemizi sağlayan silindir adı verilen elektrik gücüyle yada mekanik enerjiyle çalışan makineler kullanılmaktadır.</span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;">Model Hazırlama; yapılacak ürün önce ana hatlarıyla 1 / 1 ölçekte bir kağıt üzerine çizilir. Ürünün ana iskeletini oluşturacak parça esas alınarak hangi kısımlarında kaç mikron kalınlığında tel kullanılacağı, iç kısmının ne şekilde, hangi desenlerle doldurulacağı belirlenir ve taslak üzerine yazılır.</span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;"><a href="http://img2.blogcu.com/images/d/e/s/desenmoda/telkari33.jpg" target="_blank"><strong></strong></a></span></strong></div>
<p><strong><span style="color: #000080;"></p>
<div><strong><span style="color: #000080;">Tavlama; haddelerden çekilen ve bükülen gümüş süratle sertleşir ve işlemede büyük kolaylık sağlayan yumuşaklığını kaybeder. Bu tellerin yumuşaklıklarını tekrar kazanmaları için asbest bir tabaka üzerinde ısıtılarak tavlanmaları gerekir. Tellerin çekilmeleri ve ürüne işlenmeleri sırasında tavlama işlemi sık sık yapılır.</span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;"><a href="http://img2.blogcu.com/images/d/e/s/desenmoda/telkari_20canta.jpg" target="_blank"><strong></strong></a></span></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<p></span></strong><strong><span style="color: #000080;"></p>
<div><strong><span style="color: #000080;">Kesim; herhangi bir ürün yapılacağı zaman gerekli bütün teller taslak üzerinde belirlenen kalınlık ve uzunluklara göre kesilerek hazırlanır.</span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;"><a href="http://img2.blogcu.com/images/d/e/s/desenmoda/telkari_20vazo.jpg" target="_blank"><strong></strong></a></span></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<p></span></strong><strong><span style="color: #000080;"></p>
<div><strong><span style="color: #000080;">Şekil Verme; ürünü oluşturan ana iskeletin kesilmiş ve yassılaştırılmış parçaları çizilmiş olan taslak üzerine konularak şekillendirilir ve belirli yerlerinden kaynakla birleştirilir. Sonra ince teller yerleştirilerek iskelet tamamlanır. İskeletin içerisindeki boşluklar işin tekniğine göre daha ince tellerle doldurulur ve sıkıştırılır , gerekli yerlerden kaynakla birleştirilir. Bu şekilde içleri doldurularak hazırlanmış parçaların her birine bükülerek yada çukurlaştırılarak son şekil verilir ve parçalar ara bağlantılarla birleştirilerek bir araya getirilir.</span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;"><a href="http://img2.blogcu.com/images/d/e/s/desenmoda/telkari_b.jpg" target="_blank"><strong></strong></a></span></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<p></span></strong><strong><span style="color: #000080;"></p>
<div><strong><span style="color: #000080;">Ayrıntıların Yapımı; telkâride bir ürünü oluştururken ana parçaların dışında bu ana parçaları birleştirmede ve süslemede çeşitli parçacıklar kullanılır. Örneğin “geverse” adı verilen minik küreler yapılırken matkap yardımı ile bir çivi üzerine sarılan ince teller makasla kesilir ve küçük halkalar elde edilir. Bu halkalar bir kömür parçası üzerinde ısıtılıp eritilerek minik toplar haline getirildikten sonra iki ağaç blok arasında sıkıştırılıp döndürülerek yuvarlaklaştırılır. Böylece 1-2mm çapında içi dolu kürecikler elde edilir. Daha büyük küre ve topları yaparken gümüş plaka önce presle değişik çaplarda daireler halinde kesilir.</span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;">Birleştirme ve Kaynak; telkâri tekniği ile yapılan her ürünün tamamı telden yapılır. Bunun için bir ürün binlerce parçadan bükülerek ve birleştirilerek oluşturulur. Bu yüzden bu teknikte kaynak önemli bir yer tutar. Kaynak materyali olarak gümüş – pirinç karışımı bir alaşım kullanılır. Mili metrik tellerin kaynak yapılması çok güçtür. Çünkü ısı biraz fazla kaçırılırsa telin kendisi erir. Dolayısıyla bu çalışma büyük titizlik ve sabır ister. Bunun için önce, ayarı belli bir ölçüde düşürülen gümüş, eğelenerek küçük tanecikler halinde bir güderi parçası içine toplanır. Eğelenmiş gümüş bir kaba konur ve içerisine toz boraks katılır. Suya daldırıldıktan soma amyant üzerine yerleştirilen ana iskeletin her bir parçası bu gümüş-boraks karışımı ile kaynak yapılarak birleştirilir. Bazı kaynaklar, ana iskeletin kurulmasında tellerin &#8216;lehim&#8217;le birleştirildiğinden s,özetmektedirler. Bu bütünüyle yanlıştır. Çünkü bir gümüş işine lehim değdi mi, o iş hurdaya atılır. Lehim gümüşü çürütür.</span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #000080;">Ağartma; bütün parçaları birleştirilmiş bir ürün son şeklini aldığı zaman ısıtma, kaynak ve diğer işlemler nedeniyle kirlenmiş, kararmış ve oksitlenmiş durumdadır. Ürünün doğal parlak rengini alabilmesi için ağartma işlemi uygulanmaktadır. Bu uygulamada bütün ürünler bir bakır kap içine konulur ve üzerlerine nitrik asitli su ilave edilir. Ürünler doğal renklerini alıncaya kadar birkaç dakika süreyle kaynatılır. Daha sonra bol su ile durulanır ve kurutulur.</span></strong></div>
<p></span></strong><strong><span style="color: #000080;">Son İşlemler; ağartılan ürünler deterjanlı (eskiden deterjan yerine çöven kullanılırdı) su ile tekrar yıkanır ve ince telli bir fırça ile iyice fırçalanır. Yüzeydeki fazlalıklar ve kaynak artıkları temizlenir; ürünlerin yüzeyi düz bir çelik parçası ile parlatılır</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></strong> </div>
<p> </p></div>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></strong> </p>
<p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Mardin’de Telkari</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Özellikle Mardin ve Midyat ilçesinde telkari sanatı oldukça gelişmiştir. Hatta Mardin ve Midyat ilçesi, telkarinin doğup büyüdüğü yer olarak hafızalarda yerini çoktan kazımış durumda. Sayıları bugün bir elin parmakları kadar azalan ustalar, sanatı yaşatmak ve geleceğe taşımak için çalışmalarını sürdürüyor.  Her el sanatı gibi gün geçtikçe kan kaybeden Telkari Sanatı’na Mardin Valiliği destek vermektedir. Sanatın sürekliliğinin sağlanması için ilde genç ustalar tarafından işlenen telkariler, Avrupa’daki moda evlerine kadar götürülecektir. Böylece geleneksel el sanatı, broşür dağıtımından uluslararası fuarlara kadar birçok hizmetten faydalanmış olacaktır. Bugün el kalemi ile parlatma işlemi Mardinli ustaların bir geleneği olarak devam etmektedir.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Bir telkari ustası olan Mardinli Suphi Hindiyerli, yüreklerden akıp gelen bu sanatın yaşatılması için çaba gösterenlerden biri olarak uzun yıllar mesleğini İstanbul’da yaptıktan sonra fabrikalaşma süreciyle birlikte telkarinin artık İstanbul’da yapılamayacağını inanarak, Mardin’e dönmüş. Suphi usta, Telkari’yi tarihin derinliklerinden gelen ve mitolojik güzelliği yüreklere nakşeden estetik bir bütünlük olarak tanımlıyor. Telkari ustası Suphi usta, “Telkari, hayal güzelliğinin el dokusuyla sanata dönüşmesidir. İnsanların göz zevkini doruklara çıkaran kuyumculuğun mahir elleri ile tel halinde gümüşü diriltir, altını şahlandırarak mütevazi tahta çekiçle ayak körükleri ve sevda yakısını sunan alevle telkariyi oluşturur” diyor. Suphi usta, el sanatlarının tabi özellikle telkarinin Türkiye için bir sembol haline getirilmesi ve yaşaması için bu konuda eğitim veren kursların çok önemli olduğunu düşünüyor.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Beypazarı&#8217;nda Telkari</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Telkari sanatı, Beypazarı&#8217; na Ahilik yoluyla kazandırılmıştır. Beypazarlılar bu sanatı kabul etmişler ve zaman içinde geliştirmişlerdir. Daha çok süs eşyaları ve takılar yapılmaktadır.  Kemer, kolye, bilezik, küpe, iğne, başlık ve tılsım başlıca takı çeşitleridir. Telkarideki motifler tabiatın Türk-İslam düşüncesi ile yorumlanışı ve Türk zevkini yansıtır. Beypazarı ilçesi, telkâri sanatı, giyimi kuşamı, yemekleri, evleri ve el sanatları açısından incelenmeye ve araştırılmaya değer özellikler gösterir. İlçede gümüş işleri yapımının tarihi çok eskilere dayanır. Eski ustalar döküm gümüş ve altın işleri yaparken son 40 -50 yıldan bu yana telkâri ile uğraşmaya başlamışlardır. Bu eski ustaların yetiştirdiği ve onların bıraktığı yerden başlayan yeni ustalar ise 20. yy’ın son çeyreğinde telkâriyi Beypazarı’nda geliştirerek adını yurtdışına kadar duyurmuşlardır. Beypazarı’nda üretim geleneksel tekniğinden sapmadan küçük işletmelerde yapılmaktadır. İlçede 40 kadar işyerinde 30’a yakın usta ve kalfa ile 400’e yakın çırak ve işçi telkâri alanında çalışmaktadır.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Trabzon’da Telkari</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Havasıyla insanı doyuran, yağmurlarıyla insanı coşturan, uçsuz bucaksız yeşilliği ile doğal tedavi merkezi olan Trabzon el sanatları ile de adından sıkça söz ettirmektedir. Telkarinin Trabzon’a yerleşmesi ve yaygınlaşmasında Dağıstanlı ustaların etkisi oldu ustalarca dile getirilmektedir.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Günümüzde kazaklık, hasır ve telkari işlemeciliği ile hem yurt içinde hem de yurt dışından talep olup bu taleplere karşılık verebilmektedir. Trabzon’da yapılan likör, kahve takımı, çay tepsisi, takunya, hasır, kazaklık genç kızların çeyizini süslediği gibi düğünlerinin de vaz geçilmez takıları arasında yer alır. Bir başkadır gümüş tepsiden kahve içmek bir başkadır doğasıyla bütünleşmek…</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong><span style="color: #000080;">Doğu Karadeniz bölgesi jeolojik açıdan Anadolu’nun en zengin bakır yataklarına sahiptir. Bölgedeki bakır yataklarından elde edilen bakır hammaddesi Trabzon atölyelerinde Tranzonlu ustaların maharetli ellerinde işlenmektedir. Trabzon’da halen geleneksel olarak bakır, braonz, pirinç gibi madenlerden telkari mutfak eşyaları ve süs eşyalar yapılmaktadır</span></strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></strong></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaybolansanatlar.com/?feed=rss2&amp;p=907</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ahşap Oyma Sanatı:</title>
		<link>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=903</link>
		<comments>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=903#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2009 07:33:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Beyaz Melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ahşap Oyma]]></category>

		<category><![CDATA[ahşap oyma nedir]]></category>

		<category><![CDATA[Ahsap oyma sanatı nedir]]></category>

		<category><![CDATA[ahşap oymacılığı]]></category>

		<category><![CDATA[ahşap yontu sanatı]]></category>

		<category><![CDATA[Oyma sanatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaybolansanatlar.com/?p=903</guid>
		<description><![CDATA[AHŞAP OYMACILIĞI NEDİR?
Ahşap oymacılığı, tahta levhaları istenilen şekilde kesip oymak şeklinde tanımlanabilir. Oymak tabiri bir yeri oyarak derinleştirmek veya kazımak manasına gelir. Öteden beri manası karıştırılarak yüzeyi düz bırakılmak suretiyle kesilen şekillere de oyma denilmesi yanlıştır. Fransızca bu işe “de’copaqe” yani etrafını keserek boşaltılmak denir. Türkçe’de oyma denildiği zaman ağaç üzerine kalemle oyularak yapılan kabartılma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AHŞAP OYMACILIĞI NEDİR?<img class="alignright" src="http://img207.imageshack.us/img207/1809/ahsap15x.jpg" alt="" width="313" height="173" /></strong></p>
<p>Ahşap oymacılığı, tahta levhaları istenilen şekilde kesip oymak şeklinde tanımlanabilir. Oymak tabiri bir yeri oyarak derinleştirmek veya kazımak manasına gelir. Öteden beri manası karıştırılarak yüzeyi düz bırakılmak suretiyle kesilen şekillere de oyma denilmesi yanlıştır. Fransızca bu işe “de’copaqe” yani etrafını keserek boşaltılmak denir. Türkçe’de oyma denildiği zaman ağaç üzerine kalemle oyularak yapılan kabartılma ve müşebbek işler anlaşılır.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://img19.imageshack.us/img19/4059/ghjfghjgfjqr5.jpg" alt="" width="335" height="530" /></p>
<p>Halbuki bir şeyin sathı düz kalmak suretiyle etrafı ve içi kesilerek yapılan şekillere oyma demek manayı karıştırır ve o işin ne tür bir iş olduğunu layıkıyla anlatmaz. Oymalı bir masa denildiği zaman kabartma tezyinatlı bir masa anlaşılır. Kesmek tabiri ise işi hakkıyla ifade etmez. Bir şeyi ortasından biçmek ve parçalara ayırmaya da kesmek denir. Bu sebeple etrafı ve yalnız şekli kesmek suretiyle yapılan tezyini işlere kesme tabirinin kullanılması münasip olur. İnce tahta işlere sadece kesme oymalı veya mukatta oyma demek lazım gelir.<img class="aligncenter" src="http://img207.imageshack.us/img207/1595/ahsap11.jpg" alt="" width="365" height="320" /></p>
<p>Ormanda büyüyen bir ağacın kesildikten sonra bittiği düşünülen hayatı, yeniden başlar ahşap oymacılığı sanatı ile&#8230;</p>
<p>Parçalara ayrılır, kesilip, biçilir, yeni hayatında, yeni şeklinde yeni görevler üstlenir. İnsanlara beşik olur, kucaklayan koltuk olur, yatak, çerçeve, sandık olur. Son yolculuğunda bile eşlik eder insanoğluna…</p>
<p><img class="alignleft" src="http://img19.imageshack.us/img19/373/ahap1.jpg" alt="" width="349" height="679" /></p>
<p>Ahşap süsleme ve oymacılığı işte bu aşamada ortaya çıkar, bazen iç içe desenler bazen çok sade desenler bazen bir tokmak ve oyma kalemi ile bazen de bir çivi üzerinde iz bırakacak her şey ile yapılabilir.</p>
<p>Hayal gücümüzün, fiziki imkan ve kabiliyetlerimizin el verdiği ölçüde kendimizi ifade etmenin, duygularımızı anlatmanın bir yoludur ahşap oymacılığı…</p>
<p><strong>TARİHÇESİ </strong></p>
<p>Şekil verilmesi kolay bir malzeme olduğundan ahşapa şekil verme sanatı çok eski çağlara dayanmaktadır. Ahşaptan şekillendirilmiş heykellere Mısır&#8217;da piramitlerde de rastlanmıştır.</p>
<p>Türk tarihinde Türkmenistan&#8217;da rastlanan bu sanat, İslami motiflerle birleşerek Endülüs’e, Asya, Avrupa, Afrika kıtalarına yayılmıştır. Şu anda Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerde de ahşap motiflere sıklıkla rastlanılmaktadır.</p>
<p>Yapılan araştırmalarda İslamiyet’ten önce Orta Asya’da yaşayan Türklerin heykel ve oyma süslemeler eserlerine rastlanmıştır. Bu eserlerde Çin ve Hint sanatının izleri görülmektedir. Ancak İslam dininin heykeltıraşlık sanatına müsaade etmemesi, Müslümanlar ve Türkler arasında ahşap oymacılığı sanatında ilerlemelerine yol açmıştır.</p>
<p>Türklerin Müslümanlığı kabul etmelerinden sonra oyma sanatı daha çok Türkistan’da gelişim göstermiştir. Sonraları Büyük Selçuklu Devleti’nin hakim olduğu ülkelerde meydana getirdikleri mimari eserlerin tezyinatında da oyma işçiliğine geniş yer verilmiştir Oyma sanatı özellikle Türkmenistan&#8217; da uzun yıllar kalıcı olmuştur. Daha sonra Selçuklular saray, cami, mescid ve külliye gibi yapılarda süsleme amaçlı olarak kullanmışlardır.</p>
<p>Anadolu Selçukluları devrinde çini tezyinatına önem verilmekle beraber, oyma sanatı da ehemmiyetini muhafaza etmiş ve Erzurum, Harput, Beyşehir, Konya gibi büyük merkezlerde bu sanatın en güzel örnekleri meydana getirilmiştir. Yalnız bu devirde tezyini motiflerine sas karakterlerini çini süslemelerinde olduğu gibi daha ziyade geometrik şekiller teşkil etmiştir.</p>
<p><img class="alignleft" src="http://img19.imageshack.us/img19/9523/ahsap3.jpg" alt="" width="500" height="334" /></p>
<p>Abanoz, ceviz, elma, armut, sedir, gül ağacı, çam vb. gibi ağaçlar üzerine oyma, kakma, boyama, çatma (kükdekari) ve çakma (kafisi işi) gibi tekniklerle bezenmiş ahşap örnekleri Selçuklu Dönemi’nde bu alanda üstün bir düzeye ulaşıldığını ortaya koymaktadır. Düz satıhlı derin oyma, yuvarlak satıhlı derin oyma, eğri kesim, şebekeli oyma (ajur) gibi oyam teknikleriyle süslenmiş parçalar; düz satıhlı kakma ve kabartmalı kakma gibi kakma ve kabartmalı kakma gibi kakma teknikleriyle dekore edilmiş örnekler, düz yüzeyli boyama, kabartmalı yüzeyli boyama gibi boyama teknikleri ve kündekari, yalancı kündekari gibi çatma teknikleriyle yapılmış eserler her tekniğin zengin bir repertuar bulunduğuna işaret etmektedir.<br />
Bıçak, yüzeyden zemine doğru dik tutarak çalışılan düz satıhlı derin oyma, bıçak kullanarak serbest el hareketleriyle uygulanan ve yüzeyin yuvarlak olmasına özen gösterilen yuvarlak satıhlı derin oyma, yüzey daha derin oyularak zeminin belli parçaları çıkarılarak yapılan, dantel görünümü veren şebekeli derin oyma (ajur) ile bezenmiş paçalar ustaların el maharetini belgelemektedir.<img class="alignright" src="http://img207.imageshack.us/img207/165/ahsap12.jpg" alt="" width="290" height="170" /></p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu zamanında ise ağaç oyma sanatı en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Rumi ve hatai dediğimiz çiçek, nebat ve hayvanların stilize edilmesinden meydana gelen tezyini motifler kullanılmıştır. Mimari eserlerin iç ve dış kısımları bu sanatın ustaları tarafından bezenmiştir.</p>
<p><strong>Başlıca uygulama alanları </strong>da cami ve türbelerin mihrab ile minberleri, cami ve medreselerde kullanılan rahleler,Kral tahtları, mezar taşları, kapı, pencere, dolap kapakları,iskemleler, mücevher kutuları, ahşap beşikler,sofra altlıkları,oyma bezemeleri, çeşmeler, sandıklar olmuştur. Evlerde kullanılan çekmece, sandık gibi eşyaların süslemelerini, çeşitli mimari eserlerin iç kısımlarına yazı yazan hattatların yazılarını tahta üzerine tatbik edenler de bu sanatın üstatlarıdır.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu devrinde tahta oymacılığına naht denirse de bu sanatın erbabına izafe edildiği söylenen “nahhât” tabirine kadim ehl-i hiref defterlerinde ve diğer kayıtlarda tesadüf edilmemiştir. Bu sebepten ağaç oyma sanatkarlarına hususi bir isim verilip verilmediğini bilmiyoruz. Türk oymacıları eserlerinde malzeme olarak en ziyade şimşir, ıhlamur, meşe ve ceviz ağaçlarından yararlanmışlardır.<img class="alignleft" src="http://img207.imageshack.us/img207/513/ahsap13.jpg" alt="" width="244" height="408" /></p>
<p>19.Yüzyılda ahşap oyma sanatının kullanımı yaygınlaşmıştır. Bitlis, Bursa, Gaziantep, İstanbul (Beykoz), ve Zonguldak gibi illerde ahşap ağırlıklı malzeme kullanılan sektörler ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Günümüzde ise, ahşap oyma ustalığı gün geçtikçe azalmış, cami minberlerinde kullanılan ahşap oyamların yerini, usta azlığından boyalı desenler almıştır. Anadolu&#8217;nun bazı yerlerinde çok az sayıda kalmış ustalar tarafından icra edilmekte, bazı üniversitelerin heykel bölümlerinde ilgi toplamaktadır. Ayrıca Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Düzce El Sanatları Eğitim Merkezi&#8217;nde çalışmalar vardır.</p>
<p><strong>YAPILIŞI</strong></p>
<p><strong>Tahta Seçimi</strong></p>
<p>Ağaç oymacılığı kolay ve masrafsız yapılabilen bir sanattır. Öncelikle tahta seçimi yapılır. Tahta seçiminde ağacın genel özelliklerine göre çeşitli faktörler etkindir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:<img class="aligncenter" src="http://img207.imageshack.us/img207/8408/ahsap14.jpg" alt="" width="378" height="312" /></p>
<p>1- Ağaçların sertlikleri, ağırlıkları bir birinin aynı değildir.<br />
2- Bir kısım ağaçlar kolay kesilir, rendelenir ve boyanır.<br />
3- Bir kısım ağaçlar çabuk bükülür ya da bükülmez.<br />
4- Bazı ağaçların üzerleri pürüzlenir, tiftiklenir.</p>
<p>Ayrıca seçilen ağaçlarda incelik, kalınlık ve ağacın damarlarının (liferinin) akış istikametine, üzerindeki beneklerin küçüklük ve büyüklüğüne, açıklık ve koyuluk rengine de önem verilirse yapılan oyma işini göze daha hoş görülür.<br />
<strong><br />
Kıl Testerenin Kullanılışı</strong></p>
<p>Tahtaya çizilen motifin çevre kesiminin dışında kalan yerlerin kesim işlemi gayet kolaydır. Ancak motifin iç kısımlarında kalan yerleri kesebilmek için kıl testerenin geçebileceği kadar bir deliğin açılması icap eder.</p>
<p>El matkabı yardımı ile delik açılır. Kıl testeresi buradan geçirilip iyice gerdirilerek hazırlamış olan testere, kolu dik tutulmak suretiyle kesim işine hazırlanır.<br />
<strong><br />
Testerenin dik tutulabilmesi için;</strong></p>
<p><strong>a-</strong> testerenin öne yatık olmamasına,<br />
<strong>b-</strong> Testerenin arkaya doğru yatık olmamasına,<br />
<strong>c-</strong> Testerenin sağa ve sola yatık olmamasına,<br />
<strong>d- </strong>Testerenin el ile tutulan sapın üst mengenenin kesim yüzeyine düşey olmasına,<br />
<strong>e-</strong> Testerenin arka gövde kısmının kola temas etmesine,<br />
<strong>f-</strong> Omuzdan dirseğe kadar olan kol kısmının vücuda yapışık olmasına,<br />
<strong>g-</strong> Dirsekten elimize kadar olan kısmın yukarı ve aşağı muntazam bir şekilde hareket ettirilmesine dikkat etmek gerekir.</p>
<p>Tahtanın kesimi sırasında testerenin gerek tahtanın sertliğinden ve gerekse testerenin kullanma şekil hatasından dolayı bir ısınma meydana gelir. Isınmadan ötürü testerenin hareketi ede olmadan ağırlaşır. Bu ağırlaşmanın önüne geçmek için dolayısıyla elin hareket sahasını genişletmek maksadı ile tazgaha veya masaya sıkıştırılabilecek V harfi şeklinde yardımcı yedek tezgaha ihtiyaç duyulabilecektir.</p>
<p><strong>TÜRLERİ</strong>Ağaç oymacılığını kesme oyma, yüzey oymacılığı ve tabii şekil oymacılığı diye 3 grupta inceleyebiliriz.</p>
<p> </p>
<p><strong>1. Kesme Oyma (Düşey Kesme)</strong><strong>(Dekupe)</strong><br />
<strong>: </strong>Bu tür çalışmalar bir masif veya kontraplağın her iki yüzeyinin aynı düşeyde kesilerek çıkartılmasıdır.Keserek oymaya örnek; tuğra, sandalye sırtı vb.Belli bir kalınlıktaki parça üzerine çizilen bir süslemenin kıl testeresi, fare kuyruğu testere, dekupaj testeresi ile boşaltarak yapılır. Kafes yanları, ud göğüs tahtasının ses deliği örtüsü, dolap ve bazı mobilyalarda süslü çerçeve yüzeyleri yapımında kullanılır.</p>
<p>Bu parçaların yüzü düz kalabildiği gibi tekrar üslubuna uygun oyulur. Testere ile boşaltılarak yapılan bu oymalı şekiller bir yüzeye yapıştırılıp kullanılırsa bu parçanın ismi aplik, (Üstten yapıştırma) çalışma üslubuna aplike denir. Aplike kolay bir çalışma usulüdür. Aplik yapılacak resmin derinliği belirtilir, şekil kağıt üzerinden ağaç yüzeyine kopya edildikten sonra dış ve orta kısımlarından çıkacak kısımlar uygun testere ile boşaltılır. Aynı aplik parçadan fazla lazım ise testerenin keseceği miktar kadar parça, aralarına kağıt konularak tutkallanır. Tutkal kuruduktan sonra kesilir. Dikkatli yapılırsa birleştirme işi tel çivi ile de yapılır.</p>
<p><img class="alignleft" src="http://img19.imageshack.us/img19/7524/ahsap2.jpg" alt="" width="320" height="240" /></p>
<p>Kesilen parçalar bıçak veya düz kalemle ayrılır. Altlarındaki kağıtlar temizlenir. Parçaların kullanılacak yüzeyleri işaretlenir. Çalışabilecek ölçüde bir ağaç üzerine bir ambalaj kağıdı tutkallanır. Buraya parçaların altlarını fazla dışarıya çıkmayacak şekilde tutkal sürülüp daha önce işaret edilen yerlere konur. Dikkatlice bir parça ile üzerinden sıkılır. Tutkal kuruduktan sonra kenara taşan tutkallar temizlenir ve işlenir. Zımpara ve cila yapılacaksa bunlar tamamlanır. Keskin sivri bir bıçak veya düz kalemle kaldırılır. Altları temizlenip lüzumlu yerlere tutkal veya çivilerle tespit edilir.</p>
<p><strong><br />
2. Yüzey Oymacılığı (Röliyef):</strong> Ağaç yüzeyinden yalnız yapılacak motif veya şeklin ana hatlarıyla belli bir hareket vermek için kullanılır. Üçgen veya U kalemiyle yapılabilir. Bu çalışma cilalı, boyalı bir yüzeye yapılabildiği gibi ham bir yüzeyde işlendikten sonra gerekli boya-cila yapılmak suretiyle tamamlanır. Gerekirse bu kalem çizgileri (Kanalları) renkli boya, yaldız v.b. ile değişiklik yapılabilir.</p>
<p>İki şekilde incelenir:</p>
<p><strong>a-Alçak yüzey oymacılığı (Alçak kabartma):</strong>Derinliği dış yüzeyden üç dört mm’yi geçmeyen rölyeflerdir. Yapılacak motif-yaprak kenar süsü vesaire belli bir üslubun ana hatlarını kaybetmeden yapılmalıdır. Aksi taktirde çalışma tarzı şahsiyetsiz bir sonuç vermesi her an mümkündür. Temizlenmesi kolay ve cilalandıktan sonra kibar görünüşü sayesinde her zaman tatbik edilen bir tarzdır. Derin olmayan oyma aralarındaki tozların daha kolay temizlenmesinden dolayı ayrıca tercih edilme imkanı sağlar.</p>
<p><strong>b-Yüksek yüzey oymacılığı (Yüksek kabartma):</strong> Sandık üzeri, koltuk işlemesi gibi rölyeflendirmeler.Alçak yüzey çalışmalarının daha derin ve hareketli bir tarzıdır. İşlenen motifler daha canlıdır. En karakteristik örneği 19. yüzyılda meydana gelen gotik sitilinde görülür. Bu gün bu üslupla çalışmalar yapmak pek pahalıya mal olacağı gibi kullanış itibariyle de oldukça güçtür. Derin süsler arasında biriken tozları devamlı olarak temizlemek ağacın çeşitli yönlerden işlenmesi ile mukavemetini oldukça azalmış olacağından çok dikkatli kullanmayı gerektirir.</p>
<p><em><strong>* -Düz Satıhlı Derin Oyma : </strong></em>Bu grup ahşaplarda ahşap yüzeyi aynı seviyede düz bir satıh teşkil eder. Motifler satıhtan derin oyma ile belirtilmiştir. Aynı eserde bazı motiflerin bu teknikte, bazılarının da daha sonra tanıtılan “yuvarlak satıhlı derin oyma” ile işlendiğinin örnekleri boldur. Ankara Alaaddin minberi ön cephesi kapı köşelikleri, (1197-98) , Malatya Ulu Camisi minberi (13. Asır), Kayseri Ulu Camisi minber kapısı rozetleri (1205), Amasya Burmalı Minare Camisinin minber kitabesi (13. Asır), Ankara Hacı Bayram Veli Türbesi kapısı (15.Asır), Akşehir Kileci mescidi pencere kapakları (14-15. Asır) İlisra Ulu Camisi iç kapısı (14.Asır), Ankara Ahi Şerafettin Sandukası (1350) bu tekniğe ait örnekler sunmaktadır.<br />
<em><br />
<strong>*-Yuvarlak Satıhlı Derin Oyma:</strong> </em>Bilhassa kitabelerde, yazılarda, arabesk dekorda, çok zengin bir görünüş kazandıran ve en yaygın grup olan bu ahşap işçiliğinde reliefler engebeli yuvarlak bir satıh meydana getirmek üzere işlenmiştir. Bazı örneklerde kabartmalar çok yüksektir ve ajur işçiliği etkisini verir. İslam sanatında ilk bol örneklerini 11. asır Fatimi ahşap işçiliğinde gördüğümüz Anadolu’da her devir ve bölgede, çeşitli tip malzemede kullanılan yuvarlak satıhlı derin oyma tekniği için şu örnekleri sayabiliriz. Siirt Ulu camisinin minberi yazıları (13. Asır başı), Ankara Kızılbey Camisi kapısında (13.Asır), Kızılbey Camisi tahtı (3.Keyhüsrev 1264-83 Ankara Etnografya Müzesinde), Ankara Aslanhane camisi minberi kapı yanları (1289), Divriği Ulu Camisi Minberi yazıları (1228-29), Kaykavus rahlesi (İstanbul Türk İslam Eserleri Müzesi), Birgi Ulu Camisinin pencere kanatlarından bazıları.</p>
<p><em><strong>*- Çift Katlı Rölyef Tekniği: </strong></em>Bilhassa kitabelerde, yazılarda kullanılan ve çok zengin bir görünüşü olan bu teknikte daha önce bahsi geçen iki relief tekniği bir arada kullanılmıştır. Genellikle altta kalan, arabeskler veya spiraller meydana getiren dekor düz satıhlı derin oyma ile, üstteki yazı dekoru ise yuvarlak satıhlı derin oyma ile işlenmiştir. Ankara Alaattin Camisi minberi kitabesi buna göre güzel bir örnek teşkil eder.<br />
<em><br />
<strong>*- Eğri Kesim Tekniği (Mail Kesim Tekniği): </strong></em>Avrasya menşeli olan ve Orta Asya İskit ahşap, metal, kemik işçiliğinde gelişen bu teknik Samarra’daki Türk askerleri kanalıyla 9.asır Abbasi ahşap ve alçı işçiliğinde, 11. asır Gazne ahşap işçiliğine girerek İslam sanatına intikal etmiştir. İran Selçuklularının alçı, Anadolu Selçukluların da figürlü taş işçiliğinde çok görülen bu teknik, Anadolu ahşap işçiliğinde daha ziyade erken örneklerde stilize yarım palmet motifleriyle dikkatleri çeker. Bu teknikte reliefli satıhlar derine birbirini kesen satıhlara iner. Ermenek Sare Hatun (12.Asır) minberlerinde yan aynalıklardaki geometrik kafesin iç dolguları Aksaray Ulu Camisi minberinde pabuçluk kısmının etrafındaki bordürde ucu volütlü yarım palmetlerin teknikte işlendiği dikkatleri çeker.</p>
<p>Abbasi halifelerinden 9. asırda kurduğu Samarra şehri stuk tezyinatının büyük bir kısmında görülen ve Orta Asya hayvan üslubunun tekniği olduğu için Samarra’da önemli bir unsur teşkil eden rağbet bulmuştur. Prof..R. Ettinghausen, ilgi çekici ve etraflı bir teknik yazısında, mail kesimin Irak, Suriye, İran, Mısır, Filistin, Afganistan, Anadolu ve Kuzey Afrika’da 10-14, asra kadar uzanan çeşitli örneklerini göstermiştir. Bu üslubun geçirdiği safha ve değişimleri de izah etmiştir. Prof. Ettinghausen Anadolu’dan örnek olarak, bugün Ankara Etnografya müzesinde bulunan Malatya Ulu Camii Mimberini vermektedir.</p>
<p>Malatya Ulu Camii Mimberine birkaç Anadolu mimberini daha katmak mümkündür. Samarra mail kesim üslubunu en saf bir şekilde aksettiren ve sathi işleniş, motifler arasında meydana gelen tamamlayıcı şekillerle bu üsluba en yakın örnek ise, şimdilik taş üzerinde tek örnek olarak bilinen Konya Surunun şöhretli (melek) figürlerinin başındaki taçtır. Bu desende zemin diye bir şey kalmamıştır. Zemin tamamlayıcı şekiller halinde desene katılmıştır.</p>
<p>“Hakiki” Samarra üslubunun Anadolu’daki bu tek temsilcisinin yanında diğer eserler, Samarra üslubunun değişmiş bir merhalde göterirler. Mail bir kesim ile derin kesim adeta ayrı bir ağaç oyma üslubunu yaratarak birleşiyorlar. Kayseri Lala Paşa Camii mimberinden bir bordürle orta eksen üzerindeki palmetler ve onları çerçeveleyen ne uzayıp giden rumilerden meydana gelen örnekte konturlar derin olmakla beraber zemin görülmemektedir. Buna karşılık rumi ve palmetlerin üst satıhları tamamen yivlenip dilimlenerek her biri kendi başına plastik değer kazanan bir gövdecilik olarak Harput (Elazığ) daki Sareh Hatun Camii Mimberinin yan satıhları, Malatya Ulu Camii mimberi gibi geniş şeritlerle çeşitli poligono sahacıklara ayrılmıştır. Malatya mimberinde dörtgen olan satıhlara karşılık Sareh Hatun mimberinde sahacıklar beşgen ve altıgendir. Malatya mimberinde dört saha birleşip kendilerini çeviren geniş şeritler etrafında bir büyük poligon meydana getirirken Sareh Hatun Mimberinde altı tane beşgen, ortadaki daha büyük bir altıgen etrafında birleşerek gruplar teşkil ederler.<br />
Bütün bu eserler 12. asra Anadolu Selçuklu sanatına aittir. Anadolu’da bu devirde Samarra mail kesim üslubunu kendine has bir tarzda geliştiren ve oldukça kapalı bir bütün teşkil eden bir ağaç oymacılığı üslubu olduğu tahmin edilebiliyor. Misallerin çoğaltılarak bu üslubun bütün özellikleri ile ortaya çıkıp tanınması çok arzu edilen bir çalışma olacaktır.<strong></strong> Bu tür oymacılık daha ziyade heykel traşçılığa girmektedir.(Üç boyutlu oyma;heykel, kaşık, müzik aleti gibi yontular).En güç ağaç oyma tekniğidir. Tabii şekil oyması yapabilmek için yeteri kadar anatomi ve biyoloji bilgisine sahip olmak şarttır. Çünkü bu oyma, bir heykel oymacılığı demektir. İşlenecek konu tabiattaki şekline uygun karakter ve canlılıktadır. Üç ölçüsü de mevcuttur.</p>
<p>3. Tabii Şekil Oymacılığı:</p>
<p>Kadim Devletlerinden Asurlular ve Mısırlılardan yirminci asra kadar uzun asırlar içinde sanatkarlar devlet büyüklerinin saraylarını mobilyalarını şahlarına uyacak şekilde süsleyebilmek kaygısı içinde bu tekniği imkan nispetinde kullanmışlardır. Örneğin eski mısır sandalyesinde çeşitli hayvan ve insan başlı ayaklar, mobilya tacı olarak kral ve kraliçenin heykelleri, çeşitli harp sahneleri bu devirde gördüğünüz gibi bundan sonraki devirlerde de mobilya ve mimaride sütun başlıkları insan şeklindeki sütunlar (Karyetit) dini ve çeşitli mitolojik sahneler çok işlenmiş olduğundan bugün bile zengin sanatseverlerin evinde ve müzelerdeki tarihi mobilyalarda görmekteyiz.</p>
<p><strong>4.</strong> <strong>Makine Oymacılığı: </strong>El oymacılığının uzun zaman alması ve maliyetinin yüksek olmasından dolayı bu sahada da makineleşmeye gidilmiştir.<br />
<em><strong>a. Kopya (Pantograf) makinesinde yapılan oyma:</strong></em></p>
<p>İstenilen oyma şekli kalıp yardımıyla Pantograf makinesi ile yüzeye işlenmektedir. Kısa zamanda daha çok oyma işi gerçekleşmektedir. Son zamanlarda gelişmiş bilgisayarlı Pantograf makinelerini görmekteyiz.</p>
<p><em><strong>b. Baskı (Pres) oymacılık :</strong></em></p>
<p>Oyma şekilleri makinenin oyulacak yerleri presleyip ezmesiyle meydana gelmektedir. Şekiller yüksekte oyulacak kısım derinde kalır. Pres oyma metoduyla aplik şeklinde çiçek yaprak vb. şekillerde üretilmektedir. Bu motifler istenilen yüzeylere çivi veya tutkalla monte edilebilir.</p>
<p><strong>5. Plastik Oymalar: </strong>Özel döküm polyesteriyle yapılan oymalardır. Ayrı bir ustalık isteyen iştir. Piyasada bu sahada çalışan sanayi kolları bulunmaktadır. Başlı başına bir sektördür. Plastik oymaların yapılışı aşağıdaki gibidir:</p>
<p>Önce ağaç üzerine şekil oyulur, oyulan bu şekil kalıp olarak kullanılır, şeklin düzgün çıkması için oyulan kalıp verniklenir. Vernik kuruduktan sonra üzerine kalıp ayırıcı sürülür. Daha sonra hazırlanmış döküm polyesteri karışımı kalıp üzerine dökülür. Belli bir süre sonra kalıptan ayrılır. Kalıptan ayrılan polyesterden elde edilen şekil bizim esas kalıbımızdır. Ayırma sırasında bozulan yerler varsa tamir edilerek kalıp kullanılmaya hazır hale getirilir. Esas kalıbın üzerine kalıp ayırıcı sürülür belli bir süre sonra üzerine hazırlanmış olan döküm polyesteri dökülür. Polyester cam elyafı ile takviye edilebilir. Bu şekilde daha dayanıklı ve sağlam olur. Polyesterin donmasından belli bir süre sonra sökülür. Böylece istenilen şekil elde edilmiş olur.</p>
<p><strong>Ahşap Oyma Sanatında Kullanılan İşleme Teknikleri </strong></p>
<p><strong>Kakma</strong>: Kakmacılık Oyulabilecek nitelikteki herhangi bir malzeme üzerine, istenilen şekillerde oyarak açılan yuvalara, diğer bir maddeden oyulan şeklin aynısından kesilmiş parçaların kakarak yerleştirilmesi işi. Tahtanın bazı kısımlarını oyarak bu oyulan kısımlara daha kıymetli başka bir madenden veya maddeden oyulan şekle göre kesilmiş parçaların gömülmesi suretiyle kakma işi gerçekleşir.Üzerinde kakma olan eserler, vazifelerine göre mimari yapılarda yer alırlar. Bir camide kapı kanatları, pencere kanatları, minber, kürsü, rahle gibi ahşap kısımlarda tahta üzerine sedef, fildişi, bağa kakma olarak görüldüğü gibi; yine minber, mihrap, kürsü ve duvarlarda mermer veya taş üzerine aynı maddenin diğer renkleri veya başka maddeler kakılarak yapılmış işler de görmek mümkündür.Eskiden tabaka, çubuk, baston gibi bazı eşyalar hep kakma ile süslenirdi. Kakma çeşitlerine göre bunlara, altın, gümüş, sedef veya fildişi kakmalı denilirdi. Bıçak, kılıç, kama, kalkan ve tüfek gibi silahların da üzerine altın kakma ile süsler yapılırdı.</p>
<p><strong>Boyama<br />
Kündekâriz<br />
Kabartma-oyma,<br />
Kafes: </strong><strong>(Afur Tekniği):</strong> Bilhassa minberlerin korkuluk, bazen de taç kısımlarında görülen bu teknik, ahşap kirişlerin geometrik üçgenler, yıldızlar vb. meydana getirecek şekilde bir araya çakılması ile elde edilir. Bu ahşap işçiliği de iki grupta toplamak mümkündür.</p>
<p><strong>*Sade Kafes Tekniği: </strong>Bu örnekler daha yaygındır. Çatma kafesin arasına süsleyici başka bir parça katılmaz. Ankara kızılbey, Aslanhane, Ahielvan, Beyşehir Eşrafoğlu, Birgi Ulu Camisi, Mimber korkuluklarında, Ürgüp Taşkınpaşa Mimberi Aynalığında, Kayseri Lala Paşa Camisi Yan aynalıklarında bu tekniğe ait çeşitli örnekler görmekteyiz<br />
<strong>*Arası Dolgulu Kafes Tekniği: </strong>Bu grup kafes işçiliğinde ahşap kirişlerin arasına içi arabesk dolgulu çokgenler, yıldızlar girer. Böylece kafesler daha zengin bir görünüm kazanır. Ankara Alaattin, Divriği Ulu, Kayseri Huand Hatun, Çorum Ulu Camisi Korkuluğunda çokgenlerin içiçe girmesi ile daha zengin bir kompozisyon mevcuttur.</p>
<p><strong>Kaplama<br />
Yakma</strong><strong>Oymacılıkta Süsleme Şekilleri ve Çizimleri: </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Oyma yapılacak Formun Hazırlanması:</strong></p>
<p>Şekil kağıt üzerine ince ayrıntılarına kadar çizilir, çizim ince uçlu kalem ile yapılmalıdır. Oymacılıkta ön hazırlık işlemleri;</p>
<p><strong>a: </strong>çizilen resmin üzerine gölgeler vererek yapılacak oymanın derinlikleri belirtilmelidir. Gölgenin koyuluğu derinliği belirler.</p>
<p><strong>b.</strong> Gerektiğinde bazı kısımların detayı çizilmelidir.</p>
<p><strong>c. </strong>Şekil örneği alçı ve benzeri malzemeler üzerine önceden yapılmalıdır.</p>
<p><strong>d. </strong>Oymayı yapacak amatör kişi oyma kalemlerini, kullanma yerlerini ve oyma yöntemlerini iyi bilmelidir.</p>
<p><strong>Oyma İşlerinde Markalama: </strong></p>
<p>Markalama metre, gönye, pergel, kalem, çizecek vb. aletlerin yardımı ile yapılır. Oyma yapılacak şekil ahşap üzerine çizilmeden bu aletlerin yardımıyla kağıt yada karton üzerine çizilir. Kağıt yada karton üzerindeki resim karbon kağıdı ile malzeme üzerine aktarılır. Seri işlerin markalanmasında karton kullanılır. Gerekli markalama yerleri belirlenir, gereksiz yerler boşaltılır böylece bir şablon oluşturulur. Şablonu çıkarılan form işlenecek malzeme üzerine tespit edilir. İnce uçlu bir kalemle veya çizecekle markalama yapılır.</p>
<p><strong>Oymacılıkta Bezeme ve Bezeme Şekilleri:</strong></p>
<p>Herhangi bir şeyi süslemek için onun yüzeyine yapılan düz veya kabartma boyalı veya boyasız şekillerin bir araya gelmesinden oluşan terkibe Bezeme denir. Bu terkibin parçalarına da Bezeme Motifi denir. Bezeme şekilleri şunlardı</p>
<p><strong>a. </strong>Aynı şeklin yan yana tekrarı</p>
<p><strong>b. </strong>Motiflerin birer ara ile tekrarı</p>
<p><strong>c. </strong>Aynı şeklin simetrik olarak tekrarı</p>
<p><strong>d. </strong>Motiflerin Büyütülmesi veya Küçültülmesi</p>
<p><strong>e. </strong>Motiflerin birbirine girift olarak karışması</p>
<p>KULLLANILAN MALZEMELER,</p>
<p><img class="alignnone" src="http://img19.imageshack.us/img19/3732/bicak1.jpg" alt="" width="446" height="371" /></p>
<p> </p>
<p><strong> bıçaklar</strong></p>
<p><img class="alignnone" src="http://img19.imageshack.us/img19/1766/bicak2.jpg" alt="" width="375" height="428" /></p>
<p><strong>Bıçak ile köşe yuvarlatma</strong></p>
<p><img class="alignnone" src="http://img19.imageshack.us/img19/9194/bicak3.jpg" alt="" width="282" height="477" /></p>
<p><strong>V şeklinde kanal açmaya yarayan bir alet</strong></p>
<p>kaynak;internet içeriklidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaybolansanatlar.com/?feed=rss2&amp;p=903</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kitre Bebek Sanatı:</title>
		<link>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=861</link>
		<comments>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=861#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 07:57:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Beyaz Melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitre Bebek Sanatı]]></category>

		<category><![CDATA[kitre]]></category>

		<category><![CDATA[kitre bebek]]></category>

		<category><![CDATA[kitre nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaybolansanatlar.com/?p=861</guid>
		<description><![CDATA[Toplumların kültürel hayatında, giyim-kuşamın önemli bir yeri bulunmaktadır. Her ne kadar, insanoğlunun kıyafet giymesinin kökeninde korunma amaçlı bir zorunluluk yer alsa da, toplumların gelişimi ve yaşam biçimleri açısından toplumun değerlerini yansıtan birer sembol olma özelliği de bulunmaktadır. Giyim kuşam coğrafi koşulların, toplumsal ve kişisel değer yargılarının, gelenek ve göreneklerin ve ekonomik koşulların biçimlendirdiği önemli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumların kültürel hayatında, giyim-kuşamın önemli bir yeri bulunmaktadır. Her ne kadar, insanoğlunun kıyafet giymesinin kökeninde korunma amaçlı bir zorunluluk yer alsa da, toplumların gelişimi ve yaşam biçimleri açısından toplumun değerlerini yansıtan birer sembol olma özelliği de bulunmaktadır. Giyim kuşam coğrafi koşulların, toplumsal ve kişisel değer yargılarının, gelenek ve göreneklerin ve ekonomik koşulların biçimlendirdiği önemli bir kültürel unsurdur. Kıyafetler, kişilik ve statü belirlemede önemli bir role sahiptir.</p>
<p>Bu açıdan toplumların kıyafet kültürü insanlık tarihinin gelişim belgeleri niteliğindedir. Önceki devirlerde insanın, sosyal statüsünü belirleyen tarzda giyindiği alışılagelmiş olduğu kıyafeti vardı. Her yöre insanının günlük hayatta, iş yaparken, düğünlerde, bayramlarda ve eğlencelerde giyilen farklı özelliklerde kıyafetleri bulunmaktadır. Aslında bu bir zorunluluktan çok geleneğin insanların önüne koyduğu bir yaşam biçimiydi. Bu nedenle kıyafetler bize, ait olduğu toplumla ilgili değer yargıları, inançları, töreleri, gelenek ve görenekleri, ekonomik yapıları, estetik ve sanatsal özellikleri hakkında bilgi vermektedir.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://img22.imageshack.us/img22/4817/bebek2n.jpg" alt="" width="235" height="400" /></p>
<p>Yurdumuzda ve dünyanın çeşitli yerlerinde farklı malzemeler kullanılarak üretilseler de, bebekler artık ortak bir amaç için varlıklarını sürdürüyorlar; içinden çıktıkları ülkenin bir sembolü, simgesi durumundalar. Bizlerin uyguladığı “kitre bebek” folklorik bebek diye adlandırdığımız yapma bebekler, kitre, yapıştırıcı olarak kullanılıp tel, kağıt ve pamuktan beden oluşturulmakta, daha sonra pamuklu, ipek ve dokuma kumaşlardan kostüm dikilip bebeğe montaj yapılır. İnsana çok yakın olan bu bebekler giyinmiş heykel görünümünde olur. Bu görüntüsüyle dünü bugüne taşıma özelliği ile öne çıkar.<br />
Kitre Bebek<br />
Medeniyet ve kültürlerin beşiği ve geçiş yolu olan ülkemizde geleneksel el sanatlarının zengin ve uzun bir geçmişe sahip olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Bir ulusun kültürel değerlerinin en önemlisi ve en anlam yüklü belgeleri olarak tanımlanabilen el sanatları üretildikleri yörenin kültürünü yansıtırlar ve yöre onlarla simgeleşir.</p>
<p>Türk kültürünün zenginliğini yansıtan el sanatlarından birisi olan kitre bebekler günümüzde hak ettiği ilgiyi görememekte ve kaybolmaya yüz tutmuş değerimiz arasında yer almaktadır.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://img19.imageshack.us/img19/1177/1398i.jpg" alt="" width="400" height="400" /><a href="http://img22.imageshack.us/my.php?image=bebek2n.jpg"></a></p>
<p>KİTRE BEBEK<br />
Özellikle kız çocuklarının herşeyden daha değerli oyuncaklardır bebekleri. Her kız çocuğunun onlarca oyuncak bebeği vardır. Bugün gelişen teknoloji ile birlikte onlarca türde oyuncak bebek üretilmektedir. Oyuncak sanayinin gelişmediği dönemlerde ise, anneler kendi el emekleriyle bebekler yaparladı çocuklarına. Dünyanın en eski oyuncağı olarak bilinen oyuncak bebekler, geven bitkisinin yapıştırıcı maddesi kullanılarak yapıldığı için Kitre Bebek olarak bilinmektedir. Zamanla gelişen ve bir el sanatı olarak  yerini alan oyuncak bebekler, ne yazık ki günümüzde kaybolmaktadır.</p>
<p>Bebek nasıl yapılır?<br />
Bebek sanatında iki tür teknik kullanılır. Birincisinde başa kumaş gerilir, yüz hatları dikiş atılarak belirlenir ve iğne ile anlam kazandırılır, ikinci teknikte ise, tel ve kağıt üzerine sarılan başın üzerine pamuk katları kitre ile yapıştırılarak işlenir. Bir heykeltıraş titizliği ile çalışılır. Pamuk kuruduktan sonra boyama işlemine geçilir. El ve ayak için ince tel üzerine parmaklar ayrı ayrı kitre ve pamukla sarılır. Daha sonra parmaklar bir araya getirilerek iplikle bağlanır. Pamukla etlendirilip, şekil verilir. Kuruduktan sonra boyanır. Bacak için kalın tel, kollara ise daha ince tel kullanılır. Bu eklenen tellerin üzerine yumuşak pelür kağıdı sarılır. Kollar, bacaklar ve baş hazırlandıktan sonra, hepsi bağlanarak birleştirilir. Bu işlem yapılırken insan vücudundaki 1/7 oranına dikkat edilir. Beden kağıtla beslenip etlendirilir. Kuruduktan sonra boyanır. Son aşama olan kostüm hazırlanmadan önce, hangi yörenin kıyafeti giydirilecekse o kostüm hakkında araştırma yapmak lazımdır. Kostüm dikilirken antik kumaşlar kullanılıp, otantik nakışlarla zenginleştirilir.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://img22.imageshack.us/img22/1374/adapazarikizmesleklisesh.jpg" alt="" width="250" height="375" /></p>
<p><strong>Kız Teknik Genel Müdürlüğü Tarafından Türkiye Genelinde Düzenlenen &#8216;Yöresel Kitre Bebek&#8217; Yarışmasında, Adapazarı Anadolu Kız Meslek, Kız Teknik ve Kız Meslek Lisesi, İl Genelinde 4 Dalda Birincilik Elde Etti.</strong> </p>
<p><img class="alignnone" src="http://img22.imageshack.us/img22/3118/afyonkarahisargelenekse.jpg" alt="" width="282" height="460" /></p>
<p>Afyonkarahisar geleneksel kıyafeti</p>
<p> <img class="alignnone" src="http://img22.imageshack.us/img22/2895/154vxh.jpg" alt="" width="300" height="415" /></p>
<p>Folklorik Kitre Bebek Yarışması&#8217;nda Bursa Olgunlaşma Enstitüsü ikinci oldu.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://img22.imageshack.us/img22/1213/91511207.png" alt="" width="400" height="266" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://img22.imageshack.us/img22/3546/87149862.jpg" alt="" width="800" height="600" /></p>
<p> </p>
<p><img class="alignnone" src="http://img19.imageshack.us/img19/3180/aafitapbeb.jpg" alt="" width="243" height="383" /></p>
<p>Kafkas yöresi folklorik bebeği,</p>
<p><img class="alignnone" src="http://img19.imageshack.us/img19/4121/abebeknurdan.jpg" alt="" width="178" height="378" /></p>
<p>Karadeniz yöresi;</p>
<p> </p>
<p><a href="http://img22.imageshack.us/my.php?image=bebek2n.jpg"></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaybolansanatlar.com/?feed=rss2&amp;p=861</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>VİTRAY NEDİR?</title>
		<link>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=771</link>
		<comments>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=771#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2009 05:30:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Beyaz Melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[VİTRAY]]></category>

		<category><![CDATA[Boyalı vitray]]></category>

		<category><![CDATA[CAM SÜSLEME (VİTRAY) TEKNİKLERİ]]></category>

		<category><![CDATA[Kurşunlu vitray]]></category>

		<category><![CDATA[Mozaik vitray]]></category>

		<category><![CDATA[Tifani]]></category>

		<category><![CDATA[vitray nedir]]></category>

		<category><![CDATA[vitray sanatı tarihi]]></category>

		<category><![CDATA[Vitrayların Temizlenmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaybolansanatlar.com/?p=771</guid>
		<description><![CDATA[VİTRAY ?
 
Günümüzde , evlerde, tellerde, fabrikalarda, yemek ve oyun salonlarında, camilerde ve bunun gibi birçok mekanda çok amaçlı kullanılan bir sanat tekniği olan vitraya, kısaca cam resmi diyebiliriz. 
 
Resim 1. Vitray ışıklı bir resim sanatıdır.
VİTRAY  NEDİR? 
 
Vitray sanatı gün ışığı ile doğan ve yine onun az ve çokluğu ile değişimler kazanan bir ışıklı resim sanatıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"><span style="font-size: small;">VİTRAY ?</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"><span style="font-size: small;">Günümüzde , evlerde, tellerde, fabrikalarda, yemek ve oyun salonlarında, camilerde ve bunun gibi birçok mekanda çok amaçlı kullanılan bir sanat tekniği olan vitraya, kısaca cam resmi diyebiliriz. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"><a rel="attachment wp-att-772" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=772"><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-772" title="resim1" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/04/resim1-150x150.jpg" alt="resim1" width="150" height="150" /></a> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 11pt; line-height: 150%; font-family: Arial;">Resim 1. Vitray ışıklı bir resim sanatıdır.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">VİTRAY<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>NEDİR? </span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"><span style="font-size: small;">Vitray sanatı gün ışığı ile doğan ve yine onun az ve çokluğu ile değişimler kazanan bir ışıklı resim sanatıdır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> <img class="alignleft" src="http://img18.imageshack.us/img18/4592/vitray1.jpg" alt="" width="328" height="333" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"><span style="font-size: small;">Vitrayın<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>diğer<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>resim<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>sanatlarından<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ayrı<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>olan<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>yönü<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>onu diğerlerinden üstün kılan tarafı aynı kalmayışı, ışık değişimleriyle, ya da ışığa etki eden elemanların değişimiyle değişik özellikler kazanmasıdır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"><span style="font-size: small;">Bir ışığın azalıp çoğalması ve bulutların hareketi, hatta vitrayın arkasında bulunan ağaçların dal ve yapraklarının veya başka cisimlerin hareketi, cam üzerinde değişik renk ve gölgeler meydana getirir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.0pt;"><span style="font-size: small;">Yakın zamana kadar, vitray sanatı doğal ışıktan yararlanmıştır. Teknikteki ilerlemelere paralel olarak, değişik kaynaklar da, özellikle elektrik ışığı vitrayın ışık kaynağı olmasını sağlamıştır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.0pt;"><span style="font-size: small;">Ayrıca hiç doğal ışık olmayan yerlerde de vitray kullanılmıştır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.0pt;"><span style="font-size: small;"> <img class="alignleft" src="http://img18.imageshack.us/img18/9176/vitray2.jpg" alt="" width="279" height="514" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; line-height: 150%;"><strong><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.0pt;"><span style="font-size: small;">VİTRAY NEREDE VE NE ZAMAN DOĞMUŞ VE NASIL BİR<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>GELİŞİM<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>GÖSTERMİŞTİR? </span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><strong><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.0pt;"><span style="font-size: small;">Vitray sanatının doğuşu, ana maddesi olan camın<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>icadıyla yakından ilgilidir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.0pt;"><span style="font-size: small;">Cam insanlar tarafından ilk çağlarda kullanılmaya başlanmıştır. Bunlar, volkanik olaylar sonucu meydana gelen tabii camlardır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.0pt;"><span style="font-size: small;">İlk cam yapımı, üfleme aletinin icadıyla Mısır&#8217;da başlamıştır. Bu teknik, daha sonraları Finike, Yunan ve Romalılar tarafından kullanıldı. Roma&#8217;da yapılan kazılar, vitrayın M.S. 1. yüzyıldan beri yapılmakta olduğunu ortaya koymuştur. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.0pt;"><span style="font-size: small;">Vitray 7. yüzyılda Araplar, daha sonra da Türkler tarafından kullanılarak, sanat değeri yüksek örnekler ortaya konmuştur. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> <img class="alignleft" src="http://img18.imageshack.us/img18/1818/vitray3.jpg" alt="" width="303" height="515" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.0pt;"><span style="font-size: small;">Hıristiyanlık dünyasında, sadece dini yapılarda (Kilise, katedral vb.) kullanılan vitray; Türklerde dini yapıların dışında da kendini göstermiş cami,<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>türbe vb. yapılar yanında saray, köşk, kasır, kütüphane ve evlerde bol bol kullanılmıştır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.0pt;"><span style="font-size: small;"> <a rel="attachment wp-att-773" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=773"><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-773" title="resim2" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/04/resim2-150x150.jpg" alt="resim2" width="150" height="150" /></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 11pt; line-height: 150%; font-family: Arial;">Resim 2.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Vitraya cam resmi de diyebiliriz.</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 7.0pt;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">VİTRAY NERELERDE<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>KULLANILIR? </span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 5pt; text-indent: 35.45pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"><span style="font-size: small;">Konutlarda; pencerelerde, aydınlıklarda, oda bölmelerinde, paravanlarda, duvar panolarında, abajurlarda ve kapılarda yer almaktadır. Fabrikalarda; hizmet binalarında, dinlenme-eğlenme tesislerinde, yemek-oyun salonlarında, yönetici, müdür odalarında yer almaktadır. <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Otellerde;<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>dış<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>mekan<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>aydınlatma<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>panolarında,<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>giriş kapılarında, lobilerde, banyo, yemek, eğlence salonlarında, odaların aydınlatma elemanlarında paravanlarda kullanılmıştır. Ayrıca cami, eğlence yerleri, spor salonları, devlet kurum ve dairelerinde, okullarda, sanat galerilerinde istasyon bekleme salonları gibi yerlerde kullanılmaktadır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 5pt; text-indent: 35.45pt; line-height: 150%;"><span style="line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 9.0pt;"><span style="font-size: small;"><a rel="attachment wp-att-774" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=774"><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-774" title="resim3" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/04/resim3-150x150.jpg" alt="resim3" width="150" height="150" /></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 11pt; line-height: 150%; font-family: Arial;">Resim 3. Yılan motifiyle yapılmış vitray pano</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"></strong> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 11pt; line-height: 150%; font-family: Arial;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</span></strong></p>
<div></div>
<p><span style="font-size: 11pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"></p>
<div id="post_message_18554"><span style="font-size: xx-small;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">CAM SÜSLEME SANATI; VİTRAY</span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Önceleri hep büyük mimari yapılarda rastlardık bu süsleme sanatına. Çok özel ve o büyük yapılara dair birşeydi sanki, onlara özeldi. Camilerin pencerelerindeki o rengarenk camlardı bize göz kırpan, baktıran. Veya önemli bir mekanın paravanıydı, tablosuydu, aynasıydı&#8230; </span></span></span><!-- / message --><!-- sig --></div>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Size neler çağrıştırıyor pek de bilinmez ama hep geçmiştir nedense aklınıza gelen, öyle değil mi? <img class="alignleft" src="http://img18.imageshack.us/img18/6043/vitray4.jpg" alt="" width="300" height="392" /></span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">CAM SÜSLEME (VITRAY) SANATININ GELİŞİMİ </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Cam süsleme sanatı, çok eski zamanlardan beri bilinmektedir.Antik Çağ a kadar bu sanat kullanılıyordu. Cam süsleme sanatı aslen Doğu Akdeniz den gelmektedir. O zamanlarda da cam üretimi yapılıyordu. Kalın ve küçük boyuttaki camlar, mermerler, bronzlar ve küçük cam parçaları ile birlikte bu sanat ortaya çıktı. En eski boyalı vitray örnekleri 9. ve 10.yy da bulunmuştur. Daha sonra vitray gotik mimarlığının yayılmasına koşut bir gelişme göstermiştir. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">1260 yıllarında yeni bir dönem başladı. Bu tarihte vitray çok canlı ancak ışığı daha az geçiren renklerden yapılıyordu. Osmanlı Devleti de yapılarında Cam süsleme sanatını kullanmıştır. Cami, konak, saray, türbelerde vs. Rastlamak mümkündür. Özellikle bu yapıların tepelerinde görülen camlarda birleştirici madde olarak alçı kullanılmıştır. Topkapı Sarayı, Şehzade Türbesi, Süleymaniye Camii, Yeni Cami bunlara örnek olarak gösterilebilir. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Günümüzde vitray giderek önem kazanmış, özellikle iç mimarlıkta daha çok kullanılmaya başlanmıştır. <img class="alignleft" src="http://img26.imageshack.us/img26/6348/vitray5.jpg" alt="" width="360" height="244" /></span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">CAM SÜSLEME (VİTRAY) TEKNİKLERİ </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Cam süsleme sanatında uygulanan 5 teknik var: </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Mozaik vitray: Mozaik vitrayın yapımı için gerekli olan malzemeler; beyaz cam materyalleri,</span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">transparan cam vitray boyası, siyah cam vitray boyası, fırça, siyah kontur, 40*30* mat cam </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">40*30 ebatlarında olan camın mat tarafına siyah konturla eskiz çizilir, çizilen eskizin içi fırça </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">yardımı ile transparan cam vitray boyası ile boyanır. Boyanan bölgelere camlar serpiştirilir ve </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">kurumaya bırakılır. Kuruduktan sonra eskiz siyah cam vitray boyasıyla boyanır. Bir süre daha </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">kuruduktan sonra çerçeve yapılır. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Macunlu vitray: Macunlu vitrayın yapımı için gerekli olan malzemeler; yapılacak yerin ebadı </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">kadar cam alınır, selülozik vernik, selülozik tiner, renkli camlar, elmas, macun, ispirtolu kalem, pense </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">ve silikon </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Öncelikle eskiz çizilir ve renklendirilir. Eskiz camın altına yerleştirilir. Rengine göre cam alınır,</span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">eskizin üzerinde çizilir, sonra elmas yardımı ile cam çizilen yerden kesilir. Fazla parçalar pense ile </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">alınır ve kesilen cam yerine koyulur. Bütün parçalar bu şekilde kesildikten sonra renkli camlar </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">selülozik vernikle camdaki yerlerine yapıştırılır. Bu işlem de bittikten sonra camların araları macun </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">ile doldurulur. Macun kuruduktan sonra selülozik tinerle silinir. Biten cam yapılan yere silikonla </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">yapıştırılır. Renkli camlar bu iki camın arasında kalır. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Kurşunlu vitray: Kurşunlu vitrayın yapımı için gerekli olan malzemeler; renkli camlar, elmas,</span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">ispirtolu kalem, pense, havya, kurşun, pamuk, lehim, selülozik tiner </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Öncelikle eskiz çizilir ve renklendirilir. Çizilen eskiz masa üstünde </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">sabitleştirilir, bir köşesi iki kurşunla havya yardımı ile lehim yapılır.</span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Rengine göre camlar alınır, eskizin üzerinde çizilir, sonra elmas yardımı </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">ile cam çizilen yerden 1,5 mm dıştan kesilir. Fazla parçalar pense ile </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">alınır ve cam kurşuna yerleştirilir. Açıkta kalan kısmı da kurşunla </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">birleştirilip lehim yapılır. Lehim yapılan yer pamuk yardımıyla silinir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Işlem bu şekilde devam eder. Biten cam selülozik tinerle silinir ve yapılan </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">yere yapıştırılır. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Boyalı vitray: Boyalı vitray için gerekli olan malzemeler; cam vitray boyaları, fırça, kontür </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Eskiz çizilir ve renklendirilir. Eskiz camın altına yerleştirilir ve kontür ile çizilir. Daha sonra </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">oluşturulan renkler boyanır ve işlem biter. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Boyalı vitrayın başka bir tekniği de var. Yukarıdaki malzemeler aynen kullanılıyor. Ancak cam </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">vitray boyası yerine fuxy cam vitray boyası ve leitz (şeffaf dosya)&#8230; </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Eskiz çizilir ve renklendirilir. Çizilen eskizin üzerine leitz yerleştirilir. Kontürle eskiz üzerinden geçilir.</span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Kuruduktan sonra fuxy boya ile renklendirilir. 4-5 saat kuruduktan sonra eskiz leitz üzerinden </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">çıkartılır. Istenilen yere yapıştırılır. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Tifani: Tifani nin yapımı için gerekli olan malzemeler; renkli camlar, elmas, ispirtolu kalem, pense,</span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">havya, bakır folyo, lehim </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">Eskiz çizilir ve renklendirilir. Çizilen eskiz sabitleştirilir. Rengine göre camlar alınır, eskizin üzerinde </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">çizilir, sonra elmas yardımıyla cam çizilen yerden kesilir. Fazla parçalar pense ile alınır. Camın </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">kenarları bakır folyo ile kaplanır. Bütün parçalar bittikten sonra camlar birbirine havya yardımıyla </span></span><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">lehimlenir. Biten cam papılan yere yapıştırılır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: small;">TASARIMDA KULLANABİLECEĞİNİZ BİR MODEL</span></span></p>
<p><img src="http://img228.imageshack.us/img228/9130/vitraytasarim01aq6.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">YAZILIMLAR</span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">The Glass Eye </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">En yaygın yazılım programıdır. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Zaman kazandırır. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Kolay model yaratırsınız. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Hızlıca patronları yeniden ölçülendirirsiniz. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Hem hobiciler hem de profesyoneller için kullanımı kolaydır.</span></span></p>
<div><span style="font-size: xx-small;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">İPUÇLARI</span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitrayların Temizlenmesi </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Aşağıda, iyi bir patina cilası elde etmek için kullanılan yöntemler açıklanmıştır. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Lehimledikten sonra parçayı ılık suda yıkayın. Önce suyu parçanın üzerinden akıtın ve lehimi gidermek için ellerinizi kulanın. Bir tahta fırçasına (bir tırnak fırçası da aynı işi görür) bir damla parfümsüz ve yumuşatıcısız hafif bir bulaşık deterjanı ve bir miktar karbonat damlatın ve parçayı fırçalayın. Bu sayede üzerinde hiçbir madde kalmamış olur. Tamamen yıkayın. Ardından kurulayıp patinalayın. Daha sonra yıkama işlemini yeniden uygulayın. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Parça tamamen patinalandıktan sonra cilalayın. Bakır kullanmışsanız, Yarı krom veya benzeri bir hafif metal cilası kullanın. Siyah veya gümüşse Chem-o-pro cilası kullanın. Bu oldukça profesyonel bir cila yapmanızı sağlayacak ve bakıra gerçek bir parlaklık verecektir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Elinizde bir vitray varsa ve yukarıda sayılan ürünlerden elinizde yoksa, elinizdeki parçayı bir cam temizleyici ile temizleyebilirsiniz (içinde bir ayna varsa, temizleyicinin aynaya zarar vermeyen bir madde olduğundan emin olun). Daha sonra, Pledge spreyini kullanarak camı yeniden cilalayabilirsiniz. Projenizi, emniyetli olduğundan kesin olarak emin olmadıkça, asla suya batırmayın. Parçanın suya ne zaman batırılmaması gerektiği ile ilgili örnek olarak kapak içinde veya sıkıştırılmış çiçekler arasında bulunan bir fotoğraf gösterilebilir. Metali parlatmak için hafif bir otomobil cilası kullanabilirsiniz. Patina dökülebileceği için çok sıkı veya fazla ovalamamaya dikkat edilmelidir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray İpuçları 1 Lastik Eldivenler </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Lehimleme ve patinalama sırasında lastik eldiven takın. 100 lük bir kutu eldiveni 10% dan daha ucuza alabilirsiniz. Söz konusu eldivenler doktorların kullandığı türdendir. Lehimleme işlemi sırasında ellerinizin lehim maddesi nedeniyle kurumasını önlemek için takabilirsiniz. Bunlar ayrıca, lehim maddesinin yaralara nüfuz etmesini de önler. Ayrıca, eldivenli elinize bir parça lehim damlaması durumunda, lehim elinizden sekecektir, ancak elinizi yaksa bile deriniz soyulmayacak, böylece daha çabuk iyileşecektir. Ancak yine de canınız çok fazla yanabilir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Patina işlemi sırasında lastik eldiven kullanımı ellerinizin asitten yanmasını önleyecektir. Ayrıca siyah veya gri renkli patina ellerinize bulaşsa bile elinizin temiz kalmasını sağlayacaktır. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Eldivenler cam keserken de kullanılabilir ancak elinizin kesilmesini önleyemez. Cam bıçak gibi keskin olduğundan lastik eldiveni de kolayca kesebilir. Ayrıca eldivenler folyolama sırasında da kullanılmamalıdır. Folyo eldivene yapışacağından folyoyu yüzey üzerinde düzleştirmek için parmaklarınızı kullanmanızı engelleyecektir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray İpuçları 2 Q-Tips (Pamuklu bezler) </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Q-Tips çok kullanışlıdır. Nokta üzerine sadece bir damla madde veya patina damlatabilmenizi sağlar (özelikle küçük bir onarım yaparken koca bir fırça kullanmanız gereksiz olduğu durumlarda kullanışlıdır.). Ayrıca boya yaparken küçük fırça olarak da kullanılabilirler. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Bir başka kulanım yeri de lehim çizgileri üzerinde kalan cila artıklarının temizlenmesidir. Bir projeyi Chem-O-Pro ile cilaladıktan sonra gerçekten kuruduğunda lehim çizgilerinin kenarındaki beyazlıkları almak istersiniz. Fazla cilayı almak için Q-tip kullanabilirsiniz. Bezi şöyle bir sürdüğünüzde hemen bütün artıklar gitmiş olur. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Bir zinciri bir kutuya lehimledikten sonra, artık maddeleri temizlemek için de kullanılabilir. Kutu zaten temiz olduğundan kutunun yeniden temizlenmesi gerekmez, bu sayede bez üzerine bir parça mavi ispirto dökerek silebilirsiniz. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray İpuçları 3 Delikli Fırçalar </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Patina için gerçekten ucuz delikli fırçalar kullanabilirsiniz. Bunların en iyi yanı, içine fazla miktarda sıvı konurken, cama bunun tamamını boşaltmamalarıdır. İşiniz bittiğinde mutlaka temizlemelisiniz, aksi halde asit onları eritecektir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Delikli fırçalar ayrıca, çabuk cila yapmak için de uygundur. Bir şov hazırladığınızda, projenin üstü mutlaka tozlanacaktır. Bu durumda bir delikli fırça kullanarak camın üzerinden geçip tozunu alabilirsiniz. Ancak, bir makyaj fırçası çok daha fazla işe yarayabilir. Aslında, cam projeler üstünde biriken evsel tozların alınması için kullanılacak en iyi araçlar bunlardır. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray İpuçları 4 Boya Fırçaları </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Lehim pastası için normal, ucuz bir ressam fırçası kullanılabilir. Ehim pastası üzerinde dikkatle sürülebilir veya istendiğinde içine batırılabilir. Patina için de kullanılabilir ancak bunun için patinanın lehimle ovalanması gerekir. </span></span></span></div>
<div><span style="font-size: xx-small;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Boya fırçalarıyla resim yapmayı da unutmamalısınız. Bir göz veya benzeri bir nesnenin resmini yapabilirsiniz. Bunun için fırçanın dibini kullanın, boyaya batırın (çok az bir parçası kaba minik bir parça koymanıza yeter) ve ardından cam üzerine dikkatle bırakın. Bu minicik bir daire yapmanızı sağlar. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">1-1/2&#8243; veya daha büyük bir fırça ile çalışırken, oldukça hızlı bir biçimde cam kırıntılarını temizleyebilirsiniz. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray İpuçları 5 Kesme Yağı </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Piyasada satılanlar yerine kendinize ait bir tane yapabilirsiniz. 50-50 oranında bir gazyağı solüsyonu ile 3 e 1 yağ alıp bunları bir film kutsuna koyun. Gerektiğinde bir göz damlalığı ile kesiciye damlatılabilir veya (kesicide varsa) bir pirinç borudan akıtılabilir. Piyasada satılan solüsyonlar, su bazlı olduğu için suda yıkanabilir, evde yapılanlar ise yağ bazlı olduğundan suda kolayca yıkanamayabilir, ancak yine de ilk etapta cam üzerinde fazla yağ olmasına gerek yoktur. Yağın orada bulunmasının en temel sebebi kesiciyi mutlu etmek içindir </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray İpuçları 6 Yolculuklar </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Yolculuğa çıkarken yanınıza mutlaka kameranızı da alın. Yolculuk sırasında ister araçta, isten müzede isterse hediyelik eşya dükkanında olsun, size çeşitli fikirler verebilmesi açısından farklı insanların fotoğrafını çekebilirsiniz (ancak mutlaka önceden izin almanız gerekir). İlerde kullanabileceğiniz şeylerin de fotoğrafını çekebilirsiniz. Örneğin sıradağlar, değişik görünümlü bulutlar, çiçekler ve bir panele dönüştürebileceğiniz herşeyin fotoğrafını çekebilirsiniz. Eski veya ilgi çekici mimarisi olan binaların fotoğrafını çekmek isteyebilirsiniz. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Yanınızda mutlaka bir pad ve bir kalem de bulundurun. Bu sayede aklınıza gelebilecek her türlü fikri not alabilirsiniz. İlerde bu fikirlerden ilham alarak harka projelere imza atabilirsiniz. Veya fotoğrafını çektiğiniz çeşitli projelerin maliyetini not alarak ilerde benzer bur projeyi kendiniz gerçekleştirmek istediğinizde bunun maliyetini aşağı yukarı hesaplayabilirsiniz. Bazen de bir fotoğrafla asla açıklanamayacak özel bir teknik le karşılaştığınızda bunu kağıda dökebilirsiniz. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray İpuçları 7 Tek Parça Camların Kullanımı </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Küçük Cam: </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Küçük cam parçaları mozaikler için oldukça kullanışlıdır. Pahalıya malolan elinizdeki camın en verimli biçimde kullanılması için iyi bir yoldur. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Kaleydoskop için görüntü çarkına çok küçük kırık çömlek parçaları (1/8&#8243;-3/8&#8243;) yerleştirebilir veya daha cesur davranıp, nesneleri birbirine folyoyla tutturarak mükemmel bir çok fasetalı bir çark oluşturabilirsiniz. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Parçalar eğer birbirine yapıştırılabiliyorsa bir mücevher veya broş yapabilirsiniz. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Düzleştirilmiş küçük çömlek parçalarını çimentoyla karıştırarak renkli ve eğlenceli karışımlar elde edebilirsiniz. Bunu saatler veya kuklalar üzerinde deneyebilir hatta bunun ticaretini yapabilirsiniz. Bu çalışmayı yapmadan önce daha küçük bir çalışma yaparak kendinizi deneyin. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Bazı daha büyük parçaları bir taş tumbasına atarak kendinize has plaj gözlükleri üretebilirsiniz. Özellikle eski ve zarif renkli şişeler (kırık) bu iş için kullanılabilir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Çizik Cam: </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Herkeste mutlaka bulunur. Parçanın üzerindeki çizikleri daire içine alarak, ilerde kullanılırken yanlışlıkla üzerinde çizikler olanı kullanmamış olursunuz. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Eğer hafif bir aynada çizik bulunuyorsa, bunu başka bir cam parçasında arkalık olarak kullanabilirsiniz. Çiziği saklamak için koyu renkli veya iyi işlenmiş bir parça kullanmaya özen gösterin. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Eğer temiz bir parçaysa, bunu pratik yapmak için veya raflar arasında ayraç olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca gizli ancak gerekli bir raf olarak da kullanılabilir. Parçayı kimse görmediği halde üstteki rafı destekler. Bunun için renkli veya üzerinde çizik olmayan camların kullanılmasına gerek yoktur. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Eğer cam küçükse, bunu bir fırına koyarak &#8220;ateşle cilalama&#8221; yapabilirsiniz. Ancak rengi biraz değişebilir veya bir parçası veya sizden bir parça cama yapışabilir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Tek Parça Cam: </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Test tüpü, şişe dibi, cam çubuk ve benzeri şeyleri saklayabilirsiniz. Test tüpleri çiçek veya benzeri şeyleri koymak için vazo olarak kullanılabilir. Şişe dipleri kesilebilir veya rondela olarak kullanılabilir. Bunları nasıl kullanacağınız kendi yaratıcılığınıza bağlıdır. Bu nedenle bu tip parçalar fırlatıp atılmamalıdır. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Gerçekten elinizde tek renk varsa, hatta bu düz bir cam parçasıysa, onu özel bir yere koyun. Bir çiçek veya aşırı gölgeli bir başka şey yapmak istediğinizde, bu parça işinize çok yarayabilir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Bazı zamanlarda, cam fabrikalarında günün artığı camları alabilmeniz mümkündür. Bunlar arasında bazen döşeme camını andıranlar bulunabilir. Ayrıca, başka hiçbir yerde bulamayacağınız renkleri buradan elde edebilirsiniz. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray İpuçları 8 Camı çizebilen nesneler </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Camı çizebilen nesnelerin bazılarını bilin bazılarını bilmezsiniz. Bu nedenle listedeki nesneleri unutmamaya çalışın. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Bıçak: Evde kullanılan bıçak, jilet ve kesmek için tasarlanmış diğer herşey camı çizebilir. Ancak, bunlar genelde çizerken değil de çentik atarken çizerler. Çizme hareketi sırasında camı çizdikleri tek durum bıçağın gerçekten kör veya üzerinde pürüzler olduğu durumlardır. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Kuvars Kristali: Bu madenle tam bir çentik atabilirsiniz. bu madenin herhangi bir köşesiyle çentik atabilirsiniz. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Kumtaşı: Buna çok dikkat etmelisiniz. Küçük cam, kum, toz, vb parçaları olabilir. Kesme arasında bulunduğunuz tezgahı iyice temizlediğinizden emin olun. Camın altından bir çatırdama veya çizik sesi duyduğunuzda, cam büyük ihtimalle çizilmiştir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Cam: Cam da camı çizebileceğinden çok dikkatli olunmasında fayda vardır. Eğer elinizdeki camı küçük sandıklarda muhafaza ediyorsanız bazı çizikler olabileceğini bilmelisiniz </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Sert Padler: Bunlar, tencere tava gibi malzemelerin temizliğinde kullanılır. Ayrıca, otomobil boyalarının (veya ahşap cilasının) silinmesi için de kullanılabilirler. Lehimleri de çok iyi temizleyebilmelerine rağmen camı oldukça kötü çizebilirler. Bu nedenle normal bir projede kullanmadan önce mutlaka kullanılacağı yerde denenmelidir. </span></span></span></div>
<div><span style="font-size: xx-small;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray İpuçları 9 Cam Efsaneleri </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Birçoğu film ve TV şovlarında kullanılan bazı örneklerle ilgili aşağıda bir liste verilmiştir: </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Çizgi film Metodu: Bir parça camı, sadece bir çizgi çekerek herhangi bir biçimde kesemezsiniz. Bazılarınız, bir parça camın tam ortasına bir kare çizerek bunu kesmeye çalışabilir, ancak bu gereksiz bir hareket olur ve iyi bir cam boşa gider. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">James Bond Metodu: İki şekli vardır. Birincisi, lazerle kesme metodudur. Lazer camı kesebilir, ancak bunun henüz cepte taşınan bir modeli yoktur ve ayrıca tek seferde kesilmesi de mümkün değildir. Ancak lazerin oldukça hoş resim kalıpları çıkarabildiği doğrudur. İkincisi, dairesel kesici metodudur. Casus, hırsız gibi kişilerin camı kırarak içeri dalmadan önce kullandığı metottur. Kesiciyi basitçe cama tutturup iki kez döndürerek (sanki bu şekilde daha derin kesilebilirmiş gibi) camı hafifçe ittirip çıkarırlar. bu metot da gerçekçi değildir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Makas Metodu: Bu metotla, piyasada bulunan normal bir makasla camı kesebilmeniz gerekirdi. Ancak, diğerlerinin aksine bu gerçekten de yapılabilir ancak kesinlikle evde denenmemelidir, aksi halde iyi bir makas heba edilebilir. Bunun altında yatan sır, camın su altında kesilmesidir. Su, camın kurulmasını önler. Bunun yerine ufalanır. Bunun için teneke makas kullanılabilir, çünkü normal makaslar çok kötü zarar görebilir. Ancak bundan sıkıntı duymanın bir gereği yoktur. Sonuçta yanınızda bir çift makas olduğu halde bir adada tek başınıza kalırsanız ve canınız aniden vitray çalışmak isterse bunu kullanabilirsiniz. Ancak yine de bir cam kesicisi daha iyi sonuç verecektir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray İpuçları 10 Hatırlanması gereken birkaç nokta daha </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Camı her zaman, kenarlara mümkün olduğunca yakın yerlerden kesin. Hepinizin bildiği gibi cam, pahalıdır ve camın belirli bir bölümünü kullanma zorunluluğunuz olmadıkça mutlaka kenarlara yakın bir yerden kesin. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Camı boşa harcamayın. Elinizdeki en küçük parçayı bile kullanmaya çalışın. Genelde 1-1/2&#8243; veya daha küçük parçalar atılmaktadır. Ancak, elbette, bu kadar fazla cam parçasını saklamak için de daha büyük parçaları saklamak için ihtiyacınız olacak boş yerleri kullanmanız gerekecektir. Sonuçta bunun için yazı tura atmanız gerekebilir. </span></span></span></div>
<div><span style="font-size: xx-small;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray İpuçları Tip 11 Bandın Çıkarılması: </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Bantın eldivenlere yapışmasını engellemek için eriyik kullanılabilir. Eldivenli parmaklarınızın ucuna bir parça eriyik koyun. Bu bantı çıkarırken elinize yapışmasını önleyecektir. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Bantı çıkarmak için cımbız da kullanılabilir. Küçük deliklere erişebilmenizi sağlar. Ucuna bir parça eriyik koyarak cımbızın banta yapışmasını önleyebilirsiniz. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray çalışmasına nasıl başlamalı </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray işine nasıl başlamalı, en sık karşılaşılan sorudur. İpuçları bölümünde sizlere bununla ilgili bilgi verilmiştir ancak bu bölümde de bazı bilgiler yer alacaktır. </span></span><br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: medium;">Vitray her geçen gün giderek daha da popüler olmaktadır. Malzeme ve eğitim ile ilgili giderek daha fazla atölye açılmaktadır. Eğer yakınlarınızda böyle bir atölye varsa, size işin nasıl yapılacağını öğretmelerini isteyebilirsiniz. Eğer malzeme de satıyorlarsa bu sizin için daha da iyidir. Eğitime gerekli malzemeleri de getirebilirler. Size vitray sanatını ilk öğreten atölye aynı zamanda size ilk malzemelerinizi de sağlayabilir.</span></span><br />
<span style="font-size: xx-small;">alıntıdır&#8230;</span></span></div>
<div><span style="font-size: xx-small;"> </span></div>
<p><span style="font-size: xx-small;"> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaybolansanatlar.com/?feed=rss2&amp;p=771</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>YURDUMUZDA DOKUNAN BÖLGESEL HALILAR</title>
		<link>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=723</link>
		<comments>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=723#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2009 19:08:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Beyaz Melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dokumacılık]]></category>

		<category><![CDATA[Bölgesel Halı Motifleri]]></category>

		<category><![CDATA[yurdumuzda dokunan bölgesel halılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaybolansanatlar.com/?p=723</guid>
		<description><![CDATA[YURDUMUZDA DOKUNAN BÖLGESEL HALILAR





Dünya Tekstil tarihinde, yaklaşık 3000 yıldır temel yapısı değişmeden bugüne kadar önemini yitirmeyen, tek ürün el dokusu halıdır.
 
Halı değerli bir sanat eseri olarak sarayları, mabetleri ve şatoları süslemiş, ressamların tablolarına konu olmuştur.
 
Dünyada bilinen en eski düğümlü halı Altaylarda Pazırık bölgesinde bir kurganda (Mezar) bulunmuştur. Bu bölge tarihin bilinen en eski devirlerinden bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;">YURDUMUZDA DOKUNAN BÖLGESEL HALILAR</span></strong></p>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<p><strong><span style="font-family: Arial;"></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Arial;">Dünya Tekstil tarihinde, yaklaşık 3000 yıldır temel yapısı değişmeden bugüne kadar önemini yitirmeyen, tek ürün el dokusu halıdır.</span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Halı değerli bir sanat eseri olarak sarayları, mabetleri ve şatoları süslemiş, ressamların tablolarına konu olmuştur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Arial;">Dünyada bilinen en eski düğümlü halı Altaylarda Pazırık bölgesinde bir kurganda (Mezar) bulunmuştur. Bu bölge tarihin bilinen en eski devirlerinden bu güne kadar Türkler tarafından kullanılan yerleşim yerleridir. “Türk ilmiğiyle” dokunmuş olan halının M.Ö. 400 500 yılına ait olduğu belirtilmektedir. Pazırık Halısı’ndaki  birbirleriyle mücadele eden hayvan figürleri, Büyük Selçuklu ve bilhassa Anadolu Selçuklu Sanatında, taş, alçı, seramik ve çini örneklerinde gördüğümüz figürlerle benzerdir. Halı üzerindeki pars damgası ile at, eyer ve pantolonlu süvari resimleri günümüze kadar bozulmadan kalabilmişlerdir. Pazırık halısı, mezarın içerisine dolan suların donarak buz haline gelmesi sonucu, bulunduğu tarihe kadar bozulmadan gelmiş olan Türk Halısı’dır. </span></p>
<p><span style="font-family: Arial;">İlk halı örneklerinin bulunduğu yerler ile bütün halı merkezlerinin Türklerin yaşadığı ve yerleştiği yerlerde olması, ayrıca çeşitli dillerde aldığı isimlerin Türkçe ismine yakın olması gibi bazı işaretler ilk halının Türkler tarafından dokunduğunu ve Türk boylarıyla yayıldığını göstermektedir.<a rel="attachment wp-att-682" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=682"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-682" title="1-pazirik-halisi-mo" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/02/1-pazirik-halisi-mo-150x150.jpg" alt="1-pazirik-halisi-mo" width="150" height="150" /></a></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoTitle" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoTitle" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoTitle" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoTitle" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"> 1. Pazırık halısı (M.Ö. 400 500 yıllarına ait ilk Türk halısı)</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;">BERGAMA HALILARI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Bergama halıları, Batı Anadolu’da bulunan tarihi Bergama yöresinde dokunmaktadır. Bu halıda en belirgin özellik geometrik desenlerin belirgin olmasıdır. Kenarlarını çogunlukla düz ve dar bordürler gösterir veya kilim dokuması şeklinde yapılmıştır. Bu özelliği nedeniyle, Bergama halıları Türkmen halılarını andırır.</span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><a rel="attachment wp-att-683" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=683"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-683" title="clip_image005" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/02/clip_image005-150x150.jpg" alt="clip_image005" width="150" height="150" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;">GÖRDES HALILARI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 7pt; text-indent: 35.45pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">17. yüzyıldan itibaren, Anadolu’da seccadeler geniş ölçüde yaygınlaşarak, halıların en önemli grubunu oluşturmuşlardır. Gördes seccadelerinde mihrabın ortasında asılı bir kandil motifi de görülür. Gördes halıları daha çok seccade türünde dokunur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><a rel="attachment wp-att-684" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=684"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-684" title="clip_image006" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/02/clip_image006-150x150.jpg" alt="clip_image006" width="150" height="150" /></a></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"> </p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.7pt; text-indent: -17.85pt; line-height: 140%; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><a rel="attachment wp-att-683" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=683"></a> </p>
<p class="MsoTitle" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.7pt; text-indent: -17.85pt; line-height: 140%; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"> </p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.7pt; text-indent: -17.85pt; line-height: 140%; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"> </p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.7pt; text-indent: -17.85pt; line-height: 140%; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"> </p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.7pt; text-indent: -17.85pt; line-height: 140%; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">KULA HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Büyük çoğunluğu seccade olarak dokunur. Geniş bordürleri ve sade renkleri yönünden Gördes seccadelerine benzer.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">MİLAS HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.7pt; text-indent: -17.85pt; line-height: 140%; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;">İsmini Milas yöresinden almıştır. En belirgin özelliği, mihrabın üst tarafında yıldız veya baklava denilen motiflerin görülmesidir</span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.7pt; text-indent: -17.85pt; line-height: 140%; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"> <a rel="attachment wp-att-710" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=710"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-710" title="resim1" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/02/resim1-150x150.jpg" alt="resim1" width="150" height="150" /></a> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">YAĞCI BEDİR HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Ayvacık, Bergama, Sındırgı ve Dikili yöresinde yaşayan Türkmenler tarafından dokunmaktadır. En belirgin özellikleri, çözgü ve atkılarının yün olmasıdır. Yağcı bedir halıları Gördes düğümü ile dokunmaktadır. Yörükler tarafından dokunur. </span></span></p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-711" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=711"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-711" title="resim2" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/02/resim2-150x150.jpg" alt="resim2" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">NİĞDE AKSARAY VE TAŞPINAR HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Niğde yöresinde halıcılık çok eskilere dayanır. Bu yörede çok çeşitli halılar dokunmaktadır. Niğde halıları, Kafkas halıları ile benzerlik gösterir. Taşpınar halılarında, zeminin tam ortasında büyük bir madalyon bulunur. Üçgen mihraplı seccadeler de görülür.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-714" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=714"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-714" title="resim3" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/02/resim3-150x150.jpg" alt="resim3" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"> </span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">YAHYALI HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Kayseri Yahyalı halıları çerçevede mavi göbek, tek göbek, üç göbek, karpuzlu, kandilli ve mihraplı olarak adlandırılır. Bordürlerinde ev ve cami motifleri bulunur.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-715" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=715"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-715" title="resim4" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/02/resim4-150x150.jpg" alt="resim4" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"> </span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">KAYSERİ HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Kayseride dokunan halılar, ince kaliteli olmakla beraber, Türk halı motiflerinin genel özelliklerini taşımazlar. Kayseri halıları İran halıcılığının etkisinde kalmıştır. İran düğümü tekniği ile dokunmaktadır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">SİVAS HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Çok ince kalitelerde dokunan bu halıların kendine has belirli bir renk ve düzen karakteri yoktur. Desen yönünden İran halı sanatının etkisinde kalmıştır. İran düğümü<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ile dokunur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">KIRŞEHİR HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"><span style="mso-spacerun: yes;">        </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Kırşehir seccadeleri iki çizgili mihrabıyla tanınır. Marpuçlu cinsler vardır. Stilize edilmiş geniş yaprak motifler mihrabın üzerinden sarkan şamdan çiçek ve vazolar, Kırşehir halılarında görülen özelliklerdir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">DEMİRCİ HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"><span style="mso-spacerun: yes;">        </span></span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Demirci’de dokunduğu için bu ismi almışlardır. Kaba kalitede dokunurlar. Gördes halılarına benzer, fakat desen yönünden farklıdır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">KEMALİYE HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"><span style="mso-spacerun: yes;">         </span></span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Oldukça ince ve havları kısa olan Kemaliye halıları, İran düğüm tekniği ile dokunmaktadır.</span></span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">FETHİYE HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"><span style="mso-spacerun: yes;">         </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Milas halılarına benzer. Dokunuşları serttir. Hav yüksekliği 8 <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>10 mm’dir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">YÖRÜK HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"><span style="mso-spacerun: yes;">          </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Kaba kaliteli, çözgü ve atkı ilmesi yün veya tiftik olan Yörük halılarında, kilim desenine benzeyen geleneksel desenler işlenmektedir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">DÖŞEME ALTI HALILARI</span></span></strong></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"><span style="mso-spacerun: yes;">       </span></span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Antalya yöresinde dokunur. Çözgü, atkı ve ilmeği tamamen yündür. Desenleri köşe göbektir. Geometrik stilize bitki motifleri ile işlenir. Dış sedefleri <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;">beştaş</em></strong> diye tabir edilen motifler. bu halılara has ayrı bir özelliktir.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-716" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=716"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-716" title="resim5" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/02/resim5-150x150.jpg" alt="resim5" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">LADİK HALILARI:</span></span></strong></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"><span style="mso-spacerun: yes;">        </span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;">Adını Konya civarındaki dokunmuş olduğu Ladik kasabasından almıştır. Düz bir dal üzerine yerleştirilmiş büyük lale veya haşhaş motifleri Ladik halılarının karakteristik özelliğidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"><a rel="attachment wp-att-717" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=717"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-717" title="resim6" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/02/resim6-150x150.jpg" alt="resim6" width="150" height="150" /></a></span></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-718" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=718"></a></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;">ISPARTA HALILARI:</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"><span style="mso-spacerun: yes;">         </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">İlk Isparta halılarının desenlerinin karakteristiği gül veya diğer çiçeklerin dal veya yapraklarına yapılmış olmasıdır. Isparta halılarında daha çok köşe göbek desenler uygulanmakta ve İran düğümü ile dokunmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 7pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;">HEREKE HALILARI</span></strong></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"><span style="mso-spacerun: yes;">        </span></span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Arial;">İran, Kafkas, Hint gibi muhtelif halıların tesiri altında kalmıştır. Hereke halılarında karışık bir stil mevcuttur. Türkiye de en yüksek kalitedeki halılardır. Hereke halılarının en önemli özelliklerinden birisi renklerdeki ahenk ve renklerin gözü okşayışıdır. Hereke halısının kalitesi 60 X 60’dır. Hereke halısında daha çok pastel renkler tercih edilmiştir. Son yılarda, herekede değişik tip olan kabartma halılar da dokunmaya başlanmıştır.</span></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;"><a rel="attachment wp-att-718" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=718"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-718" title="resim7" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/02/resim7-150x150.jpg" alt="resim7" width="150" height="150" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><span style="font-size: 5pt; line-height: 150%; font-family: Arial;"><span style="mso-spacerun: yes;">         </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.45pt; line-height: 145%; text-align: justify;"><span style="font-family: Arial;">Hereke ipek halıları kuyumculuk dünyasında elmas ayarındadır. İpek halı dokumasında saf ipek ipliği kullanılır. Çiçek motifleri ve süslemeler, hereke halılarının ana karakteristiğidir. Hereke&#8217;de ana motifler erik ağacı çiçekleri karanfiller ve güllerdir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong><span style="font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%; text-align: justify;"><strong></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaybolansanatlar.com/?feed=rss2&amp;p=723</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>kök boyası nedir:</title>
		<link>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=691</link>
		<comments>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=691#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 07:35:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dokumacılık]]></category>

		<category><![CDATA[kök bayo yapımı]]></category>

		<category><![CDATA[kök boya]]></category>

		<category><![CDATA[kök boyası nedir:]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaybolansanatlar.com/?p=691</guid>
		<description><![CDATA[KOK BOYASI 
Türkiye’de boya maddelerini ihtiva eden ve kumaşları, halıları vesaireyi boyamada kullanılan çok sayıda boya bitkileri vardır. Bu bitkilerin muhtelif kısımlarında çeşitli boya maddeleri bulunmaktadır. Mesela: bazılarının çiçeklerinde, yapraklarında, kabuklarında, odunlarında ve köklerinde bulunurlar ve kimya bakımından da oldukça ehemmiyetlidirler. Bu boya bitkileri irili ufaklı olmak üzere ;ot, ağaçcık, ağaç, bahçe ve bağ bitkileridir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;">KOK BOYASI </span></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;">Türkiye’de boya maddelerini ihtiva eden ve kumaşları, halıları vesaireyi boyamada kullanılan çok sayıda boya bitkileri vardır. Bu bitkilerin muhtelif kısımlarında çeşitli boya maddeleri bulunmaktadır. Mesela: bazılarının çiçeklerinde, yapraklarında, kabuklarında, odunlarında ve köklerinde bulunurlar ve kimya bakımından da oldukça ehemmiyetlidirler. Bu boya bitkileri irili ufaklı olmak üzere ;ot, ağaçcık, ağaç, bahçe ve bağ bitkileridir. Hatta bazen yosun ve likenlerin de boyama kudretleri vardır.<br />
  Yurdumuzda boya bitkileri pek eskiden beri çeşitli işlerde kullanılmışlardır. Mesela; eski halılarımız, kumaşlarımız, eski Türk mürekkepleri ve âharları, kâğıtları boyamak ve ebru yapmak için pek çok sayıda bunlardan boyalar yapılmıştır. Mesela: Çividî, sarı, açık sarı, limon sarısı, al, yeşil, çemen yeşili, mor, asumanî (havai maî), süt maî, narenci (turuncî, portakalî), kırmızı, açık kırmızı, koyu kırmızı, kahve rengi, koyu kahve, siyah ve saire&#8230;<br />
  Eski Türk sanatlarında bitki boyalarından başka madeni boyalar da yapılmıştır. Metal bileşiklerinden de istifade edilerek yine çok çeşitli renklerde boyalar elde edilmiştir. Meselâ: çeşitli renklerde mürekkepler: yeşil mürekkep, sarı, altın, lacivert, gül, fıstıkî, mavi, havai maî (asumanî) gibi, hatta gizli yazılar için gerek madeni ve gerekse bitkisel boyalardan da mürekkepler çok yapılmıştır.<br />
  Şimdi bu boyaları veren bitkiler hakkında yazımızda kafi derecede lazım gelen malumat birer birer verilmiştir. Yalnız yazımızda yazılan bitkilerden başka boya işlerine az elverişli olanlarını burada yazmadım.<br />
  Bu bitkilerden elde edilen boyalar kimyasal yapılarına göre sınıflara ayrılırlar.Şöyle ki:<br />
1)-Kimyasal yapılarına göre sınıflara ayrılması<br />
2)-Kimyasal reaksiyonlarına göre sınıflara ayrılması<br />
3)-Güneş altında renklerinin değişmesi bakımından sınıflara ayrılması</span></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;">  Yurdumuzda eskidenberi bitki boyaları kullanılmaktadır.Yurdumuz vaktiyle bu bitkisel boya ları en çok ve en güzel elde eden ve ihraç eden bir memleketti. Suni alizarin boyası keşfedilmeden evvel memleketimizde pek bol miktarda yetişen boyacı kökü ile halılarımız boyanırdı ve bizim tabii alizarin boyamız 250 sene evvel dünya alizarin ihtiyacının üçte ikisini elde ederek ihraç ediyordu. Uzun zaman Türkiye’de elde edilen bitkisel boyaları dünyanın en iyi boyaları diye tanınmıştı. Yukarıda söylediğim gibi bir çok Türk milli sanatları mesela: Halıcılık, yazmacılık, mürekkepçilik, âharcılık, kâğıtçılık gibi vesair sanatlarda kullanılan boyaların hepsi bitkilerden yapılırdı.<br />
  Halen memleketimizde bitki boyalarını kullanan birkaç vilayetimiz de şunlardır: Kars, Erzurum, Sivas, Tokat, Kayseri, Konya, Ankara ve Isparta.<br />
  Temenni olunur ki yurdumuzda bulunan pek çok boya bitkilerinin iyice ıslah edilebilmesi için bir adım atılmalı ve bunlardan eskisi gibi istifade etmeğe çalışırsak memleket hesabına da çok hayırlı olur zannederim.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Armut ağacı</span></strong>: Memleketimizde çok yayılmış bir ağaçtır. Köylüler yapraklarından istifade ederek kahve renginde boya yapmak için kullanırlar.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Sarı gramil</span></strong>: (Bir nevi Havacıva) Kalaba, Bolu, Hüseyin Gazi dağ stebi, Etlik dağ stebi, Çubuk vadisi, Kayaş, Kavaklıdere, Ankara’nın taşlık ve kayalık yamaçlarında, Erciyes dağı, Toros-Mersin, Yunanistan, İran, ve Suriye’de bulunur. Memleketimizde bu bitkiye yanlış olarak Havlıcan denmektedir. Botanik bakımından asıl Havlıcan <strong><span style="font-family: Tahoma;">Alpinia officinarum (Galanga)</span></strong> denen bitkidir. Bu bitki Çin, Cava ve Hindistan’da bulunur. Memleketimize de buralardan gelmektedir. Bu kökün terkibinde Anchusin (veya Alkanin) denilen bir boya vardır. Bu boya muhtelif sabitleyicilerle değişik renkler verir: </span></span></p>
<table class="MsoNormalTable" style="width: 375pt; text-align: left; mso-cellspacing: 1.5pt;" border="0" cellpadding="0" width="500">
<tbody>
<tr style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes; mso-yfti-lastrow: yes;">
<td style="width: 155.25pt; background-color: transparent; border: #e2e2e2; padding: 0.75pt;" width="207" valign="top">
<p style="text-align: center;" align="center"><strong><span style="font-size: 9pt; color: black; font-family: Tahoma;">Sabitleyiciler</span></strong><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;"><br />
Kalay-2-klorür veya kalay-4- klorür<br />
Kurşun asetat<br />
Demir-2-sülfat (saçıkıbrıs)<br />
Bakır sülfat (göztaşı)<br />
Cıva-2-klorür (sublime)<br />
Âdi şap<br />
Tanin</span></span></td>
<td style="width: 219.75pt; background-color: transparent; border: #e2e2e2; padding: 0.75pt;" width="293" valign="top">
<p style="text-align: center;" align="center"><strong><span style="font-size: 9pt; color: black; font-family: Tahoma;">Renkler</span></strong><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;"><br />
Karmen kırmızısı (Lâl)<br />
Mavi<br />
Menekşe<br />
Koyu menekşe<br />
Et rengi<br />
Kırmızı<br />
Kırmızı, koyu kırmızı</span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;">Sarı gramil bitkisinin köklerinin kabuklarıyla yapılan kırmızı boya güneş altında gittikçe koyulaşan mat bir hâl alır,</span></span></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="font-size: 9pt; color: black; font-family: Tahoma;">Asma</span></strong><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;">: Memleketimizde pek çok çeşidi mevcut olup muhtelif yerlerde bol miktarda bulunur. Boyar maddesi <strong><span style="font-family: Tahoma;">Kersetin</span></strong>’dir. Şap ile sarı, demir sülfat ile koyu sarı elde edilir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Ayva ağacı</span></strong>: Memleketimizde muhtelif yerlerde pek çok çeşidi mevcuttur. Ayva yaprağı, ceviz yaprağı, soğan kabuğu ve is ile Kahve, koyu kahve, kül rengi, sarıya çalan kahve rengi elde edilir. Ayva kabuğu ve çekirdekleri kaynatılarak lacivert renk elde edilir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Bakam ağacı</span></strong>: Bu ağaç yerli değil yabancı memleket bitkilerindendir. Amerika ve Antil’lerde bulunur. Memleketimizde çok az olarak Adana ve Tokat’ta bulunur.</span></span></p>
<table class="MsoNormalTable" style="width: 265.5pt; text-align: left; mso-cellspacing: 1.5pt;" border="0" cellpadding="0" width="354">
<tbody>
<tr style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes; mso-yfti-lastrow: yes;">
<td style="width: 93.75pt; background-color: transparent; border: #e2e2e2; padding: 0.75pt;" width="125" valign="top">
<p style="text-align: center;" align="center"><strong><span style="font-size: 9pt; color: black; font-family: Tahoma;">Sabitleyiciler</span></strong><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;"><br />
Tanin<br />
Şap<br />
Krom şapı<br />
Krom Sülfat<br />
Demir-2-sülfat<br />
Alüminyum sülfat</span></span></td>
<td style="width: 171.75pt; background-color: transparent; border: #e2e2e2; padding: 0.75pt;" width="229" valign="top">
<p style="text-align: center;" align="center"><strong><span style="font-size: 9pt; color: black; font-family: Tahoma;">Renkler</span></strong><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;"><br />
Kırmızı<br />
Kırmızı, sarıdan menekşeye geçer<br />
Mavi kırmızı<br />
Koyu mavi<br />
Esmer mavi<br />
Kırmızı menekşe</span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;">Bakam ağacının boyar maddesi <strong><span style="font-family: Tahoma;">Hematoksilin</span></strong>’dir. (<strong><span style="font-family: Tahoma;">Hematoxyline</span></strong>) Bir de ülkemizde Kızıl ağaç olarak bilinen bakam ağacı çeşidi vardır. Kızıl ağaç, Şap ve Ak mazı kaynatılarak kırmızı boya elde edilir. Siyaha çalan kırmızı yapmak içinse Kızıl ağaç, Şap ve Kara mazı birlikte kaynatılır.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Boyacı Aspiri</span></strong>: Yalan safranı, yabani safran da denir. Memleketimizde doğu Akdeniz bölgesinde her çeşidi mevcuttur. Çiçeklerinde kırmızı boya vardır.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Boyacı Papatyası</span></strong>: Öküz gözü, sığır gözü, sarı papatya da denir. Bu papatyadan çeşitli sarı renkler elde edilir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Cehrî</span></strong>: Sarı boya, Sarı tane, Boyacı dikeni de denir. Bütün Karadeniz bölgesinde ve Sivas, Yozgat, Niğde, Maraş, Kayseri çalılıklarında bol miktarda bulunabilir. Cehrî’den muhtelif sabitleyicilerle çeşitli sarı renkler elde edilir.</span></span></p>
<table class="MsoNormalTable" style="width: 265.5pt; text-align: left; mso-cellspacing: 1.5pt;" border="0" cellpadding="0" width="354">
<tbody>
<tr style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes; mso-yfti-lastrow: yes;">
<td style="width: 81.75pt; background-color: transparent; border: #e2e2e2; padding: 0.75pt;" width="109" valign="top">
<p style="text-align: center;" align="center"><strong><span style="font-size: 9pt; color: black; font-family: Tahoma;">Sabitleyiciler</span></strong><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;"><br />
Şap<br />
Tanin<br />
Krom şapı<br />
Demir-2-sülfat</span></span></td>
<td style="width: 183.75pt; background-color: transparent; border: #e2e2e2; padding: 0.75pt;" width="245" valign="top">
<p style="text-align: center;" align="center"><strong><span style="font-size: 9pt; color: black; font-family: Tahoma;">Renkler</span></strong><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;"><br />
Sarı<br />
Sarı<br />
Esmer sarı<br />
Esmer</span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;">Cehrî’nin boyar maddesi <strong><span style="font-family: Tahoma;">Rhamnetine</span></strong>’dir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Ceviz ağacı</span></strong>: Memleketimizde her yerde bol miktarda bulunur. Cevizin yaprağından, kabuğundan ve özünden çeşitli kahve rengi boya elde edilebilir. Sabitleyiciye gerek olmaksızın her tür boyama yapılabilir. Boyar maddesi <strong><span style="font-family: Tahoma;">Juglon</span></strong> veya <strong><span style="font-family: Tahoma;">Nüsin</span></strong>’dir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Çivit otu</span></strong>: Sıcak memleket bitkilerindendir. <strong><span style="font-family: Tahoma;">İndigo</span></strong> adı verilen mavi boya elde edilir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Doğu Çınarı</span></strong>: Memleketimizde muhtelif yerlerde bol miktarda bulunabilir. Çınar kabuğundan kırmızı renk elde edilir. Sabitleyici olmadan da boyama yapılabilir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Ebegümeci</span></strong>: memleketimizde muhtelif yerlerde bol miktarda bulunabilir. Yaprakları kaynatılarak yeşil renk elde edilebilir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Haşhaş çiçeği</span></strong>: Yapraklarından eflatun renk elde edilebilir. Sabitleyici kullanmadan da boya yapılabilir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Ihlamur ağacı</span></strong>: Ihlamur ağacı kabukları çam kabukları ve şap ile birlikte kaynatılırsa son derece dayanıklı bir kahverengi elde edilebilir. Eskiden balıkçı ağları bu boya ile boyanırdı.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Kadın tuzluğu</span></strong>: Diken üzümü de denir.Bu bitkinin terkibindeki boyar madde <strong><span style="font-family: Tahoma;">Berberin</span></strong>’dir. Gittikçe kararan sarı renk elde edilir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Kökboya</span></strong>: Türkiyenin en önemli boya bitkilerinden biridir. Boyar maddesi<strong><span style="font-family: Tahoma;"> Rubieritrin</span></strong> asididir. Şap veya Tanin ile çok güzel kırmızı renk elde edilir. Demir-2-sülfat ile esmer kırmızı, Krom şapı ile mavimtırak koyu kırmızı elde edilir. Bazı maddeler ile değişik renkler renkler elde edilebilir: Alkalilerle mavimtırak, asitlerle sarı, kurşun asetat ile esmerimtırak kırmızı gibi.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Mazı</span></strong>: Mazı peliti Türkiye’nin en önemli sabitleyicisidir. İki çeşit mazı vardır, ak mazı ve kara mazı. Mazı pelitlerinin deliksiz olanları daha makbuldur.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Meyan kökü</span></strong>: Bu bitki Türkiye’nin alçak yerlerinde pek çoktur. Şapla sarı boya yapılır.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Nevruz otu</span></strong>: Yabani keten, arslan ağzı da denir. Türkiye’de pek çok çeşidi vardır. Çiçekleri şap ve demir sülfat ile kaynatılarak kırmızı renk elde edilir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Şeftali ağacı</span></strong>: Şeftali ağacı yaprakları bakır sülfat (göztaşı) ile kaynatılırsa kûfi yeşil elde edilir. Son derece dayanıklı bir boyadır.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Safran</span></strong>: Safranın boyar maddesi <strong><span style="font-family: Tahoma;">Safranin</span></strong> veya <strong><span style="font-family: Tahoma;">Crocine</span></strong>’dir. Sülfürik asit ile açık mavi Nitrik asit ile yeşil renk verir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Yarpuz</span></strong>: Sapı ve yaprakları demir sülfat ile kaynatılırsa çok güzel parlak siyah bir renk elde edilir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Yemen safranı</span></strong>: Türkiye’de pek çok yerde bulunabilir. Bu bitkinin terkibinde<strong><span style="font-family: Tahoma;"> Luteoline</span></strong> denilen renkli bir madde vardır. Sabitleyici olarak Potasyum bikromat kullanılır.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Zerdeçal</span></strong>: Boyar maddesi <strong><span style="font-family: Tahoma;">Curcumin</span></strong>’dir. Değişik sabitleyiciler ile sarı dan kırmızıya kayan renkler elde edilebilir.<br />
<strong><span style="font-family: Tahoma;">Kırmız böceği</span></strong>: Koşnil de denir. Boyar maddesi <strong><span style="font-family: Tahoma;">Acide Carminique</span></strong>’dir. Suda, alkolde ya da eterde eritilerek lâlî kırmızı elde edilebilir.</span></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;">kaynak;alıntı</span></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 9pt; color: black;"><span style="font-family: Tahoma;"> </span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaybolansanatlar.com/?feed=rss2&amp;p=691</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ebru sanatı nedir ?tüm yorumlar;</title>
		<link>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=654</link>
		<comments>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=654#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2009 18:44:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ebru]]></category>

		<category><![CDATA[Akkase Ebrûsu]]></category>

		<category><![CDATA[Battal Ebru]]></category>

		<category><![CDATA[Bizler]]></category>

		<category><![CDATA[Boyaların Hazırlanışı]]></category>

		<category><![CDATA[Çiçekli Ebru]]></category>

		<category><![CDATA[Ebru çeşitleri:]]></category>

		<category><![CDATA[Ebru Kelimesi]]></category>

		<category><![CDATA[Ebru Sanatı]]></category>

		<category><![CDATA[Ebru sanatı nedir ?tüm yorumlar;]]></category>

		<category><![CDATA[Fırça Yapımı]]></category>

		<category><![CDATA[Gel git Ebrûsu]]></category>

		<category><![CDATA[Kitrenin Ayarı]]></category>

		<category><![CDATA[Kitrenin Hazırlanışı]]></category>

		<category><![CDATA[Oksit Boyalar]]></category>

		<category><![CDATA[Şal Ebrû]]></category>

		<category><![CDATA[Serpmeli Battal]]></category>

		<category><![CDATA[Sığır Ödü]]></category>

		<category><![CDATA[Tekne]]></category>

		<category><![CDATA[Zemin Ebrûsu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaybolansanatlar.com/?p=654</guid>
		<description><![CDATA[ EBRU 





 
 
 
 

 
Ebru Kelimesi :
Ebru kelimesinin anlamı hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Kanaatimizce en çok benimsenen görüşe göre ebru kelimesi, bulut anlamına gelen ebri kelimesinin galat olarak ebru şeklinde kullanılmasıdır. Gerçekten de su yüzeyine atılan boyalar zaman zaman gökyüzündeki bulut kümelerini andırmaktadır. Ayrıca; yine Farsça kökenli olan âbı-ray yani su yüzeyi kelimesinin ebru şeklinde kullanıldığı da bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <strong><span style="font-size: large; font-family: Times New Roman;">EBRU </span></strong></p>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<p><strong><span style="font-size: large; font-family: Times New Roman;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><a rel="attachment wp-att-668" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=668"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-668" title="ebru-1" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/04/ebru-1-150x150.jpg" alt="ebru-1" width="150" height="150" /></a></span></span></strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Ebru Kelimesi :</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Ebru kelimesinin anlamı hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Kanaatimizce en çok benimsenen görüşe göre ebru kelimesi, bulut anlamına gelen ebri kelimesinin galat olarak ebru şeklinde kullanılmasıdır. Gerçekten de su yüzeyine atılan boyalar zaman zaman gökyüzündeki bulut kümelerini andırmaktadır. Ayrıca; yine Farsça kökenli olan âbı-ray yani su yüzeyi kelimesinin ebru şeklinde kullanıldığı da bir görüş olarak söylenmektedir.<a rel="attachment wp-att-662" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=662"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-662" title="cicekli_ebru_1" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/04/cicekli_ebru_1-150x150.jpg" alt="cicekli_ebru_1" width="150" height="150" /></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Uğur Derman hocamızın “ Türk Sanatında Ebru” adlı kitabında bu konuyla ilgili yapılan açıklama şöyledir: Kelimenin kaynağı bulut gibi, bulutumsu veya kuş anlamlarına gelebildiğini söyledikten sonra Şemsettin Sami’ nin Kamus-ı Türkî<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>isimli kitabını kaynak gösterir (sayfa 65) burada yapılan izaha göre Ebru kelimesinin aslı Farsça Ebrî ( Bulut renginde,bulutumsu) veya Çağatayca Ebre (roba,elbise yüzü,kürk kabı, hare gibi dalgalı ve dumanlı kumaş) olduğunu söyler. Kökeni nereden gelirse gelsin, günümüzde ebru kelimesine çok özel bir anlam yüklenmiş buna göre kağıda,kumaşa, ağaca ve hatta çiniye dahi uygulanabilen büyülü ve alımlı bir sanatın ismi olmuştur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Tarihçesi : </span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Ebru sanatının ne zaman başladığını kesin olarak söylemek mümkün değildir. Ama bütün sanatkarların ortak görüşü bu sanatın bir Türk sanatı olduğudur. Kelimenin kullanılışında Çağatay Türkçesine kadar inilmesi de bu görüşü desteklemektedir. VIII.asırda Çin’ de Liu Shaa Shien isimli benzer bir sanatın 12. asırda da Japonya da ortaya çıkan Suinaqashi adıyla yine ebruya benzeyen bir sanatın varlığı bilinmektedir. </span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><img class="alignnone" src="http://img412.imageshack.us/img412/2360/kadinebrusanatcilartula.jpg" alt="" width="420" height="387" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Ne var ki; Türkistan da ortaya çıkan ve daha sonra ipek yolunu takiben İran üzerinden Anadolu’ya gelen ebru sanatı yukarıdaki bahsedilen sanatlardan tamamen farklıdır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Ebru sanatının VIII.<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>YY’ da orta Asya da Türkistan da ortaya çıktığı XVI. YY’ da da Anadolu’ya İstanbul’ a geldiği kabul edilir. Elimizde en eski ebrular arasında Topkapı Sarayında bulunan Arifi’ nin 1539 tarihli Gul-i Çevgan , Heratlı Mir Ali’ nin İstanbul Üniversitesi kütüphanesinde bulunan 1539 tarihli iki kıtasının bulunduğu ebrular, Uğur Derman koleksiyonunda bulunan Maliki Deylemiye ait bir kıtanın yazıldığı 1554 tarihli ebru ve Fuzuli’ nin “ Had-i Kât üs Sueda” ( Mutluluklar Bahçesi) isimli eserinin bir kopyasında kullanılmış olan ebrular bulunmaktadır.<a rel="attachment wp-att-663" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=663"></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Ebru Çeşitleri :</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Battal Ebru :</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Tarz-ı Kadim’de denilen bu ebru çeşidi boyaların sırasıyla az açılandan başlayarak çok açılanına varıncaya kadar tekneye fırça yardımıyla serpilmesi suretiyle elde edilen ebrûdur. <img class="aligncenter" src="http://img27.imageshack.us/img27/7667/battal4.jpg" alt="" width="297" height="400" />Yapılan işlem bakımından en basit ebrû olmasına rağmen sonuç itibariyle yapılması en zor olan ebrû dur. Ebrûnun ilk mektebi sayılır. Battal ebrûyu başaramayan diğer ebru çeşitlerini yapamaz.Ebrûcunun ustalığı yapmış olduğu battal ebrûdan belli olur. Zira peş peşe atılan boyaların öd ayarları doğru yapılmazsa kitre yüzeyinde boyalar arasında boş kalan renksiz damarlar mermer damarından daha büyük olur.<img class="alignleft" src="http://img27.imageshack.us/img27/6219/battal1.jpg" alt="" width="409" height="669" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Ebru dilinde buna “falso” denir. Ya da boyalarda fazla öd bulunursa ebru damarları birbirine çok sıkışır, kağıt tekneden sıyrılırken boyalar akar yada birbirine karışır. Battal ebrû<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>yan kağıdı olarak kullanıldığı gibi aharlanıp eskiden kitap kabı olarak da kullanılırdı. Ayrıca levha kenarlarında dış pervaz olarak ta kullanılır. Son zamanlarda soyut resimden hoşlanan sanatseverler levha olarak ta evlerine asmaktadırlar.<img class="alignleft" src="http://img27.imageshack.us/img27/8549/battal2.jpg" alt="" width="368" height="393" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">      </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">  </span></span></span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Gel git Ebrûsu : </span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: 14pt;">Battal ebrû yapıldıktan sonra kalın bir biz ile teknenin önce bir kenarına sonra diğer kenarına paralel bir ileri bir geri karıştırılarak yapılan ebrûdur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: 14pt;"><img class="aligncenter" src="http://img27.imageshack.us/img27/3618/gelgit1.jpg" alt="" width="428" height="500" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: 14pt;"><img class="aligncenter" src="http://img27.imageshack.us/img27/8996/gelgit2.jpg" alt="" width="432" height="542" /></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"></strong> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;"><img class="aligncenter" src="http://img27.imageshack.us/img27/5656/gelgit3.jpg" alt="" width="414" height="209" /></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Üzerine serpme yapılırsa daha güzel olur. Levha kenarlarında ara pervaz olarak kullanılır.<a rel="attachment wp-att-664" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=664"></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"></strong> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"></strong> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Şal Ebrû :</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></strong><span style="font-size: 14pt;">Gel git ebrûsu yapıldıktan sonra serpme yapmadan önce bizle teknenin üzerinde kavisli şekiller vermek suretiyle yapılan ebrûdur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"> <img class="aligncenter" src="http://img27.imageshack.us/img27/7827/sal1.png" alt="" width="407" height="380" /></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;"><img class="aligncenter" src="http://img26.imageshack.us/img26/3751/sal2w.jpg" alt="" width="367" height="426" /><img class="aligncenter" src="http://img26.imageshack.us/img26/1135/sal3b.jpg" alt="" width="200" height="145" />     </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">    </span>Yan kağıdı olarak veya levha kağıtlarında dış pervaz ara pervaz olarak kullanılır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Serpmeli Battal :</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Battal ebrû yapıldıktan sonra kitresi fazla olan boyalardan herhangi birisi fırçadaki boya kavanozuna iyice sıkıldıktan sonra tekneye serpilmesiyle elde edilir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Yan kağıdı olarak ve levha kenarlarında dış pervaz olarak kullanılır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Zemin Ebrûsu :</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></strong><span style="font-size: 14pt;">Aynı boyadan az ödlü, çok ödlü ve neftli olarak 3 kavanoz boya hazırlanır. Bunlar tekneye serpilerek battal ebrû yapılır. Neftli boya yerine açık renkli bir boyada serpilebilir.Zemin ebrûsu çiçekli ebrû yapmak için alt fon oluşturur. Öylece alındığı zaman ise aharlanıp hat sanatı için kullanılır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Çiçekli Ebru</span></strong><span style="font-size: 14pt;"> :</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Ebrûda papatya çiçeğini ilk defa stilize eden Mustafa Düzgünman’dır. Çiçekli ebrûnun çeşitleri fazladır. Lâle ebrusu, menekşe ebrusu,karanfil ebrûsu, gelincik ebrûsu,papatya ebrûsu,sümbül ebrûsu,efsun ebrûsu,gül ebrûsu gibi.<a rel="attachment wp-att-665" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=665"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-665" title="b1vy9" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/04/b1vy9-150x150.gif" alt="b1vy9" width="150" height="150" /></a><a rel="attachment wp-att-663" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=663"><img class="alignright size-medium wp-image-663" title="2" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/04/2-206x300.jpg" alt="2" width="206" height="300" /></a><a rel="attachment wp-att-666" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=666"><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-666" title="ebru3" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/04/ebru3-150x150.jpg" alt="ebru3" width="150" height="150" /></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Akkase Ebrûsu :</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span></span></strong><span style="font-size: 14pt;">Önce bir kağıda hafif ebrû yapılır. Kuruduktan sonra Zamk-ı Arabi ile üzerine yazı yazılır. Oda kuruduktan sonra kağıt tekrar ebrû teknesine batırılır. Çıkan ebru yazılı ebrûdur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">MALZEMELER :</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-list: Ignore;">1-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">    </span></span></span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Boyalar : </span></strong><span style="font-size: 14pt;">Türk Ebrû sanatında suda erimeyen asit<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ve kazein içermeyen ışıktan etkilenmeyen doğal ve toprak asıllı boyalar kullanılır. Bazı renkler taş veya toprağın bizzat kendi rengidir. Bazı renkler oksit<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>boyaların renkleridir. Bazı renkler ise pigment asıllıdır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-list: Ignore;">2-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">    </span></span></span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Oksit Boyalar :</span></strong><span style="font-size: 14pt;"> Sarı oksit, kırmızı oksit,yeşil oksit,kahverengi oksit,bunlardan oksit sarı inorganik bir pigmenttir. Oksit kırmızı,aşı boyası da denir inorganik bir pigmenttir.Oksit kahverengi çeşitli tonları vardır , inorganik pigmenttir. Ebruda kullanılan beyaz ince üstübeç boya yapmak için kullanılır ve yağsızdır. Yağlı olan litopon üstübeci neftli boya hazırlamada kullanılır. Siyah karbondur, isten yapılır çok hafif olduğu için yalnız kullanılmaz toprakla karıştırılır. Kırmızı rengin pigment olanı ise organiktir. Çiçek yapmakta kullanılır.Lahor çiviti, bir başka ismi bebe çivitidir, bebeklerin ağzında oluşan aft tedavisinde kullanılır. Gevrek taşı gibidir. Bitkisel ve çok güçlü bir boyadır. Taş gibidir. Dövülerek toz haline getirilir. Çamaşır çividi beyaz çamaşırlar için ağartıcı olarak kullanılır. Mavi bir tozdur. Sarı,mor,kırmızı,yeşil,mavi renklerin pigment olanları da vardır. Turuncu rengin hem oksit hem de pigment olanı bulunur. Yeşil boyanın da oksit olanı ve pigment olanı vardır. Ayrıca biz Kastamonu’da Küre İlçemizden yeşil boyanın toprak olanını elde ettik. <a rel="attachment wp-att-667" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=667"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-667" title="ebru-3" src="http://www.kaybolansanatlar.com/wp-content/uploads/2009/04/ebru-3-150x150.jpg" alt="ebru-3" width="150" height="150" /></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: 14pt;">Kastamonu’muzda merkez ve ilçelerinin çeşitli yerlerinde topraktan elde edebileceğimiz bir çok rengimiz mevcuttur. Beyaz rengi merkeze bağlı “Kayalı Köyü” nden pekmez toprağından elde ederiz. Şehir merkezinden “Gökdere Mahallesi”nden gri renkte boya elde ederiz. “Kızıl Bayır “ mahallemizden ve aynı zamanda eski kışlanın bulunduğu bölgeden (yeni alay bölgesinin bulunduğu yerden) kırmızı boyamızı elde ederiz. Sarı renkli topraklarımız yöremizin çeşitli yerlerinde bolca bulunur. Araç ilçesinin çevresinde çeşitli tonlarda kahverengi, Doğanyurt ilçemizin yolu üzerinde ise açık yeşil renkleri bulmak mümkündür. Bunların yanı sıra Tosya yolundan, Çatalzeytin yolundaki Yaralıgöz tepesinin çevresinden yine güzel renkler bulabiliriz. Topraktan elde edilen ebrû boyası teknede hiç sorun çıkarmaz. Buna karşı oksit veya pigment boyaları kıvamına getirmek oldukça zahmetlidir. Bu tür boyaların içine genellikle toprak boya koymak suretiyle terbiye etmek mümkündür. Aynı zamanda toprağın rengi göze hoş gelen ve gönül alıcı tatlılığa sahipken oksit veya pigment boyalar genellikle sert ve itici bir görüntü oluşturduklarından tek başlarına kullanılmaları hoş değildir. Bu türlü boyaların içine toprak katarak renklerini daha çekici hale getirmelidir. Ebrûcular genelde İstanbul’da bulunduklarından kitaplarda toprak olarak sadece çamlıca toprağı zikredilmiştir. Halbuki Anadolu muz Ebrûda kullanabileceğimiz zengin toprak çeşitleriyle doludur. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-list: Ignore;">3-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">    </span></span></span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Boyaların Hazırlanışı :</span></strong><span style="font-size: 14pt;"> Oksit ve pigment boyalar toz olarak satılır. Alındığı gibi kullanılmaz. 60&#215;60 düz bir mermer üzerinde desteseng (el taşı) yardımıyla krem kıvamına gelinceye kadar suyla inceltilerek ezilir. Ezilen her bir boya spatula yardımıyla ana kap dediğimiz kavanozlara konulur,içlerine bir miktar öd<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ve su ilave edilir<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ve kapakları kapatılır. Lahor çivitini ezmeye gerek yoktur, kavanozun içerisine sıcak su koyduğumuz zaman kendiliğinden erir. Tabiattan elde ettiğimiz toprak boyalar istenilirse mermerde ezilerek kullanılabileceği gibi toprağın renginin süzmek suretiyle alınmasıyla da kullanılabilir. Bunun için önce bir iki avuç toprak geniş bir kovaya konulup, kova tamamen suyla doldurulur., bir sopa yardımıyla güzelce karıştırılır ve iki üç dakika bekledikten sonra bir başka kovanın içine tülbentten süzerek sadece suyu aktarılır. Bir gün bekletilince suyun bulanığı dibe çöker. Üzerinde temiz su kalır, bu su hortum vasıtasıyla dipteki tortuyu harekete geçirmeden başka bir kovaya boşaltılır. Dipteki tortu ebrû boyası olarak kullanılır. Renklerin elde edilişinde oksit veya toprağın bizzat kendi rengi kullanılabileceği gibi başka renklerle karıştırmak suretiyle değişik renkler elde etmemiz de mümkündür. Bu işlem tamamen ebrû sanatçısının kendi tercihine göre şekillenir. Boyaların karıştırılarak yeni renkler elde edilme işlemi ana kaplardan ikinci ve üçüncü kavanozlara aktarılırken yapılır. İkinci kavanozlara konulan boyalar içine az öd katılarak daha az açılması<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>sağlanır. Üçüncü kavanozlara konulan boyalara da az öd katarak çok açılması sağlanır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-list: Ignore;">4-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">    </span></span></span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Sığır Ödü :</span></strong><span style="font-size: 14pt;"> Boyaların tekne üzerinde batmadan yüzebilmelerini ve aynı zamanda istediğimiz büyüklükte açılmalarını sağlamak için sığır ödü kullanılır. Öd, boyaların tekne üzerinde birbirlerine karışmasını da önler. Sığır ödü yüzey aktif asitler içerir. Kitrenin üzerindeki yüzey gerilimini kırarak boyanın açılmasını sağlar. Mezbahadan alınan sığır ödü bir tülbent yardımıyla başka bir kaba süzülerek aktarılır. Böylece içerisinde bulunan köpük, yağ ve kan temizlenir. Bu kaptaki sığır ödü, ağzı güzelce kapatılarak muhafaza edilir. Lazım oldukça şırınga yardımıyla boyaların içerisine katılır. Boya kavanozlarımızı 3 bölüme ayırmıştık. Bu kavanozlardan 1. de ezmiş olduğumuz boyalar bulunmaktadır. Bunlara ana kap diyoruz. Ana kaptan bir kaşık yardımıyla 2. ve 3. kavanozlarımıza boya aktarırız. Aktardığımız bu kavanozlara su ve öd katarak onları karıştırırız. Genellikle az açılmasını istediğimiz boyalara az öd katarak, çok açılmasını istediğimiz boyalara da çok öd katarız. Tekneye boyaları serperken önce az açılan boyaları, daha sonra çok açılan boyaları kullanırız. Çiçek ve yaprak yapmakta kullandığımız boyalara da fazla öd koyarız. Ebrûculuğun en önemli kısımlarından birisi boyaların su ve<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>öd ayarıdır. Bu zamanla deneme ve yanılma yöntemiyle öğrenilebilir. Boyanın su yüzeyinde ne kadar açıldığını öğrenebilmek için kavanoza batırdığımız bizi suyun üzerine damlatırız. Az açılan boya takriben 4-5 cm çapında çok açılan boya 7-8 cm çapında olur. Çok açılmalarını istediğimiz boya az açılıyorsa içine birkaç damla daha öd katmamız gerekmektedir. Koyun ödü kullanılmaz. Bazı sanatçılar ödü benmari<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>yöntemi ile kaynatırlar ve o şekilde muhafaza ederler. Yani mezbahadan gelen ödü metal bir kap içine koyup içinde su kaynayan başka bir kabın içerisine oturturlar ve üzerinde oluşan yağ ve köpükler temizlenir ve böylece bir kavanoza doldurulur. Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, mezbahadan alınan öd süzüldükten sonra, ağzı kapalı bir kap içinde uzun yıllar muhafaza edilebilmektedir. Ödün kendisi asit olduğundan artık bozulacak yeril kalmamıştır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-list: Ignore;">5-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">    </span></span></span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Kitrenin Hazırlanışı :</span></strong><span style="font-size: 14pt;"> Özellikle Anadolu’muzda bulunan Geven ismiyle bilinen bir bitkinin özünden elde edilen bir sıvıdır. Kitre özellikle Temmuz- Ağustos aylarında geven bitkisinin kök kısmı bir karış kadar kazılmak suretiyle açılır, uygun bir bıçak<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>yardımıyla bitkinin kökü yarılır. Yarılan bu kısımdan koyu kıvamda bitkinin özü akar. Güneş ile temas etmesi sonucunda sertleşir. 15 gün içerisinde toplanması gerekir. Kuruma esnasında şayet yağmur yağarsa kitre bozulur ve onunla ebru yapılmaz. Aktarlardan kitre alırken beyaz ve topraksız olanı bilhassa “fiyor kitre “ diye satılanı tercih edilir. İran’dan gelen kağıt beyazına yakın renkte olan kitre ebrû sanatında iyi sonuç vermez. Bizim kullanmış olduğumuz kitrenin rengi krem beyazı olmalıdır. Aynı zamanda o senenin ilk ürünü olmasına dikkat etmelidir. Batı dünyasında kitre yerine deniz kadayıfı kullanılmaktadır. 35&#215;50 ebadındaki bir tekne için yaklaşık bir avuç (30-40 gr) kitre kovanın içerisine dökülür. Üzerine de 1-2 litre su konulur. Kullanacağımız suyun da önemi vardır. Her türlü su ebrûda kullanılmaz. Özellikle kireçsiz saf su tercih edilir. Şayet bu şekildi su bulunamazsa su kaynatılır ve o şekilde su soğuduktan sonra kullanılır. Kovanın içinde kitre kendiliğinden kabarmaya başlar. 1 gün sonra kitreyi yoğururuz. Yalnız kitreyi yoğurmadan evvel her seferinde ellerimizi yıkayıp üzerindeki yağlardan arındırmalıyız. Yeri gelmişken söyleyelim sağ zerrecikleri ve sabun zerrecikleri kitreyi bozar. Şayet kısa zaman içerisinde ebrû yapmak istiyorsak saat başı kitremizi yoğururuz birer litre su ilave ederiz. Şurasını unutmayalım biz ne yaparsak yapalım kitrenin kendine mahsus bir çözülme süresi vardır. Bu zaman dolmadan kitre tamamen çözülmez. Bazen aceleci davranır ve fazla su katarsak o zaman kitre olması gerekenden daha fazla cıvır, boyalar teknenin üzerinde uçuşur.Kitre yoğurma işlemini bir hafta içerisine yaymak güzel olur. Her gün birkaç defa yoğurup su kattıktan sonra çözülmesi için kendi haline bırakırız. Bir avuç kitre için yaklaşık 7-8 litre su ilave edilir. Elbette bunun ayarı zaman içerisinde tecrübeler sonucunda bilinebilir. Yeni öğreniyorsak aceleci davranmayıp kitremizi yavaş yavaş ayarına bakarak sulandırmamızda fayda vardır. Kitrenin ayarını anlatabilmek için içtiğimiz salep kıvamını veya koyu ayran kıvamını örnek gösterebiliriz. Hazırlamış olduğumuz kitremizi tekneye dökmeden önce kaput bezi, amerikan bezi, mermerşahi den yaptığımız kitre torbası ile en az üç defa süzmemiz gerekmektedir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-list: Ignore;">6-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">    </span></span></span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Kitrenin Ayarı :</span></strong><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Tekneye boşalttığımız kitrenin ebrû yapacak kıvama gelip gelmediğini anlamak için üzerine biz vasıtasıyla bir damla boya damlatırız. Şayet zorla açılıyorsa ve dairenin kenarları kırık kırık oluyorsa kitremiz koyu demektir, yeniden su katıp karıştırmamız gerekmektedir. Damlattığımız boya hızla açılıp olduğu yerde kalması gerekir. Biz ile çektiğimiz zaman boya geri gitmemelidir. Çok sulu oluyorsa bu seferde<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>boya alır başını gider.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-list: Ignore;">7-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">    </span></span></span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Fırça Yapımı :</span></strong><span style="font-size: 14pt;"> Ebrû fırçasının çubuğu gül dalından olmalıdır. Çubuk düzgün sopalardan olmalı, uzunluğu dirsek boyunda olmalıdır. Kesmiş olduğumuz gül çubukları üzerindeki dikenler koparılır, çubuğun kabuğu soyulmaz. Çubuklar iyice kuruduktan sonra fırça yapımında kullanılır. Fırçada kullanacağımız bir diğer malzeme de at kuyruğudur. Özellikle yaşlı atların kuyruğu tercih edilmelidir. Ayrıca bağlamak için misina gerekmektedir. Çubuğumuzun uç kısmına 2,5 cm civarında bali yapıştırıcısı sürdükten sonra orantılı bir şekilde at kuyruğunu üzerine koyarız ve misina ile sararız. Daha sonra makasla fırçamızın ucunu düzeltiriz.Sağlam olması için misinanın üzerine de bali sürüp kurumaya bırakırız.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-list: Ignore;">8-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">    </span></span></span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Tekne :</span></strong><span style="font-size: 14pt;"> Çelik, krom veya galvanizli saçtan tekne yapılır.Derinliği 5 cm boyutları 36&#215;51 cm olmalıdır. Kağıdı çekeceğimiz tarafına kağıdı çizmemesi için 2-3 mm kalınlığında bir mil kaynattırılırsa daha iyi olur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-list: Ignore;">9-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">    </span></span></span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Taraklar :</span></strong><span style="font-size: 14pt;"> Taraklı ebrû yapmak için çeşitli aralıklarda taraklar yapmamız gerekmektedir. Normal tarakların aralıklarını <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yarım cm olmalıdır.Bunun dışında isteyen istediği aralıklarda taraklar yapabilir. Taraklar boncuk iğnesi denilen ince iğnelerin yada çatal iğnelerin düz bir tahta üzerine çakılarak veya yapıştırılarak tespit edilmesi şeklinde yapılır. Tarakların boyu teknenin boyundan bir miktar kısa olması gerekir. Teknenin dikey ve yatay boyutuna göre taraklar yapılabilir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-list: Ignore;">10-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">                      </span></span></span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Bizler </span></strong><span style="font-size: 14pt;">: Tekneye boya damlatmak teknenin yüzeyindeki boyalara şekil vermek aynı zamanda tekneyi karıştırmak için farklı kalınlıklarda bizler kullanılır. Bunun içinde çeşitli kalınlıklarda teller veya çiviler ağaç bir sapa yerleştirilmek suretiyle yapılır. Mümkün olduğu kadar paslanmaz metallerden tercih edilmelidir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-list: Ignore;">11-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">                      </span></span></span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Neft <span style="display: none; mso-hide: all;">:</span> </span></strong><span style="font-size: 14pt;">: Eskiden Eğriboz adasından gelen çam nefti kullanılırdı. Ama şu anda bulmak mümkün değildir. Ebrû yapımında tabii neft kullanılır. Ayrı bir kaba ayrılan boyaya damla damla istenilen sonuç elde edilene kadar neft ilave edilir. Neftli boyaya batırılan fırça iyice temizlenmeden normal boya kavanozuna sokulmaz.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; text-align: left; tab-stops: list 36.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-list: Ignore;">12-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">                      </span></span></span></strong><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">Kağıt : </span></strong><span style="font-size: 14pt;">Birinci hamur kağıt tercih edilir. Normal olarak 90 gr olması iyi olur. Toptancıdan 70&#215;100 ebadında alınan kağıt 4 parçaya bölünür. 35&#215;50 olarak kullanılır. Şamua kağıt da kullanılabilir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; text-indent: 17.4pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">Teknenin üzerini temizlemek amacıyla 3. hamur kağıt tekne ebadında kestirilmelidir.Veyahut bunun için gazete kağıdı kullanılabilir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; text-indent: 17.4pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; text-indent: 17.4pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; text-indent: 17.4pt; text-align: left;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;">EBRÛNUN YAPILIŞI</span></strong><span style="font-size: 14pt;"><span style="mso-spacerun: yes;">   </span>:<span style="display: none; mso-hide: all;">alıklarda taraklar yapmamız gerekmektedir. da bir mil kaynattırılırsa daha iyi olur.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; text-indent: 17.4pt; text-align: left;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="display: none; font-size: 14pt; mso-hide: all;">rakırız.koyarız ve </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Ebrû yapımında iki önemli bölüm vardır. Bunlardan birisi boyaların ayarı, bir diğeri de kitrenin ayarıdır. Bu iki ayrı malzemenin ayarları tam anlamıyla birbirini tutmazsa ebrû yapımı gerçekleşmez. Öncelikle boyalar güzel ezilmiş, çok güzel karıştırılmış olmalıdır. İçerisine katılan öd miktarı hassas bir ölçümde yapılmalıdır. Battal ebrû için ayrı kavında boyalar hazırlanır. Çiçekli ebrû için ise ayrı kıvamda boyalar hazırlanır. Özellikle çiçek yapımında kullanılan renkler hazırlanırken öd su ayarına daha fazla özen göstermelidir. Battal ebrûlar ve çiçekli ebrûlar fırça ile serpmek suretiyle yapılırken kumlu ve kılçıklı ebrûlar damlatmak suretiyle yapılır. Kitrenin yoğunluğu buharlaşmayla sürekli artar. Belli bir zaman sonra ise çürümeye başlar ve yoğunluğu sürekli azalır. Ebrûcu bunu dikkate almak zorundadır. Boyaların içine katılan öd zamanla kuvvetini kaybeder. Bu yüzden ebrûcu her gün teknesinin başında boyaların öd ve su ayarını yeniden kontrol eder. Teknik olarak her mevsimde ebrû yapılabilse de güzel sonuçlar elde etmek için sıcaklığın 18-20 derece, nemin %60 ‘ ın altında olması gerekmektedir. En güzel ebrûlar kış mevsiminde çıkar. Boyalar tekne üzerine serpilirken her tarafa dengeli olarak dağıtılmalıdır. Tekne içindeki kitrenin yoğunluğu teknenin her tarafında ayrı olmalıdır. Çiçek yaparken kitrenin üzerine değdirmiş olduğumuz bizi her seferinde temizlememiz gerekmektedir. Teknemizi kullanmadığımız zaman üzerini kaymak tutmaması için mutlaka kağıtla kapalı olarak tutmamız gerekmektedir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-tab-count: 1;">         </span>Teknenin üzerine ebrû<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>yaparken şayet üzerine toz düşerse veya bir hata yaparsak o<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>bölümü küçük bir kağıt daldırmak suretiyle alabiliriz. Tekneye atmış olduğumuz boyalar yıldız şeklinde teknenin yüzeyinde kırılırsa o takdirde kitremizin üzerinde yağ veya sabun gibi yabancı bir madde olabilir. Bunun içinde teknenin yüzeyini birkaç defa 3. hamur kağıtla çekmemiz gerekmektedir. Şayet suyun içindeki kireç yüzünden oluyorsa kitremizi soğuk bir yerde bekletmemiz gerekir. Uzun süre kullanmış olduğumuz kitrede yıldızlanma olduysa kitre çürümüş demektir. Artık o teknede ebrû yapılmaz.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;">not ;internet içeriklidir</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"> </p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru sanatı nedir;<br />
 -Kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden biri&#8230; Bütün Osmanlı sanatlarında olduğu gibi usta-çırak usulü ile öğrenilen ve sanatçının iradesi dışında birçok değişkenden etkilenen bir sanattır.<br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">     Ebru; renklerin suyla dansının yarattığı bir ahenktir aslında. Bazı kaynaklar ebrunun, yüz suyu anlamına gelen &#8220;ab-ı ru&#8221; sözcüğünden, bazı kaynaklar ise Orta Asya dillerinden Çağatayca&#8217;da hareli görünüm, damarlı kumaş ya da kağıt anlamına gelen &#8220;ebre&#8221;den geldiğini söylese de en yaygın kanı, kelimenin kökeninin Farsça; bulutumsu, bulut gibi anlamına gelen &#8220;ebri&#8221; den gelmekte olduğudur. Her ne şekilde isimlendirilse isimlendirilsin insanlara da isim olan ebru, gizemli bir ahenk taşıyor.<br />
</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Zorlu ve emek isteyen bir sanat olan ebru, geri dönüşü olmayan, tekrarı olmayan, çok değişkenli bir sanattır.<br />
     <br />
     Birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılan ebru, geleneksel el sanatlarımızdan olmasına rağmen yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Dünya çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenmeye başlanmış, bazı ülkelerde ebru yapımı sırasında kullanılan malzemeleri üreten firmalar boy göstermişti.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru sanatında son devrin piri merhum Mustafa Düzgünman gerek yetiştirdiği öğrencilerle gerek bu sanata kazandırdığı anlayışla manevi hazinelerimizden birinin payidar kalmasında büyük rol oynamıştır.<br />
     <br />
Ebru tarihi</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"> Ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak bilinememektedir. Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bazı eserler vardır.<br />
     <br />
     Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1595 yılına aittir. Şebek Mehmed Efendi imzasını taşır. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">gerekir.<a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=331"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a><br />
     <br />
     Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça&#8217;daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan&#8217;da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça&#8217;ya zamanın Türkçe&#8217;sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir. Osmanlı&#8217;nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı&#8217;nın inceliklerini öğrenmek için Buhara&#8217;ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı&#8217;nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır     <br />
     Ebru Sanatı&#8217;nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık&#8217;ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru&#8217;yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir.<br />
     <br />
     Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.<br />
     <br />
     Osmanlı&#8217;da ise Şebek Mehmed Efendi&#8217;den sonraki en önemli Ebru Sanatçısı, Hatip Ebrusu&#8217;na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed Efendi&#8217;dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii&#8217;nde hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir..<a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=332"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Kâğıt : Emici özelliği fazla ve mat olanları tercih edilir. Genellikle birinci hamur kâğıt kullanılır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Kitre : Kitre, Anadolu’da yetişen, geven türü dikenli bitkilerden elde edilen, yapışma özelliği az olan bir zamk çeşididir. Suyla birlikte karıştırılarak uygun kıvam elde edilir. İpek kitresi ise, toz halinde hazır olarak satılmaktadır. Piyasada aktarlarda bulunabilen kitrenin plaka halinde, beyaz ve topraksız olanları tercih edilmelidir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Tekne : Ebru yapımında tekne dediğimiz, içine kitre konan kaplar kullanılır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Fırça : Fırçanın sapı için, esnek olduğundan dolayı gül dalı kullanılır. Kıllar ise, at kuyruğundan elde edilir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Boyalar: Ebru yapımında genellikle oksit kırmızı, oksit sarı, oksit siyah, lahur çiviti kullanılır. Diğer renkler de bunların karışımından elde edilir. Güzel bir ebru için renkleri uyumlu kullanmak önemlidir. Bu nedenle koyu renklerden başlanarak renkler kullanılır. Tabandaki siyah boya, üzerindeki boyaları canlı ve aktif gösterir. Aralardaki beyazlar da renklere hareket getirir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"> </p>
<div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<div><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<p> </p>
<div><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"></a></span></p>
<p> </p>
<div><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<div><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<div><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<div><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<div><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<div><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<div><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<div><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<div><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<p> </p>
<div><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"><span style="text-decoration: none; text-underline: none;"> </span></a></span></div>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"></a></span></p>
<p> </p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><a href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=337"></a></span> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Öd : Renklerin kitre üzerinde kalmasını sağlar. Boyanın içine atılarak kullanılır. İpek boyalar için kullanılmaz. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Biz : Büyük, kalınca iğne olup, ebruya şekil vermekte kullanılır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Battal Ebru : Boyaların koyu renkten başlanarak, açık renge doğru fırça yardımıyla Kitreli su üzerine serpilmesiyle elde edilir. Boyalar daha sonra kağıda geçirilir. Basit bir ebru çeşidi gibi görünmekle birlikte, boyaların yüzeyde eşit miktarda ve büyüklükte dağılmasını sağlamak, özellikle ebru yapmaya yeni başlayanlar için pek de kolay olmamaktadır. Diğer ebru çeşitlerine geçebilmek için önce Battal Ebruyu doğru yapmak gerekir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Gel-Git Ebrusu : Battal Ebru yapıldıktan sonra ince bir çubuk yardımıyla üzerine paralel çizgiler çekilerek oluşturulur. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Şal Ebrusu : Gel-Git Ebrusu yapıldıktan sonra yine ince bir çubuk yardımıyla enine üç adet, boyuna da iki adet ( S ) harfi, bunların aralarına da istenildiği gibi kavisler çizilerek hazırlanır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Somaki (Mermer)Ebrusu: Gel-Git veya şal Ebrusu üzerine fırça yardımıyla Battal Ebru yapılarak elde edilir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Taraklı Ebru : Ebru teknesinin eninden 5 mm. küçük tahtalarla, belli aralıklarla dizilmiş toplu iğne, tel veya ince çivi ile hazırlanan taraklar kullanılarak yapılır. Önce Gel-Git Ebrusu oluşturulur, daha sonra Gel-Git enine hazırlandıysa boyuna, boyuna hazırlandıysa enine tarak yardımıyla tarama yapılır. Eğer istenirse üzerine enine veya boyuna &#8221; S &#8221; harfleri çizilerek taraklı şal ebrusu oluşturulur. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Hafif Ebru : Üzerine daha sonra yazı yazmak için oluşturulan, renkleri </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>soluk ve cansız ebrulardır. Burada yazı ön plana çıkar. Hazırlanan kitreye su ilave etmek ve boyalara da damlalık yardımıyla öd ve su, ilave edilerek oluşturulan malzemeyle yapılır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Akkase Ebru : Arap zamkı kullanılarak hafif Ebrunun bazı kısımları kapatılır. Sonra daha koyu bir ebru yapılır. Arap zamkı sürülen yerler ikinci boyaları almazlar, boş kalan bu yerlere daha sonra yazı veya Tezhip yapılabilir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Kumlu-Kılçıklı Ebru : Tekne iyice kullanıldıktan sonra dibinde kalan kitreden bu çeşit ebru yapılır. Kitrenin kirlenmesiyle oluşan mukavemet ve boyadaki su oranının az olmasıyla, teknede boyaların çatlaklar oluşturmasıyla elde edilir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Yazılı Ebru : Arap zamkıyla yazılan yazıların olduğu kısım boya almaz ve o bölüm boş kalır. Yazılı Ebruyu hem Hat hem de Ebru sanatı ile uğraşan sanatçılar yapmışlardır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Hatip Ebrusu : Zemine Battal Ebru yapılır, sonra Hatip Ebrusunda kullanılacak renkler seçilir. Tekneye boyuna ve enine dört-beş adet eşit aralıklarla boya damlatılır, içlerine diğer renkler de aynı şekilde damlatılır. Burada boyaların çaplarının eşit olmasına dikkat etmek gerekir. Daha sonra üzerlerine çubuk yardımıyla şekil verilir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Symbol; mso-ascii-font-family: Verdana;">·</span><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>Çiçekli Ebrular : Zemine Battal Ebrusu yapılıp üzerine çubuklar yardımıyla lale, gelincik, karanfil, papatya gibi çiçekler yapılarak hazırlanır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru nasıl yapılır?<br />
      Ebru yapımına başlamadan önce seçilecek kağıdın ölçüsüne uygun büyüklükte bir tekne alınır, tekne kitreli su ile doldurulur.<br />
     <br />
     Ebru teknesi basitçe alüminyum bir baklava tepsisi gibidir. Kitre, bir bitkinin özü olup baharatçılarda (aktarlarda) satılır. Sinme bir avuç veya tepeleme iki çoba kaşığı kitre iki litre kadar su içinde 2, 3 veya 4 gün bekletilerek kitrenin su içinde iyice şişmesi sağlanır. Şişen kitre su içinde el ile yoğurularak suya karışması sağlanır. Kitreli su boza kıvamında veya az seyreği olmalıdır. Hazırlanan sıvı ince bir tülbent ile süzülerek temizlenir. Son haliyle tekneye yavaşça (köpürtmeden) boşaltılır.<br />
     <br />
     Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey (veya seramik, krom) arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su katılır. Ezilme sonrasında meydana gelen çamur benzeri boyaya sığır ödü katılarak 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boyanın öd asidiyle pişmesi sağlanır. Beklemeden sonra mamül sulandırılarak kullanılır. Boya açılmıyorsa öd katılır. Rengi açmak için su kullanılır.Bir ebru bir defa yapılabilir.<br />
     <br />
     Hazırlanan boyalar fırça veya metal çubuk yardımıyla daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine damlatılır.Boyaların açılmasını ve şekillerin yuvarlaklığını kesin olarak bilemeyiz. Ancak fikir sahibi oluruz. Yaptığımız ebrunun tam olarak nasıl olacağını değil neye benzeyeceğini bilebiliriz. Bu yüzden iki defa aynı ebruyu yapmak imkansızdır. Kağıt tekneye serilir, iş tamamlanır.<br />
     <br />
     Kağıt düzgünce tekne üzerine bırakılır, görüntünün kağıda işlemesi sağlanır. Kağıt temiz bir ortamda kurumaya bırakılır.<br />
     <br />
     Su yüzeyinde meydana gelen şekiller, teknik gereksinme sonucu daha çok soyut olarak gelişir. Bu düzenlemeden sonra seçilen kağıt su yüzeyine yatırılır. Birkaç saniye sonra kaldırılır ve kitreli suyu süzülünceye kadar iki ucundan asılır.<br />
     <br />
     Bu ebrû tekniğinde sanatçı, boyaların kitreli su üzerindeki dağılışına yeterince hakim olamaz. Bu yüzden bir takım kalıplaşmış ebrû tipleri oluşmuştur.<br />
     <br style="mso-special-character: line-break;" /><br style="mso-special-character: line-break;" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto;"><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru sanatı hakkında bilgi</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"><br />
Ebru, kâğıt üzerine, özel yöntemlerle yapılan geleneksel bir süsleme sanatıdır. Ebru sözcüğüne köken olarak, bulut anlamına gelen Farsça “ebr” sözcüğü gösterilmektedir. Bu sözcükten türetilen ve “bulut gibi” ya da “bulutumsu” anlamına gelen “ebri” sözcüğü Türkçe&#8217;de değişerek “ebru” biçimini almıştır. Gerçekten de ebru bulut izlenimi uyandıran bir görünümdedir. Ebru sözcüğü bir başka görüşe göre “yüz suyu” anlamına gelen Fars</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">E bru, kâğıt üzerine, özel yöntemlerle yapılan geleneksel bir süsleme sanatıdır. Ebru sözcüğüne köken olarak, bulut anlamına gelen Farsça “ebr” sözcüğü gösterilmektedir. Bu sözcükten türetilen ve “bulut gibi” ya da “bulutumsu” anlamına gelen “ebri” sözcüğü Türkçe&#8217;de değişerek “ebru” biçimini almıştır. Gerçekten de ebru bulut izlenimi uyandıran bir görünümdedir. Ebru sözcüğü bir başka görüşe göre “yüz suyu” anlamına gelen Farsça “âb-rûy” tamlamasından gelmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru sanatının ne zaman ve hangi ülkede ortaya çıktığı bilinmemekle birlikte bu sanatın doğu ülkelerine özgü bir süsleme sanatı olduğu kesindir. Bazı İran kaynaklarında ilk kez Hindistan&#8217;da ortaya çıktığı yazılıdır. Hindistan&#8217;dan İran&#8217;a, oradan da Osmanlılar&#8217;a geçmiştir. Gene bazı kaynaklara göre de ebru Türkistan&#8217;daki Buhara kentinde doğmuş ve İran yoluyla Osmanlılar&#8217;a geçmiştir. Batıda ebru “Türk Kâğıdı” diye adlandırılır.<br />
Ebrunun Yapılması<br />
Ebrunun yapılışı oldukça zevkli ve sabır isteyen bir iştir. Önce uygun bir kâğıt seçmek gerekir. Çünkü her kâğıda ebru yapılmaz. Kâğıt, boyayı iyice emecek nitelikte ve dayanıklı olmalıdır. Eskiden hattatlar (güzel yazı ustaları) yazı yazmak için yüzeyine “ahar” denen özel karışımlı (nişasta ve yumurta akı) bir sıvı sürülen ve bu yüzden “aharlı” denilen kâğıt türünü yeğlerlerdi. Ebrucular ise bu tür kâğıtlar boyayı iyi emmediği için “aharsız” da denen ham kâğıt kullanırlardı.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru yapmak için genellikle dikdörtgen biçiminde, büyükçe ve yayvan bir tekne gerekir. Geven denilen otun gövdesinden elde edilen ve beyaz renkli bir tür zamk olan kitre, belli bir oranda, suyla bir kabın içinde karıştırılır. Kitre yerine salep, keten tohumu, ayva çekirdeği, gazyağı gibi birçok değişik madde de kullanılmaktadır. Kitre ile yapılan bu karışım 12 saat kadar bekletilir ve zaman zaman karıştırılır. Kitre bu süre sonunda erir ve karışım boza kıvamını alır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Daha sonra küçük fincanlarda ebru için boya hazırlanır. Bu amaçla kullanılacak boya çok ince toz haline getirilmeli ve suda eriyip dağılmayan bitkisel ve kimyasal boyalardan olmamalıdır. Fincanda su ile iyice karıştırılarak sıvılaştırılan boyalara ayrıca iki kahve kaşığı taze sığır ödü katılır. Bu işlemin amacı iyice ezilmiş boyanın dibe çökmeden yüzeyde kalmasını sağlamaktır. Bu biçimde hazırlanan değişik renkteki boyalar özel tekneye boşaltılmış olan boza kıvamındaki sıvının yüzüne serpilir. Yüzeyde birikintiler halinde kalan bu boyalar daha sonra tahta bir çubukla karıştırıldığında ya da yayıldığında şaşırtıcı ve ilginç desenler ortaya çıkar. Ayrıca hazırlayanın isteğine göre belli desenler de elde edilebilir. Bu desenlerin üzerine yatırılan özel kâğıt, 5-10 saniye sonra, iki ucundan tutularak kaydırmadan ve oynatmadan, kitap sayfası açar gibi bir yana doğru kaldırılır. Kâğıt, boyalı tarafı üste gelmek üzere uygun bir yere serilerek kurutulur. Böylece ortaya binlerce ayrıntı ve renk taşıyan desenler çıkar. Eğer, bu desenlerin arasına bir yazı ya da herhangi bir çiçek motifi yerleştirilmek istenirse, başka bir yöntem uygulanır. Yazı ya da motif, bir kâğıda yazılır ya da çizilir. Keskin bir araçla kenarları kesilip kalıp çıkartılır ve ebru kâğıdına zayıf bir yapıştırıcı ile yapıştırılır. Kâğıdın, yapıştırılan desenin bulunduğu yüzeyi yukarıda anlatıldığı gibi teknenin içine yatırılır. Elde edilen ebru kuruduktan sonra, hafifçe yapıştırılmış olan bölüm sökülünce yazı ya da motiflerin yerleri boş kalır. Bu yöntem hattat ve ebru ustası Necmeddin Okyay (1883-1976) tarafından bulunduğu için bu yöntemle yapılan ebrulara “Necmettin Ebrusu” denir. Ebrunun “battal ebru”, “taraklı ebru”, “çiçekli ebru” gibi daha birçok türü vardır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru ciltçilikte ve hattatlıkta çok kullanılırdı. Bazen elde edilen ilginç ve güzel desenler bir tablo görünümünde olduğu için bu amaçla da kullanıldığı oldu. Türkler&#8217;den Hatip Mehmed Efendi (18.yüzyıl), Şeyh Sadık Efendi (19.yüzyıl), Bekir Efendi (20.yüzyıl başları) gibi çok usta ebru sanatçıları yetişmiştir. Bu sanatın Necmeddin Okyay&#8217;dan sonra yetişen son ustaları arasında Mustafa Düzgünman (doğumu 1920) ve Niyazi Sayın (doğumu 1927) özellikle anılabilir.<br />
kaynak;internet içeriklidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"> &#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru Sanatı;</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru yoğunlaştırılmış sıvı üzerine renklerin sınırsız değişimlerle birbirleriyle kucaklaşması, kaynaşması, dansetmesidir. Ebru Sanatını yüzyıllar boyu gizemli kılan, Sanatçıyı ebru teknesinin başında dünyanın bütün gizlerini, kaoslarını aşmaya iten; akıcı tekniği, daima dinamik, değişken, kendini aşan sonsuz teknikleri deneme fırsatı veren bir kağıt boyama Sanatı olan ebru, tezhib ve hat ile birlikte kitap sayfalarında, murakka kenarlarında, ciltlerde, yazı boşluklarında ve koltuklarında kullanılmakla birlikte günümüzde başlı başına bir sanat eseri olarak düşünülmekte ve sergilenmektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Orta Asya Sanatı ve kağıt bezeme Sanatlarının en mühimlerinden biri olan ebruculuğun hangi tarihten beri bilindiğini kesinlikle söylemek bugün için imkansızdır Böyle bir belgeden mahrumuz. Eski tarihli kitap ciltlerinde bile yan kağıdı (kapak ile kitabı birbirine bağlayan kağıt) olarak ebruyu görmekteyiz. Yine eski bir murakkanın (albüm) içindeki yazı kıtalarının etrafında pervazlara yapıştırılmış ebru kağıtlarına da rastlamamız mümkündür Ancak, bu eserlerin yazıldıkları tarih bilinse bile, bizim için ebruya dair bir belge sayılmaz. Çünkü böyle eski yazmalar bir kaç defa tamir görüp yenilenmiştir. Tarihi en eski olan ebru kağıdı 962. H.(1554) yılına ait bir malik-i Deylemi yazısıdır. Yazı hafif ebru üzerine yazıldığı için yazı tarihinden ebru kağıdının tarihi öğrenilmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru Sanatı batıda Türk Kağıdı veya Türk Mermer kağıdı adını almıştır. Avrupalılar ebru kağıdına mermer kağıdı (pupier marbre, marmar pupier, marbled paper..) demektedirler. Ebru kağıdı üstünde buluta benzeyen renk kümeleri meydana gelmektedir. Bu yüzden bulutumsu, bulut gibi manasına gelen Ebri kelimesi kullanılmıştır. Tarihimizde bilinen meşhur ebrucular, Ayasofya hatibi Mehmet Efendi, (Nisan 1773) Şeyh Sadık Efendi (11 Temmuz 1846), Hezarfen Edhem Efendi (1829-1904) Necmeddin Okyay (1883-1976)&#8230;</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebruculukta Kullanılan Malzemeler<br />
Boyalar: Eskiden beri ebruculukta toprak boya dediğimiz tabiattaki renkli kaya ve topraklardan elde edilen madeni boyalarla, nebati asıllı bazı suda erimez boyalar kullanılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Kitre Üstüne boya serpilecek suyun içine lüzucet (yapışkan bir koyuluk) vermek için kullanılan bitkisel zamk.<br />
Sığır Ödü Kitreli suyun yüzeyindeki boyaların çökmeden yayılmasını temin için, Satıhta aktif (yüzde gerilim sağlayan) safra asitleri ihtiva eden hayvansal madde kullanılır Bozulmasına engel olmak üzere, öd suyu önceden kaynatılır ve bu şekilde saklanır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebrunun Çeşitleri<br />
Tarzı kadim (eski tarz) battal ebrusu, tarama ebrusu (gelgit ebrusu) , şal örneği, bülbül yuvası, somaki ebrusu, taraklı ebru (geniş taraklı ebru, ince taraklı ebru), hafif ebru, serpmeli ebru, kumlu ebru, kılçıklı ebru, hatip ebrusu ebrunun çeşitlerindendir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru&#8217; nun felsefesi<br />
Bazı günler, şafak veya gurup vakti ufka bakarsanız; kırmızı, sarı, laciverd ve mavi renklerin en ilahi tonları ile, bulutlardan bir ebru&#8217;nun daha doğrusu ebri&#8217; nin şekillendiğini görürsünüz. Yine bazı gecelerde, bulutlu semalar kadar geniş bir ebru teknesine, mehtabın, usta fırçasıyla laciverd, mavi ve ışıklı beyazın bütün nüanslarını serpiştiriverdiğine elbet rastlamışsınızdır. İşte sanatkar dedelerimiz, bir anda değişip kaybolan bu semavi güzellikleri yeryüzüne aksettirerek, onların ağaç yeşiline ve toprak rengine olan hasretini giderdikten sonra, bu şahane tabloyu kağıt üstünde de ebedileştirmeyi bilmişlerdir. Bu anlayış içinde Rabbine boyun kesen sanatkarın “benlik” ten uzaklaşan gönlü, sanki ebru teknesinde şekillenmiş gibidir. Artık o Zaman büyümeye başlayan ebru teknesi derya kadar genişler, genişler ve bir kainata döner Ebru&#8217;cunun gönlü gibi Hz. Ali ne güzel buyurmuş “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, halbuki bütün alem sende dürülüp bükülmüştür” Ebru bir düştür, bir özlemdir. Ona bakan her gözde yeni anlamlar kazanan bir akıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Kaynak: Dr. Hatice Aksu</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
Diğer kaynaklar/yorumlar:<br />
Kağıt bezeme sanatlarının en mühimlerinden olan ebruculuğun hangi tarihten beri bilindiğini kesinlikle söylemek, bugün için imkansızdır; böyle bir belgeden mahrumuz. Gerçi çok eski tarihli kitap ciltlerinde bile yan kağıdı (kapak ile kitabı birbirine bağlayan kağıt) olarak ebru’yu görmekteyiz. Ancak bu eserlerin yazıldıkları tarih bilinse bile, bizim için, ebru’ya dair bir belge sayılamaz. Çünkü böyle eski yazmalar, yüzyıllar botunca hiç değilse birkaç defa tamir görüp yenilenmiştir. Bu ebru kağıtlarının da o tamir sırasında konulmuş olması muhtemeldir; yani kitabın tarihinden çok sonraya ait olacağı akla gelir. Üzerinde yazıldığı tarih kayıtlı olmak şartıyla bir hat örneği ihtiva eden ebru kağıtları, zamanı göstermek bakımından bir vesika hükmündedir. Görebildiklerimiz içinde tarihi olan en eski ebru kağıdı 962 H. (1554) yılına ait bir Malik’i Deylemi yazısıdır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru’nun başlangıç tarihini bulmak için hiç değilse Onbeşinci Asır’a kadar inilebilir. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz gerekir. Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça’daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan’da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça’ya zamanın Türkçe’sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir. Osmanlı’nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı’nın inceliklerini öğrenmek için Buhara’ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı’nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru kağıdının batı ismi Türk Kağıdı veya Türk Mermer Kağıdıdır. Avrupa’da ebru üzerine yapılan meşriyatı’da içine alan “Buntpaper” (alacalı kağıt) isimli eserin girişinde, ebru’nun Türkistan’dan çıkmış olduğu belirtiliyor. Bizdeki ebru sanatkarları arasında söylenegelen rivayette, ebruculuğun gerçekten Buhara’da başladığı şeklindedir. Ebru sonra Büyük İpek yolu ile İran üzerinden Türkiye’ye Ebru ismini alarak gelir. Ebru Sanatı’nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık’ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru’yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir. Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Osmanlı’da ise Şebek Mehmed Efendi’den sonraki en önemli Ebru Sanatçısı, Hatip Ebrusu’na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed Efendi’dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii’nde hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">EBRU NE DEMEKTİR?</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru kağıdı üstünde buluta benzeyen renk kümeleri meydana gelmektedir. Bu yüzden bulutumsu bulut manasına gelen Farsça Ebri adının alan kağıtlar, yüzyıllar boyunca böyle anılmıştır. Ancak ebru kelimesi daha ahenkli bulunduğu için, sanat isim değiştirmiş ve galat olarak ebru kağıdı veya ebruculuk denilmeye başlanmıştır. EBRU: [(Aslı: Farsça Ebri = bulut renginde ve daha doğrusu, Çağatayca Ebre = Roba(elbise) yüzü kürk kabı]. Hare gibi dalgalı ve damarlı (kumaş kağıt v.s.) = (isim) Cüz ve defter kağıdı yapmak için kullanılan renkli kağıt. Ebru kelimesinin asıl olarak Ab-ru’dan geldiğini, bunun ise Fars dili kaidesine göre izafet terkibi manası ile yüzsuyu demek olmayıp, tavsifi terkip karşılığı suyüzü manası taşıdığını, çünkü bu sanatın suüstünde icra edildiğini söyleyenler de vardır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Kağıt üzerinde mermerdekine benzer damarlar görüldüğü için, Avrupalılar ebru kağıdına mermer kağıdı ( = papier marbre, marmor papieri marbled paper….) demeyi tercih etmişlerdir. Arap aleminde ise varaku’I-mücezza ( = damarlı kağıt) olarak tanınmıştır. Kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden biri… Bütün Osmanlı sanatlarında olduğu gibi usta-çırak usulü ile öğrenilen ve sanatçının iradesi dışında birçok değişkenden etkilenen bir sanatır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru; renklerin suyla dansının yarattığı bir ahenktir aslında. Bazı kaynaklar ebrunun, yüz suyu anlamına gelen “ab-ı ru” sözcüğünden, bazı kaynaklar ise Orta Asya dillerinden Çağatayca’da hareli görünüm, damarlı kumaş ya da kağıt anlamına gelen “ebre”den geldiğini söylese de en yaygın kanı, kelimenin kökeninin Farsça; bulutumsu, bulut gibi anlamına gelen “ebri” den gelmekte olduğudur. Her ne şekilde isimlendirilse isimlendirilsin insanlara da isim olan ebru, gizemli bir ahenk taşıyor. Zorlu ve emek isteyen bir sanat olan ebru, geri dönüşü olmayan, tekrarı olmayan, çok değişkenli bir sanattır. Birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılan ebru, geleneksel el sanatlarımızdan olmasına rağmen yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Dünya çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenmeye başlanmış, bazı ülkelerde ebru yapımı sırasında kullanılan malzemeleri üreten firmalar boy göstermişti. Ebru sanatında son devrin piri merhum Mustafa Düzgünman gerek yetiştirdiği öğrencilerle gerek bu sanata kazandırdığı anlayışla manevi hazinelerimizden birinin payidar kalmasında büyük rol oynamıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Tarihimizde ebru kağıdı yazı (kıta, levha…) ve minyatürlerin etrafına iç ve dış pervaz olarak yapıştırılır. , hudutlarıda altın cedvellerle örtülürdü. Son devirde yazı yerine çiçekli ebru konularak cazip kompozisyonlarda vücuda getirilmiştir. Kullanılan ebrular üzerlerine bazen ezilmiş varak altın serpilerek Zer-efşan’lı ebru Hatib tarzındaki kıyılarınada altınla tahrir (kontur) çekilerek Tahrirli ebru haline getirilirlerdi.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Kitap sanatları ile ilgili eserlerde nedense ebruya dair malumata rastlanmıyor. Daha öncede Menakkıb-i Hünerveran dolayısıyla bu hususa temas etmiştik. Diyelim ki ebruculuk o esnada fazla yaygın değildi.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Peki Nefeszade İbrahim Efendi (ölümü:1060 H.-1650)’nin eseri olan ve kısa hattatlar tarihinden sonra ahircilik, kağıt boyamacılığı, mürekkepçlik gibi sanatları büyük bir vukufla ve derinlemesine ele alan Gülzar-ı Sevab isimli eserde ebrudan niçin bahis yoktur, bilinmez.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Bu eseri neşre hazırlayan (1939) Kilisli Rıfat Bilge merhum, istanbul kütüphanelerinde kitap sanatlarıyla alakalı ne kadar yazma eser gördüyse kitabın sonunda ayrıca listesini vermiştir, onlarda ebruculuğa temas edilmemektedir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">1635 - 40 yıllarında Fransa’da imaline başlanan ebru kağıdının Avrupa’da battal ve bilhassa taraklı cinsleri benimsenmiştir.<br />
Şebek<br />
Hatib<br />
Hezarfen İbrahim Edhem Efendi<br />
Nafiz Efendi<br />
Aziz Efendi<br />
Necmeddin Okyay</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Malzemeler:</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Tekne: Boyutları, üzerine Ebru yapılacak kağıdın boyutlarından 1-2 cm daha büyük olmalıdır. Genel olarak 35 cm × 50 cm boyutlarında ve 5-6 cm derinliğindedir. Galvaniz kaplı sac ya da paslanmaz çelikten yapılmalıdır. Eskiden olduğu gibi çam ağacından üretilirse, içi su sızdırmaması için ziftlenmelidir. Bazı ebruzenler iki tekne kullanırlar. Ikinci tekneye musluk suyu doldurulur. Ilık teknede ebru hazırlanır, ikincisinde ise hazırlanan ebru yıkanır. Tek teknede ebru hazırlamak ve oradan çekip almak daha çok kullanılan bir yöntemdir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Kitre: Suya kıvam vermek için kullanılan bir sıvıdır. Genel olarak iç ve doğu Anadolu bölgelerinde yetişen geven otunun çizilmesiyle elde edilen sıvının kurumuş zamkı kullanılarak hazırlanır. Beyaz renkli zamk tercih edilir.Salep, keten tohumu, ayva çekirdeği de kitre üretmek için kullanılabilir; fakat daha sık kullanılan ve rahatça bulunabilen kitre, geven bitkisinden elde edilir. Geven zamkı toz haline getirilmiş halde satılmaktadır. Kitreli su şu şekilde hazırlanır: 7 lt suya 50 gr geven tozu konur ve bir gece boyunca şişmesi beklenir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ertesi gün sıkılarak naylon çoraptan geçirilir. Çorabın içinde erimemiş zamk parçacıkları ve çöpler kalır. Geven zamkı iyice eriyene kadar bu sıkma işlemine 2-3 defa devam edilir ve son olarak hiç sıkmadan çoraptaki kitre tekneye süzülür. Kitreli suyun kıvamı çok önemlidir; içinde gezdirilen çubuğun izi, çubuk çıkarıldığında ne öne doğru devam etmeli ne de geriye doğru gitmelidir. Hazırlanan kitreli suyun fazlası buzdolabında 1 ay saklanabilir. Kitreli suyun kötü kokması bozulduğunu gösterir. Kitreli su ne kadar hızlı kirlenirse o kadar iyi kıvama gelmiş demektir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Öd: Ebrunun asıl sihiri ödde saklıdır. Öd boyanın dibe çökmesine mani olunur, boyaların birbirine karışmasını engeller. Mezbahadan alınan sığır ödü bir metal kap içine konur. Bu metal kap, içinde su kaynayan bir başka kabın içine konur. 20-30 dakika sonra ortaya çıkan kan ve köpük temizlenir. Öd bir kavanoza alınarak soğutulur ve bir damlalık kullanılarak boyalara konur. Çok açılması istenen boyalara bol öd damlatılır. Kalkan balığı ödü de kullanılmakta ve boyaya farklı bir hoşluk vermektedir. Eskiden öd yerine tütün yaprağı suyu da kullanılırmış.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Boyalar: Suda erimeyen, asit ve kazein içermeyen, ışıktan etkilenmeyen doğal boyalar kullanılır. Sadece oksit, pigment ve toprak temelli boyalar kullanılmaktadır. Memleketimizde çok çeşitli renkte toprak bulunmaktadır ve bu bizler için büyük bir şanstır. Eğer renkli toprak elde etmişsek bu toprak suya konur, iyice karıştırılır ve bir kaba süzülür. Toprak tekrar 5-6 dakika karıştırılır ve yine bir kaba süzülür. Dinlenmeye bırakılan toprak iyice çöktükten sonra üzerindeki fazla su atılır ve bir boya olarak kullanıma hazır hale gelir. Eğer boya satın alınmışsa, 50 cm × 50 cm boyutunda bir mermer ya da cam yüzey üzerine 2-3 tatlı kaşığı konur, ortası havuz haline getirilerek su eklenir, beşer dakika süreyle 4 kere 8 şekli çizilerek ezilir ve ardından kullanılmak üzere bir kaba alınır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Fırça: At kılından ve gül dalından yapılır. Gül dalı hem hafif olduğu hem de küflenmediği için, at kılı ise boyaları emmediği için tercih edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Desteseng: Boyayı ezmeye yarar, kolayca tutulmasını sağlayan özel bir şekli vardır, mermer kullanılarak üretilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Su: Eskiden yağmur suyu kullanılırmış. Hava kirliliği nedeniyle yağmur suları artık asit içermektedir. Bu nedenle sadece damıtılmış içme suyu kullanılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Biz: Büyük, kalınca iğne olup, ebruya şekil vermekte kullanılır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Diğer Malzemeler: Bir tahta üzerine belli aralıklarla sıralanmış metal tellerden oluşan taraklar; ezilen boyaları toplamak için spatula; boyaların konulduğu ana kaplar; ödlü boyayı muhafaza etmek için kullanılan daha küçük kaplar; emici nitelikte kağıt.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">(Çeşitler)</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">BATTAL EBRU : Boyaların koyu renkten başlanarak, açık renge doğru fırça yardımıyla Kitreli su üzerine serpilmesiyle elde edilir. Boyalar daha sonra kağıda geçirilir. Basit bir ebru çeşidi gibi görünmekle birlikte, boyaların yüzeyde eşit miktarda ve büyüklükte dağılmasını sağlamak, özellikle ebru yapmaya yeni başlayanlar için pek de kolay olmamaktadır. Diğer ebru çeşitlerine geçebilmek için önce Battal Ebruyu doğru yapmak gerekir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">GEL - GİT EBRUSU : Battal Ebru yapıldıktan sonra ince bir çubuk yardımıyla üzerine paralel çizgiler çekilerek oluşturulur.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">ŞAL EBRUSU : Gel-Git Ebrusu yapıldıktan sonra yine ince bir çubuk yardımıyla enine üç adet, boyuna da iki adet ( S ) harfi, bunların aralarına da istenildiği gibi kavisler çizilerek hazırlanır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">SOMAKİ (MERMER) EBRUSU : Gel-Git veya şal Ebrusu üzerine fırça yardımıyla Battal Ebru yapılarak elde edilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">TARAKLI EBRU : Ebru teknesinin eninden 5 mm. küçük tahtalarla, belli aralıklarla dizilmiş toplu iğne, tel veya ince çivi ile hazırlanan taraklar kullanılarak yapılır. Önce Gel-Git Ebrusu oluşturulur, daha sonra Gel-Git enine hazırlandıysa boyuna, boyuna hazırlandıysa enine tarak yardımıyla tarama yapılır. Eğer istenirse üzerine enine veya boyuna ” S ” harfleri çizilerek taraklı şal ebrusu oluşturulur.<br />
Not: İçerik, internetten alıntı yapılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru sanatı nedir?<br />
Kâğıt süsleme sanatlarının en önemlilerinden biri&#8230; Bütün Osmanlı sanatlarında olduğu gibi usta-çırak usulü ile öğrenilen ve sanatçının iradesi dışında birçok değişkenden etkilenen bir sanattır.<br />
Ebru; renklerin suyla dansının yarattığı bir ahenktir aslında. Bazı kaynaklar ebrunun, yüz suyu anlamına gelen &#8220;ab-ı ru&#8221; sözcüğünden, bazı kaynaklar ise Orta Asya dillerinden Çağatayca&#8217;da hareli görünüm, damarlı kumaş ya da kağıt anlamına gelen &#8220;ebre&#8221;den geldiğini söylese de en yaygın kanı, kelimenin kökeninin Farsça; bulutumsu, bulut gibi anlamına gelen &#8220;ebri&#8221; den gelmekte olduğudur. Her ne şekilde isimlendirilse isimlendirilsin insanlara da isim olan ebru, gizemli bir ahenk taşıyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Zorlu ve emek isteyen bir sanat olan ebru, geri dönüşü olmayan, tekrarı olmayan, çok değişkenli bir sanattır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılan ebru, geleneksel el sanatlarımızdan olmasına rağmen yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Dünya çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenmeye başlanmış, bazı ülkelerde ebru yapımı sırasında kullanılan malzemeleri üreten firmalar boy göstermişti.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru sanatında son devrin piri merhum Mustafa Düzgünman gerek yetiştirdiği öğrencilerle gerek bu sanata kazandırdığı anlayışla manevi hazinelerimizden birinin payidar kalmasında büyük rol oynamıştır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru tarihi<br />
Ebru sanatının ilk kez ne zaman ve nerede yapıldığı tam olarak bilinememektedir. Tarihi ve kimin tarafından yapıldığı belli olmayan bazı eserler vardır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Bugün kayıtlardaki en eski ebru 1595 yılına aittir. Şebek Mehmed Efendi imzasını taşır. Ancak, bir sanatın gelişmesi ve kabul görmesi için yüzlerce yıl geçmesi gerektiğini ve kayıtlarda da detaylı bir arama yapılmadığını düşünürsek bu sanatın çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu kabul etmemiz gerekir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ayrıca, ebru kelimesinin Farsça&#8217;daki EBRİ kökünden geldiğini iddia edenler olsa da, bu kelimenin kullanılmasından yıllar öncesinde, Türkistan&#8217;da EBRE kelimesinin çok yakın anlamda kullanıldığı bilinmektedir. Yani kelimenin Farsça&#8217;ya zamanın Türkçe&#8217;sinden geçmiş olma olasılığı yüksektir. Osmanlı&#8217;nın son devirlerinde yaşamış olan Üsküdarlı Şeyh Sadık Efendi, Ebru Sanatı&#8217;nın inceliklerini öğrenmek için Buhara&#8217;ya gitmiştir. Bu da, Ebru Sanatı&#8217;nın Orta Asya kökenli olduğuna dair güçlü bir kanıttır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru Sanatı&#8217;nın günümüze ulaşmasında, Üsküdarlı Şeyh Sadık&#8217;ın büyük payı vardır. Onun devamında, Hezarfen Edhem Efendi, Necmeddin Okyay ve Mustafa Düzgünman, bir yandan sanattaki geleneği korumuş, aynı zamanda da ebru çeşitlerini tanzim ederek Ebru&#8217;yu güçlü bir sanat haline getirmişlerdir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru Sanatı ile ilgili yazılmış ilk eser, Tertib-i Risale-i Ebri adını taşır ve 1608 tarihlidir. Basitçe ebru yapımından ve ebru sanatçılığından bahseder.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Osmanlı&#8217;da ise Şebek Mehmed Efendi&#8217;den sonraki en önemli Ebru Sanatçısı, Hatip Ebrusu&#8217;na da adını veren İstanbullu Hatip Mehmed Efendi&#8217;dir.Aynı zamanda hattat olan sanatçı, Ayasofya Camii&#8217;nde hatiplik yapmış ve 1773 yılında vefat etmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Geleneksel Türk Ebru sanatında kullanılan malzemeler</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Kâğıt : Emici özelliği fazla ve mat olanları tercih edilir. Genellikle birinci hamur kâğıt kullanılır.<br />
Kitre : Kitre, Anadolu’da yetişen, geven türü dikenli bitkilerden elde edilen, yapışma özelliği az olan bir zamk çeşididir. Suyla birlikte karıştırılarak uygun kıvam elde edilir. İpek kitresi ise, toz halinde hazır olarak satılmaktadır. Piyasada aktarlarda bulunabilen kitrenin plaka halinde, beyaz ve topraksız olanları tercih edilmelidir.<br />
Tekne : Ebru yapımında tekne dediğimiz, içine kitre konan kaplar kullanılır.<br />
Fırça : Fırçanın sapı için, esnek olduğundan dolayı gül dalı kullanılır. Kıllar ise, at kuyruğundan elde edilir.<br />
Boyalar: Ebru yapımında genellikle oksit kırmızı, oksit sarı, oksit siyah, lahur çiviti kullanılır. Diğer renkler de bunların karışımından elde edilir. Güzel bir ebru için renkleri uyumlu kullanmak önemlidir. Bu nedenle koyu renklerden başlanarak renkler kullanılır. Tabandaki siyah boya, üzerindeki boyaları canlı ve aktif gösterir. Aralardaki beyazlar da renklere hareket getirir.<br />
Öd : Renklerin kitre üzerinde kalmasını sağlar. Boyanın içine atılarak kullanılır. İpek boyalar için kullanılmaz.<br />
Biz : Büyük, kalınca iğne olup, ebruya şekil vermekte kullanılır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru nasıl yapılır?<br />
Ebru yapımına başlamadan önce seçilecek kağıdın ölçüsüne uygun büyüklükte bir tekne alınır, tekne kitreli su ile doldurulur.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Ebru teknesi basitçe alüminyum bir baklava tepsisi gibidir. Kitre, bir bitkinin özü olup baharatçılarda (aktarlarda) satılır. Sinme bir avuç veya tepeleme iki çoba kaşığı kitre iki litre kadar su içinde 2, 3 veya 4 gün bekletilerek kitrenin su içinde iyice şişmesi sağlanır. Şişen kitre su içinde el ile yoğurularak suya karışması sağlanır. Kitreli su boza kıvamında veya az seyreği olmalıdır. Hazırlanan sıvı ince bir tülbent ile süzülerek temizlenir. Son haliyle tekneye yavaşça (köpürtmeden) boşaltılır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey (veya seramik, krom) arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su katılır. Ezilme sonrasında meydana gelen çamur benzeri boyaya sığır ödü katılarak 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boyanın öd asidiyle pişmesi sağlanır. Beklemeden sonra mamül sulandırılarak kullanılır. Boya açılmıyorsa öd katılır. Rengi açmak için su kullanılır.Bir ebru bir defa yapılabilir.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Hazırlanan boyalar fırça veya metal çubuk yardımıyla daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine damlatılır.Boyaların açılmasını ve şekillerin yuvarlaklığını kesin olarak bilemeyiz. Ancak fikir sahibi oluruz. Yaptığımız ebrunun tam olarak nasıl olacağını değil neye benzeyeceğini bilebiliriz. Bu yüzden iki defa aynı ebruyu yapmak imkansızdır. Kağıt tekneye serilir, iş tamamlanır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Kağıt düzgünce tekne üzerine bırakılır, görüntünün kağıda işlemesi sağlanır. Kağıt temiz bir ortamda kurumaya bırakılır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Su yüzeyinde meydana gelen şekiller, teknik gereksinme sonucu daha çok soyut olarak gelişir. Bu düzenlemeden sonra seçilen kağıt su yüzeyine yatırılır. Birkaç saniye sonra kaldırılır ve kitreli suyu süzülünceye kadar iki ucundan asılır.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">Bu ebrû tekniğinde sanatçı, boyaların kitreli su üzerindeki dağılışına yeterince hakim olamaz. Bu yüzden bir takım kalıplaşmış ebrû tipleri oluşmuştur.</span></p>
<p><span style="font-size: 11pt; color: black; font-family: Verdana;">kaynak;alıntı</span></p>
<p> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: left;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><a rel="attachment wp-att-664" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=664"></a></span></span></p>
<p><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><a rel="attachment wp-att-668" href="http://www.kaybolansanatlar.com/?attachment_id=668"></a></span></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaybolansanatlar.com/?feed=rss2&amp;p=654</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRK SANATLARI SEMPOZYUMU</title>
		<link>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=628</link>
		<comments>http://www.kaybolansanatlar.com/?p=628#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2009 20:56:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Beyaz Melek</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[TÜRK SANATLARI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaybolansanatlar.com/?p=628</guid>
		<description><![CDATA[ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ
GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ
GELENEKSEL TÜRK EL SANATLARI BÖLÜMÜ
TEZHİP ANASANAT DALI
 




GELENEKSEL TÜRK SANATLARI SEMPOZYUMU




 
        
            Tarihî İpek Yolu üzerinde yer alan Erzurum şehri, kültürel ve sanatsal birikimi açısından önemli bir merkezdir. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı medeniyetinin derin izlerini taşımaktadır. 2007 yılında kuruluşunun 50. yılını kutlamış olan Atatürk Üniversitesi, çok sayıda ulusal ve uluslararası etkinliğe ev sahipliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong><span style="font-size: 15pt; color: #333399; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-bidi-font-family: Arial; mso-ansi-language: EN-US;" lang="EN-US">ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ</span></strong><span style="font-size: 15pt; color: #333399; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: EN-US;" lang="EN-US"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong><span style="font-size: 15pt; color: #333399; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-bidi-font-family: Arial; mso-ansi-language: EN-US;" lang="EN-US">GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ</span></strong><span style="font-size: 15pt; color: #333399; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: EN-US;" lang="EN-US"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong><span style="font-size: 15pt; color: #333399; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-bidi-font-family: Arial; mso-ansi-language: EN-US;" lang="EN-US"><span style="font-family: Times New Roman;">GELENEKSEL TÜRK EL SANATLARI BÖLÜMÜ</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong><span style="font-size: 15pt; color: #333399; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-bidi-font-family: Arial; mso-ansi-language: EN-US;" lang="EN-US">TEZHİP ANASANAT DALI</span></strong><span style="font-size: 15pt; color: #333399; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-ansi-language: EN-US;" lang="EN-US"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<table class="MsoNormalTable" style="background: red; width: 483.85pt; mso-cellspacing: 0cm; mso-shading: #CCCCCC; mso-pattern: solid red; mso-padding-alt: 6.0pt 6.0pt 6.0pt 6.0pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="645">
<tbody>
<tr style="height: 27.15pt; mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes; mso-yfti-lastrow: yes;">
<td style="background: #ffcc99; width: 483.85pt; height: 27.15pt; mso-shading: #CCCCCC; mso-pattern: solid #FFCC99; mso-border-alt: dotted gray .75pt; border: gray 1pt dotted; padding: 6pt;" width="645">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><strong><span style="font-size: 18pt; color: navy; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 13.5pt;">GELENEKSEL TÜRK SANATLARI SEMPOZYUMU</span></strong><span style="font-size: 18pt; color: navy; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"></span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 50%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt; color: red; line-height: 50%; font-family: Arial;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: Arial;"><span style="mso-spacerun: yes;">        </span></span></strong><span style="color: red; font-family: Arial;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-spacerun: yes;">            </span></span></strong><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Tarihî İpek Yolu üzerinde yer alan Erzurum şehri, kültürel ve sanatsal birikimi açısından önemli bir merkezdir. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı medeniyetinin derin izlerini taşımaktadır. 2007 yılında kuruluşunun 50. yılını kutlamış olan Atatürk Üniversitesi, çok sayıda ulusal ve uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapmış köklü bir kurumdur. Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü Tezhip Anasanat Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenecek olan <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">“Geleneksel Türk Sanatları Sempozyumu” </strong>nun da bölgenin kültür ve sanat ortamına büyük katkı sağlayacağı inancındayız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-spacerun: yes;">            </span>Saygıdeğer Katılımcılar,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">04-06 Haziran 2009 tarihleri arasında düzenleyeceğimiz <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">“Geleneksel Türk Sanatları Sempozyumu” </strong>na sizleri davet etmekten büyük mutluluk duymaktayız. Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü ve Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı’nın katkılarıyla, Düzenleme Kurulu olarak sizlere güzel bir sempozyum sunmayı arzu etmekteyiz. Katılımınız ve katkılarınıza şimdiden teşekkür eder, saygılar sunarız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">SEMPOZYUM KONULARI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Tezhip, Hüsn-i hat, Minyatür, Cilt, Ebrû, Çini, Halı, Kilim, Kumaş, Dokuma, Kalemişi, Vitray, Metal, Taş, Ahşap İşçiliği, Kakma ve Oyma gibi sanatlarımızla ilgili yapılan;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; line-height: 150%; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Arial;"><span style="mso-list: Ignore;">-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Alan Araştırmaları,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; line-height: 150%; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Arial;"><span style="mso-list: Ignore;">-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yurtiçi ve Yurtdışı Müze Araştırmaları,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; line-height: 150%; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Arial;"><span style="mso-list: Ignore;">-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Kütüphane Araştırmaları,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; line-height: 150%; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Arial;"><span style="mso-list: Ignore;">-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Geleneksel Sanatlarla ilgili Uygulamalar,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; text-indent: -18pt; line-height: 150%; mso-list: l0 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Arial;"><span style="mso-list: Ignore;">-<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;;">          </span></span></span><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Sempozyum Genel Amacına Uygun Konular…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">SEMPOZYUM ONURSAL BAŞKANI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 200%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 200%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Dr. Hikmet KOÇAK<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>(Atatürk Üniversitesi Rektörü)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 200%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 200%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">SEMPOZYUM BAŞKANI<span style="mso-spacerun: yes;">  </span></span></strong><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 200%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 36pt; line-height: 200%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 200%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Dr. Kemalettin YİĞİTER (Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 200%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 200%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">SEMPOZYUM DÜZENLEME KURULU</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yrd. Doç.Dr. Celalettin KARADAŞ (Başkan)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; color: gray; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 8.0pt;">Tezhip Anasanat Dalı Başkanı</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yrd. Doç.Dr. Tahsin PARLAK</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yrd. Doç.Dr. Oktay HATİPOĞLU</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Okt. Hurisel HATİPOĞLU</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Arş. Gör. Şükriye KARADAŞ</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">BİLİM VE DANIŞMA KURULU</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Dr. A. Saim ARITAN<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Selçuk Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Şerife ATLIHAN<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Marmara Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Dr. Bekir DENİZ<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Akdeniz Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Dr. Çiçek DERMAN<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Marmara Üniversitesi)</span><span style="color: #999999;"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Uğur DERMAN </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Dr. Hamza GÜNDOĞDU<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Atatürk Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Dr. Fevzi <span style="color: #333333;">GÜNÜÇ</span><span style="color: #999999;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span></span><span style="color: gray;">(Selçuk Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Dr. Selçuk MÜLAYİM<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Marmara Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Dr. Hakkı ÖNKAL<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Dokuz Eylül Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. İsmail ÖZTÜRK<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Dokuz Eylül Üniversitesi)</span><span style="color: #999999;"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Dr. Zeren TANINDI<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Uludağ Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Faruk TAŞKALE<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Dr. Sitare TURAN BAKIR<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: #999999;">(</span><span style="color: gray;">Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi)</span><span style="color: #999999;"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Prof. Dr. Ayşe ÜSTÜN<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Uşak Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Öğr. Gör. İslam SEÇEN<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yrd. Doç. Hüseyin GÜNDÜZ<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yrd. Doç. Dr. Oktay HATİPOĞLU<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Atatürk Üniversitesi)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yrd. Doç. Dr.</span><span style="font-size: 9.5pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 12.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';">Celalettin <span style="color: #333333;">KARADAŞ</span></span><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: 9.5pt; color: #333333; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"> </span><span style="font-size: 9.5pt; color: #999999; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span><span style="font-size: 9.5pt; color: gray; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">(Atatürk Üniversitesi)</span><span style="font-size: 9.5pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yrd. Doç. Dr. Tahsin PARLAK<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="color: gray;">(Atatürk Üniversitesi)</span></span><span style="font-size: 9.5pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">SEMPOZYUM SEKRETERİ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Yrd.Doç.Dr. Oktay HATİPOĞLU<span style="mso-tab-count: 1;"> </span>: 0(442) 231 50 83<span style="mso-spacerun: yes;">      </span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">e-mail: </strong><a href="mailto:oktayh@atauni.edu.tr">oktayh@atauni.edu.tr</a></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-spacerun: yes;">                                    </span><span style="mso-spacerun: yes;">      </span><span style="mso-tab-count: 1;">     </span>: 0(533) 307 57 74<span style="mso-spacerun: yes;">                   </span>oktayhatipoglu@gmail.com<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">SEMPOZYUM SEKRETERYASI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-spacerun: yes;">          </span><span style="mso-tab-count: 1;">  </span>Okt. Hurisel HATİPOĞLU<span style="mso-spacerun: yes;">      </span><span style="mso-tab-count: 1;">     </span><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>: 0(442) 231 50 73<span style="mso-spacerun: yes;">                   </span>hhatipoglu@atauni.edu.tr</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Arş. Gör. Şükriye KARADAŞ<span style="mso-spacerun: yes;">  </span><span style="mso-tab-count: 1;">   </span><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>: 0(442) 231 50 76<span style="mso-spacerun: yes;">              </span><span style="mso-spacerun: yes;">     </span><a href="mailto:skaradas@atauni.edu.tr">skaradas@atauni.edu.tr</a></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">SEMPOZYUM ORGANİZASYON SORUMLULARI</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span><span style="mso-tab-count: 1;">           </span></span></strong><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Öğr. Gör. Dr. Numan ÖZEN</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-spacerun: yes;">             </span>Okt. Hurisel HATİPOĞLU<span style="mso-spacerun: yes;">          </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Arş. Gör. Şükriye KARADAŞ<span style="mso-spacerun: yes;">    </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Arş. Gör. Funda YEŞİLYURT</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Arş. Gör. Erhan MUTLUGÜN</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Arş. Gör. Okan TOKER</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">BİLDİRİ İLE KATILIM</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bildiri özetleri için ekteki dosyada yer alan Bildiri Özeti Formu doldurularak, sempozyum takviminde belirtilen tarihte elimizde olacak şekilde e-mail veya posta yoluyla sempozyum sekreterliğine gönderilmelidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">SEMPOZYUM TAKVİMİ</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bildiri Özeti Son Gönderme Tarihi<span style="mso-tab-count: 2;">                      </span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">:</strong> <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">20 Mart 2009</strong><span style="mso-tab-count: 1;">  </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Bildiri Özet Kabul Tarihi<span style="mso-tab-count: 3;">                         </span><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">:</strong> <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">10 Nisan 2009</strong><span style="mso-tab-count: 1;">            </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Sempozyum Tarihi<strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"> <span style="mso-tab-count: 3;">                               </span>: 04 – 06 Haziran 2009</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">İLETİŞİM</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Adres<span style="mso-tab-count: 1;">   </span>:</span></strong><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.4pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"><span style="mso-spacerun: yes;">  </span>25240 ERZURUM<span style="mso-spacerun: yes;">   </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Fax<span style="mso-tab-count: 1;">      </span>:</span></strong><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;"> 0(442) 236 09 66</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"> </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 9.5pt; line-height: 150%; font-family: Arial; mso-bidi-font-size: 10.0pt;">Kaynak:atauni.edu.tr</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaybolansanatlar.com/?feed=rss2&amp;p=628</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
