Vav işi(Telkari);
25 Nisan 2009 Yazan Beyaz Melek
Kategori Vav işi(Telkari)
TEL KARİ TARİHÇESİ :
İngiliz bilim adamı James Melleart’ın bilimsel bulguları referans alınarak geliştirilen tezlere göre, maden sanatının ilk adresi Anadolu’dur. Çatalhöyük’te yapılan arkeolojik kazılarda çıkan bakır ve kurşundan yapılmış süs eşyaları bu sanatın 8000 yıldan uzun bir geçmişe sahip olduğu tezini kuvvetlendirmektedir. Geleneksel Türk maden sanatına ait altın, gümüş, bakır, pirinç ve tunç objeler, Selçuklu ve Osmanlı ustaların eserleridir. 
Malzeme olarak daha ziyade altın ve gümüşün kullanıldığı kuyumculuk sanatı, Türk maden işçiliğinde ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Arkeolojik kazılardan elde edilen bulgulara göre, telkâri tekniğinin M.Ö. 3000 yılından beri Mezopotamya’da, M.Ö. 2500’den bu yana da Anadolu’da kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Telkâri’nin asıl merkezinin 12. yüzyılda Musul olduğu, bu sanatın Musul’dan Suriye’ye, oradan da Anadolu’ya geçtiği ileri sürülmektedir. Telkâri yapımının 15. yüzyıldan bu yana ise Türkler arasında da yaygın olduğu, özellikle de Güneydoğu Anadolu’da çok geliştiği bilinmektedir.
Antik takılar günümüzde kullanım yerlerine göre sınıflandırılmaktadır. Boyun takıları arasında kolyeler, boyunluklar ve pandantifler var tek öğeli boyun takılarına kolye, boynu saran ve çok öğeli olanlara da gerdanlık denmektedir. Boyunluklar masif yada içi boş olarak tasarlanan değerli madenlerden yapılan ve boynu tamamen saran takılardır. Zengin bir görüntü yaratan pandantifler antik çağlarda altın ya da gümüşten yapılan zincirlere takılarak kullanılmıştır. El-kol takıları olarak bilezikler ve pazı bentler sayılabilir. İlk örnekleri taştan yapılan bilezikler zamanla tunç, gümüş altın ve camdan üretilmiştir. 
Başlangıçta güç göstergesi sayılan yüzükler, zamanla mühür ve süs eşyası olarak kullanılmıştır. Baş takısı olarak taçlar iademler ve küpelerden söz edebiliriz. Günümüz kadınlarının başlarını süsleyen taçlar, antik çağda önce tanrılara ait bir süs eşyası olarak düşünülen takılar zamanla halk arasında rütbe göstergesi ve süs eşyası olarak kullanılmıştır. Önceleri Mersin ve defne gibi ağaçların dal ve yapraklarından yapılan taçlar zamanla altından yapılır olmuştur. Broş ve iğnelerden oluşan giysi takıları ise genellikle altından yapılmış ve her dönemde ilgi uyandırmış süs eşyalarındandır.
Elbiseyi zenginleştiren broşlarda, maden ve taş birlikte kullanılmıştır. Anadolu’da çok eskiden beri kullanılan iğnelerin ilk örnekleri kemikten yapılmışsa da, zamanla tunç, bakır, gümüş ve altından da yararlanılmıştır. Şekillendirmede ise çekiçleme, kalıba dökme ve kıvırma gibi teknikler kullanılmıştır.
Kuyumculuk sektöründeki endüstrileşmeyle yaşam alanı daralan sanatın ustaları telkari işlemeciliğini bugüne kadar taşımayı başarmıştır. Mardin Midyat, Anara Beypazarı ve Trabzon telkari sanatının yaşatıldığı merkezlerden sayılmaktadır.
TEL KARİ NEDİR:
Telkari ve altın gümüş işlemeciliği, ince telden takı süslemeciliğine verilen addır. Telkari’ nin sözcük anlamı tel ile yapılan sanattır. İnce telden yapılan takı süslemeciliğidir Telkari’ye aynı zamanda ‘vav işi’ de denilmektedir.

Gümüş takı çeşitleri; kemer, kolye, bilezik, küpe, iğne, başlık ve tılsımdır. Telkarideki motifler tabiatın Türk-İslam düşüncesi ile yorumlanışı ve
Türk zevkini yansıtır. Beypazarı’nın takıda sembolü tılsımdır.
Geleneksel el sanatları içerisinde özel bir yere sahip olan telkari Türk kültüründeki süsleme anlayışının güzellik estetik ve zarafetinin bir simgesidir. Telkari ince tellerden şekil verilerek oluşturulan uçsuz bucaksız dünyanın sınırsız takı seçenekleri ile ölümsüzleştiği bir abide gibidir. 
—————————————————————————-
Telkari sanatını icra eden çift tutmaktan nasırlaşmış parmakları ile tellere şekil veren ustalar, bazen Osmanlı motiflerinden esinlenerek tarihimizi bazen tasarımlar yaparak günümüzde modern takılara farklı boyutlarını yansıtmaktadır.

Tarih boyunca hattatlar, nakkaşlar mimarlar var olan güzellikleri gözler önüne serme çabası ile sanat alemlerinde birer ışık olmuşlardır. Bütün Osmanlı sanatlarında olduğu gibi telkari de zorlu, emek isteyen, usta çırak usulü ile öğrenilen bir sanattır.
Düz Pense
Karga Burun
Maşa
Makas
Antep makası
Silindir
Pres
Heşkek takımı ve zımbaları

Matkap
Şalimo kaynak takımı
Mikron
Testere kolu
Kerpeten
Kumpas
Malafa çeşitleri
Mengene
Mıknatıs
Fırça çeşitleri
Pota
Daga
Tartı
Tokak çeşitleri
Tel çekme pensi
Tezgan mengenesi
Gönye
Cetvel
Nitrik asit
Boraks
Yüzük ölçüleri
Çekiç
Şide
Hortum
Elek
Örs
Yüzük malafası
Ayar
Çekme makinesı

Tırtır
Gırgır
Bakır kap
Sıvı boraks
Eritme ocağı
Derece
Halka marafası
Kulakta: Küpe ve sırğa
Burunda: Hızma
Boyunda: Kolye, zincir, akarsu, boyunbağı, gerdanlık
Göğüste: İğne, broş, döşlük, fişeklik, saat, köstek, ağızlık, barutluk, tesbih, belbağı
Ayakta: Halhal (zilli bileklik)
Kolda: Kolçak, pazubend, bileklik, bilezik, künye
Omuzda: Nazarlık, Muska, Hamayıl, Göz boncuğu
Hasır Telkari
“Örgü işi” veya “ Trabzon işi” olarak da bilinen bu teknikte, ürün tellerin örülmesi ile ortaya çıkarılmaktadır. Daha çok Trabzon yöresinde uygulanan bu teknikte altın ve gümüş teller sekiz santimetreye kadar ende örülerek şeritler haline getirilmektedir. Daha sonra silindirler arasından geçirilen bu örgüler ezilerek tam bir örgü şerit haline getirilir. Bu şeritler uygun uzunlukta kesilerek bilezik ve kolye yapılır.
Kakma Telkari
Bu teknikte bir taş, maden veya ağaç yüzey üzerine kazınan şekil ya da oyukların içine tel yerleştirilir. Tel kakma yapılacak yüzey üzerine çizilen şekil, kazıma veya asitle oyma tekniği ile yüzey üzerinde çukurlaştırılır. Bu çukura yerleştirilen çoğunlukla köşeli tel çekiçle vurularak sıkıştırılır ve şekil içerisine gömülür. Yüzeyden taşan kısımlar alınır, eğelenir, perdahlanıp parlatılır. Bu teknikle silah kabzaları, bıçak sapları, şemsiye sapları, zarf açacakları, yazı takımları, kaşık sapları, tespihler, nalınlar, ağızlıklar, baston sapları, şamdanlar, vb. eşya süslenir.
Kafes Telkari
Bu teknikte tellere şekil verildikten sonra kaynakla birleştirilerek bir ana iskelet oluşturulur. Bu iskeletin içi daha ince tellerle doldurulduktan sonra yine kaynak yapılır ve gerekirse ürün minik kürelerle ve toplarla süslenir.Bu teknikle kül tablaları, çakmak kılıfları, sigara ve mücevher kutuları, şamdanlar, tepsiler, şekerlikler, vazolar, ağızlıklar, nargile uçları, çiçekler, sigara tabakaları, fincan, bardak, sürahi vb. eşya kılıfları, abajurlar, çeşitli tabaklar, düğmeler, kol düğmeleri, küpeler, tepelikler, kolyeler, broşlar, bilezikler, kemerler ve yüzükler üretilir. Beypazarı’nda telkâride bu teknik kullanılır.
TEL KARİ YAPILIŞI:
Bir çok geleneksel sanatımızda olduğu gibi telkaride de sanatkarlar işinde kullanacağı her türlü malzemeyi kendisi yapmak zorundadır. Yani usta telkaride kullanacağı telleri kendi atölyesinde hammaddeden elde etmektedir. Öyle ise bizde bu sanat dalını kullanılacak telin yapımı ile başlayabiliriz.
Son İşlemler; ağartılan ürünler deterjanlı (eskiden deterjan yerine çöven kullanılırdı) su ile tekrar yıkanır ve ince telli bir fırça ile iyice fırçalanır. Yüzeydeki fazlalıklar ve kaynak artıkları temizlenir; ürünlerin yüzeyi düz bir çelik parçası ile parlatılır
Mardin’de Telkari
Özellikle Mardin ve Midyat ilçesinde telkari sanatı oldukça gelişmiştir. Hatta Mardin ve Midyat ilçesi, telkarinin doğup büyüdüğü yer olarak hafızalarda yerini çoktan kazımış durumda. Sayıları bugün bir elin parmakları kadar azalan ustalar, sanatı yaşatmak ve geleceğe taşımak için çalışmalarını sürdürüyor. Her el sanatı gibi gün geçtikçe kan kaybeden Telkari Sanatı’na Mardin Valiliği destek vermektedir. Sanatın sürekliliğinin sağlanması için ilde genç ustalar tarafından işlenen telkariler, Avrupa’daki moda evlerine kadar götürülecektir. Böylece geleneksel el sanatı, broşür dağıtımından uluslararası fuarlara kadar birçok hizmetten faydalanmış olacaktır. Bugün el kalemi ile parlatma işlemi Mardinli ustaların bir geleneği olarak devam etmektedir.
Bir telkari ustası olan Mardinli Suphi Hindiyerli, yüreklerden akıp gelen bu sanatın yaşatılması için çaba gösterenlerden biri olarak uzun yıllar mesleğini İstanbul’da yaptıktan sonra fabrikalaşma süreciyle birlikte telkarinin artık İstanbul’da yapılamayacağını inanarak, Mardin’e dönmüş. Suphi usta, Telkari’yi tarihin derinliklerinden gelen ve mitolojik güzelliği yüreklere nakşeden estetik bir bütünlük olarak tanımlıyor. Telkari ustası Suphi usta, “Telkari, hayal güzelliğinin el dokusuyla sanata dönüşmesidir. İnsanların göz zevkini doruklara çıkaran kuyumculuğun mahir elleri ile tel halinde gümüşü diriltir, altını şahlandırarak mütevazi tahta çekiçle ayak körükleri ve sevda yakısını sunan alevle telkariyi oluşturur” diyor. Suphi usta, el sanatlarının tabi özellikle telkarinin Türkiye için bir sembol haline getirilmesi ve yaşaması için bu konuda eğitim veren kursların çok önemli olduğunu düşünüyor.
Beypazarı’nda Telkari
Telkari sanatı, Beypazarı’ na Ahilik yoluyla kazandırılmıştır. Beypazarlılar bu sanatı kabul etmişler ve zaman içinde geliştirmişlerdir. Daha çok süs eşyaları ve takılar yapılmaktadır. Kemer, kolye, bilezik, küpe, iğne, başlık ve tılsım başlıca takı çeşitleridir. Telkarideki motifler tabiatın Türk-İslam düşüncesi ile yorumlanışı ve Türk zevkini yansıtır. Beypazarı ilçesi, telkâri sanatı, giyimi kuşamı, yemekleri, evleri ve el sanatları açısından incelenmeye ve araştırılmaya değer özellikler gösterir. İlçede gümüş işleri yapımının tarihi çok eskilere dayanır. Eski ustalar döküm gümüş ve altın işleri yaparken son 40 -50 yıldan bu yana telkâri ile uğraşmaya başlamışlardır. Bu eski ustaların yetiştirdiği ve onların bıraktığı yerden başlayan yeni ustalar ise 20. yy’ın son çeyreğinde telkâriyi Beypazarı’nda geliştirerek adını yurtdışına kadar duyurmuşlardır. Beypazarı’nda üretim geleneksel tekniğinden sapmadan küçük işletmelerde yapılmaktadır. İlçede 40 kadar işyerinde 30’a yakın usta ve kalfa ile 400’e yakın çırak ve işçi telkâri alanında çalışmaktadır.
Trabzon’da Telkari
Havasıyla insanı doyuran, yağmurlarıyla insanı coşturan, uçsuz bucaksız yeşilliği ile doğal tedavi merkezi olan Trabzon el sanatları ile de adından sıkça söz ettirmektedir. Telkarinin Trabzon’a yerleşmesi ve yaygınlaşmasında Dağıstanlı ustaların etkisi oldu ustalarca dile getirilmektedir.
Günümüzde kazaklık, hasır ve telkari işlemeciliği ile hem yurt içinde hem de yurt dışından talep olup bu taleplere karşılık verebilmektedir. Trabzon’da yapılan likör, kahve takımı, çay tepsisi, takunya, hasır, kazaklık genç kızların çeyizini süslediği gibi düğünlerinin de vaz geçilmez takıları arasında yer alır. Bir başkadır gümüş tepsiden kahve içmek bir başkadır doğasıyla bütünleşmek…
Doğu Karadeniz bölgesi jeolojik açıdan Anadolu’nun en zengin bakır yataklarına sahiptir. Bölgedeki bakır yataklarından elde edilen bakır hammaddesi Trabzon atölyelerinde Tranzonlu ustaların maharetli ellerinde işlenmektedir. Trabzon’da halen geleneksel olarak bakır, braonz, pirinç gibi madenlerden telkari mutfak eşyaları ve süs eşyalar yapılmaktadır
